"Ne mermer, ne de yaldızlı anıtları prenslerin, uzun yaşayacaklar benim şiirimden, o göz alıcı parlaklığına, sadece sen ışıldayacaksın aralarında, yerle bir ettiğinde hırpani zaman, en koca anıtları bile, ne mars'tır onun kılıcı, ne de savaşın sıcak ateşi, yok edebilir şiirimde senin canlı anılarını. Yürü, övgülerini bulacaksın orada, tüm kuşaklar gözünün önünden gerçerken bile, dünyanın son gününde hepsinin gözünde. O mahşer günü kendin canlanana kadar yaşayacaksın, işte sen şiirimde ve sevenlerin gözlerinde yaşayacaksın.'
"Zamanınız kısıtlı, bu yüzüden onu başkalarının hayatını yaşayarak harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla, yaşama doğmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin, gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engelemsine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolunda gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ce sezgileriniz ne yapmak istediğiniz bilirler. Bunun dışında herşey teferruattır."
İnsanın birini sevmesi, kendisini harcaması midir ey güzel allah'ım? Kalbimizin sevgisini görmeden gidenler. içimizde herşeyin yıkıldığını görmeden, gidenler neden hiçbirşey olmamış gibi giderler. Ey yüce rabbim, Kulun sana kurban olsun, insan neden bir anda cayar sevmekten, ortada hiçbir sebep yokken? Neden? Ey Güzel Rabbim? Neden?
"Keşke seni hiç tanımasaydım, keşke yaralarıma tuz dökmeseydin.. keşke senin gibi yokluğuna alışabilseydim. Unutamıyorum seni, yokluğuna alışamıyorum. Sevdiğim gibi gidemiyorum.. ağır yaraların derin acısıyım."