Beşir Orak

Beşir Orak
@adenzagor
İzmir
Batman, 1 Nisan
9 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Aidiyet
1) ait olduklarınız elinizden alınsa ne yaparsınız? 2) ait olduğunuz elinizden alınırsa ne yaparsınız? ikisi de aynı kapı...bir olma üzerine...yani kısaca aidiyet. peki!...iki taraftan da aidiyetini yok edersem ne yaparsın? yaşama amacın kalır mı? kalır. varlığına son vermek kolay değil, o zaman yeni ve sahte aidiyetler yaratırsın. mesela fenerbahçeliyim, mesela müslümanım, mesela şu diziyi izliyorum, mesela esra birol'la evlen programında tahsin'i tutuyorum...vs. bir toplumu dize getirmek kolay değil, diz çök deyince...çökmüyorlar...ama aidiyetini alırsan?... 18.02.2013 16:17 belirli ucamayan cisim
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ekşi
(ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin) başlığının doğrusudur. bulunduğu çevrenin koşullarına uyum sağlayabilmeli ya da orayı terk etmelidir anlamında olan bir atasözüdür. mesela üniversitenin vereceği kağıt parçasını almak için debelenmek ve gençliği harcamak gerekiyor. dersler bir şey öğretmese de ya da o kadar enerji, zaman harcayarak öğrettiklerinin katbekat fazlası; 2019 yılında olmamızdan ve neredeyse sınırsız bilgiye erişim hızının 1 saniyenin altında olmasından ötürü çok daha efektif öğrenilebildiği için sabretmek zor olsa da kağıdın toplumda prestiji olduğu ve askerliği kısa döneme çevirme gücü olduğundan dolayı her şeye rağmen gidip dersler verilmeye çalışılıyor ise bu deve güdülmeye çalışılıyor demektir. aksi halde ve kısa süre sonra sabır küpünde yakıt dibe vurduğunda eminim ki bu diyar terk edilecektir. 27.03.2019 21:44 ~ 21:47 fakirozgun
Eğitim
Ne yormak istedim seni Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım Gitmeye de kalmaya da. Ikisi de aynı acı,ikisi de rezil. Daha önce de gitmiştim Ama böyle kalarak deģil! Can Yücel
Şiir
Hastalıkta sağlıkta yanında olacağına söz veriyorsun ama bir gün o hastalanıyor ve sen toplantıda olduğun için yanına gidemiyorsun. Akşam televizyonda bir filme denk gelip kanepede yanına kıvrılmak geliyor içinden ama sabah yedide kalkman lazım. Sabah mırıl mırıl sarılıp biraz daha uyumak istiyorsun ama dokuzda işte olmalısın. Öyle birkaç kez gecikirsen atılırsın. O zaman ev kirasını, kredi taksitini ödeyemezsin, buzdolabına mama koyamazsın ve artık birbirinizi sevmemeye başlarsınız. Bir insanı sevip birlikte bir hayat kuruyorsun ama onu günde sadece üç saat görebiliyorsun. Çocuğun oluyor, hasta oluyor, elini alnına koyup “geçti bak yok bir şey” diyemiyorsun. Ona mutlulukla hatırlayacağı çocukluk anıları bırakamıyorsun. Onun nasıl güzel güldüğünü, nasıl güzel oynadığını, senin adını ilk nasıl söylediğini göremiyorsun. Fırtınalı bir okul çıkışında sürpriz yapıp elinden tutamıyorsun.Bütün günün hastalıkta sağlıkta yanlarında olacağına yemin ettiğin ailenle değil, başkalarının yanında geçiyor. Hayatımızı sevdiğimiz insanlarla geçiremeyeceksek niye yaşıyoruz? Onlara sarılmak için akşam olmasını bekleyeceksek, akşam sarılmaya çalışırken sadece hayatımızın çözülmesi gereken sorunlarını konuşacaksak, ortak hayatımız sadece problem çözmek haline gelecekse ve biz bu yüzden birbirimizden bıkacaksak niye aile kuruyoruz? Birlikte yemek yapamadığımız, misler gibi sofralar hazırlayamadığımız, “Sen soğanları doğra, salatayı ben yaparım” demediğimiz insana karı, koca ya da sevgili diyebilir miyiz? Bunu yapamıyorsak, yaşadığımız hayata hayat diyebilir miyiz? İnsanın bir ailesi yoksa hiçbir şeyi yoktur. Ailenin tanımı da kadın-erkek-çocuk-kardeşler değildir. Dostlar da ailedir. “Haberleşelim” diye kapatılan telefonun ucundaki sesler, bir kahve bile içemediğimiz, alelacele bir araya
Edebiyat