Yarım yüzyıl ve daha fazla bir zaman geçtikten sonra bir kimse çocukluğunda kendisini lakayt bırakmış olan bir çevrenin, bir manzaranın, vakaların belirdiğini görüyor; çocukken o, dış dünyada kendinden bir parçaymış gibi, sırf fizyolojik bir kaygıyla yaşamış, farkında olmadan bakmıştı; şimdi ise işte bütün o zamandan bu zamana geçmiş olan şeyler bir sisle örtülü kaldıkları halde duyumlarının en uçucu olduğu zaman hatırına geliyor ve gözünün önünde canlanıyor. Bize bilinçsiz olarak işlemiş olan duyumun hiç bir zaman iradeli bir surette uyandırılamayacağı apaçıktır.