Ey Gönül!
Yolunu kaybetmiş bir seyyah gibi, her gördüğü vahaya ab-ı hayat zannederek koşan ey hırçın ve saf gönül…
Dur ve bir an olsun dinle. Sevgi dediğin o muazzam cevheri, kime ve neye harcadığına iyi bak. Çünkü insan, sevdiği kişinin boyasıyla boyanır; kimin peşinden giderse, menzili de onun vardığı yer olur.
Bir insanı Allah için sevmek, bu yeryüzünde tadılabilecek en yüce, en berrak ve en asil duygudur.
Bu sevgi; içinde menfaat barındırmayan, dünyalık çıkarların kirletemediği, kaynağını bizzat Yaradan’ın kendisinden alan mukaddes bir bağdır.
Birini sırf O’nun rızası için, O’nun bir tecellisi olduğu için sevmek; ruhu hafifletir, kalbe bir melek kanadının dokunuşu gibi huzur verir.
Bu, sevgilerin en güzelidir; çünkü fani olanı baki kılmanın yegane yoludur.
Ancak ey gönül, sevmek sadece bir rüzgara kapılmak, her gördüğü güzele ram olmak değildir. Sevginin bir vakarı, bir imanı, bir duruşu olmalıdır.
Zulmün Karşısında Sevgi Müflistir
Kafir olduğu apaçık belli olan, hakikate gözlerini yummuş ve üstelik yeryüzünü fesada uğratan bir zalimi sevmek; işte bu bize yakışmaz, bizim harcımız değildir.
Unutma ki: Zulme rıza göstermek zulümdür; zalimi sevmek ise o zulme ortak olmaktır.
Mazlumların feryadı arşı titretirken, yetimlerin gözyaşı toprağa düşerken, hakkı ve hakikati çiğneyen bir müstakbire karşı kalbinde en ufak bir muhabbet beslemek, o temiz kalbe ihanettir.
Zalimin cazibesine, gücüne ya da dünyalık parıltısına aldanıp ona meyil etmek, adaletin ve merhametin kaynağı olan Allah’a karşı bir hürmetsizliktir.
Zalim sevilmez; çünkü onun kalbi kararmıştır, o iyiliğin ve nurun düşmanıdır.
Zalim sevilmez; çünkü ona duyulan sevgi, onun mazlumlara attığı her tokatta parmağının olması demektir.
Kalbini Hakikate Ram Et