Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aruoba'nın intiharı düşündüğü gece, kızı Filiz'in adını tersten yazarak başladığı mektubun iç dökümü Zilif. Bir başka şairin dediği;
"Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…"
mısrasının tersten okunuşu ayrıca. Anneler bırakmazken elleri, babalar dökmek ister giderken içini.
Bir babanın çocuğuna bıraktığı en güzel ama bir o kadar da kağıt kesikleri bu kitap/kitapçık/mektup.
Sen, buluşabildiğimiz ender günlerden birinde, bana gelmiştin. Yaz başıydı; ben bahçede oturmuş rakı içiyordum; sen de —galiba mut luluktan— koşuşturup duruyordun. Sana, yarı şakayla, “Haydi bakalım — bana erik getir” de miştim. Koşup gitmiştin: Bahçede bir erik ağacı olduğunu biliyordun. Epey sonra (hatta, biraz daha gecikseydin, kalkıp sana bakmağa gidecek tim), alı al, moru mor, kan-ter içinde geri gelmiş tin : elinde bir külah: Manavdan, harçlığının son kuruşuna kadar vererek aldığın erikler...
Ağaçta erik yoktu; ama Baban senden erik iste mişti... — Ne yapabilirdin ki...
Yapman gerektiği için yapabileceğini yapmıştın — işte seni insan yapan da bu.
Sevgili Kızım, zorlukla yazıyorum. Elim rahatsız, titriyor.
Onun için, yazım çarpık-çurpuk oluyor. (Bu küçük defteri de kendim yaptım; sayfaları keserken o da biraz eğri-büğrü oldu.) Kusura bakma.
Yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlaya bilecek konumda olacaksın — yıllar geçecek; bü yüyeceksin. O zaman, bana küçükken beslediğin duygular, belki bir-iki anıya sıkışıp kalmış olacak;
belki de, kocaman bir boşluğun incecik çeperleri durumuna gelecek; ama bu cılız anılardan onların anlamını çıkarabilecek yaşa gelmiş olacaksın;
yıllar boyunca da, düşüne düşüne, çıkaracaksın.
Bunu umuyor değil, biliyorum; çünkü sende, daha o yaşında bile, o anlamı kavrayacak gücü görmüştüm — yani, şimdi, görüyorum...