“Ama ben suçlu değilim,” dedi K., “bir yanlışlık söz konusu. Bir insan nasıl suçlu olabilir ki? Birimiz ya da ötekimiz, hepimiz insan değil miyiz bu dünyada?” “Doğru söylüyorsun ama bütün suçlular böyle söyler zaten,” dedi rahip.
Yeni yılın ilk kitabı Dava oldu. Uzun bir aradan sonra okuduğum bu Kafka romanı, beni hem zorladı hem de fazlasıyla şaşırttı.
“Dava, kendi halinde bir banka şefi olan Josef K.’nın bir sabah uyanır uyanmaz tutuklanmasıyla başlar. Ne var ki işlediği suç bir türlü açıklanmaz ve bunu K.’nın boğucu mahkeme kalemlerine, tanıdık avukatlara yaptığı bitmek tükenmek bilmeyen, sonuçsuz ziyaretler takip eder. Çeşitli tavsiyelerde bulunan ya da onu bu esrarengiz yargılamadan kurtarabilirmiş gibi görünen insanların oluşturduğu karanlık bir girdabın tam ortasında kalan K., gitgide üzerine çöken müphem bir hukuk sisteminin karmakarışık, absürt ağlarına daha fazla dolanır.”
Dava; bozuk, adaletsiz bir hukuk sisteminin bir insan hayatında ne gibi olumsuz sonuçlar yaratabildiğini, onu nasıl günden güne içine çekerek tüketebildiğini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Suçunun ne olduğunu bilmeden tutuklanan ve muhtemelen hiç öğrenemeyecek olan K. da bunun en somut örneği. Başlarda ciddiye almadığı, hatta biri hatırlatmasa aklına dahi gelmeyen davası, onun için gittikçe ciddi ve önemli bir hale gelmeye başlıyor. Gün geçtikçe bu davadan başka bir şey düşünemez, işini dahi yapamaz hale geliyor. Bunun sebebi ise herkesin davasından haberdar olması ve aslında herkesin bu konuda bir fikrinin olması. Rahip de, hizmetli de, kapıcı da, hatta tüccar dahi bu davadan haberdar. Bu güruh K.’nın daha da davanın içine çekilmesine neden oluyor. Kafka’nın karmaşık dili her ne kadar zorlayıcı da olsa, düşündüren, sorgulatan bir eser oldu Dava.
“Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını. O zenginlerin arkadaşları birkaç finansçı, üç beş holding yöneticisi. Üstelik içtenlikten her zaman şüphe duyulan ilişkiler içindeler. Oysa benim dostlarım dünyanın gelmiş geçmiş en akıllı ve yaratıcı insanları: Aristoteles, Platon, İbn Rüşd, Faulkner, Homeros, Nietzsche, İbn Haldun... Bunları hangi maddiyatla bir tutabilirsin?”
Sayfa 250 - Doğan Yayıncılık-Zülfü Livaneli·Kitabı okudu