Kalp Mesai İster
10/10
·188 syf.··
2022 37. kitabı
Eğer siz de benim gibi tavsiye üzerine “Kalbini Sahibine Bırak” kitabını okumaya niyetliyseniz vazgeçin derim. Çünkü ben bu kitabın sayfaları arasında şehrin en yüksek binasından düşüp kocaman bir yarık bıraktım göğsüme. Derin iç çekişler ve hummalı tekbirler arasında ışınlanma icat edildi de ilk denek ben miyim sorusuyla isteyenlere bıraktım yeryüzünü. Hatırlar mısınız Nietzsche Zerdüşt’e, “Ama önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla.” demişti ve eklemişti, “Derisini değiştirmeyen yılan ölmeye mahkumdur.” Bu durum gönül rotasını, kalp ritmini değiştirmeyenler için de geçerlidir. Zira mühürlü bir kalp, en büyük nasipsizliktir.   Neden kalbin üzerinde bu kadar ehemmiyetle durulmuş diye soracak oldum kendime. İçimdeki derviş seslendi hemen teheyyüçle. “Gönül” yani kalp bizim dünyamıza ait bir mefhum, materyalist Batı dillerinde bunun bir karşılığı yok. Yunus Emre Hazretleri’nin ifadesiyle, “Gönül Çalab’ın (yani Rabbin) tahtı”dır da o yüzden ehemmiyetlidir. “Kalp nazargâh-ı ilahidir, imanın merkezidir. Kalbi ihya etmek haccı ekberdir.” sözlerini işitince Hz. Peygamber dönemini adese etti zihnim.   Medine`ye yolu düşen bir bedevi Resulullah`ın dilinden Zilzal suresini işitince büyük bir depremle kustu kalbindeki karanlığı. Ayetler nihayete erdiğinde bedevi ayağa kalktı ve “Bu, bana kafidir” diyerek yola koyuldu. Adam, adım adım uzaklaşırken Resulullah, “Adamcağız kurtuldu” dedi. Bedevi kurtulmuştu, gönül rotası sahibine teslimdi. Kalp mesai isterdi, cümle âlem işitti.   Mesele kalbin kıvam bulmasıydı, o da ancak Kur’an ahlakıyla, gönül tabibiyle olabilirdi. Kalp, lugatte “bir şeyi zıddına çevirmek, renk değiştirmek” mânâlarına geldiğinden ruhani ve nefsani fiiller arasında çalkalanıp durdu. Zira şeytanın her çağda ibretli örneklerle
1000k
Kalbini Sahibine BırakMerve Güleç · Ser Kitap · 020 okunma
İstanbul'da Karagöz ve Karagöz'de İstanbul..
Puan vermedi·213 syf.··
2021 92. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2021 12:30
... Sabri Esat Siyavuşgil'i anarken Karagöz'ün cidden büyük bir mazhariyeti olduğunu da anmamak kabil değil; eskiden şeyhler bile Karagöz oynatırlardı. Çünkü bu oyunun tasavvufi ve remzi kıymeti herkesçe kabul edilmiş bir hakikatti. Memnuniyetle ilave edeyim ki Sabri Esat Siyavuşgil bu küçük eserle iktifa etmiyerek "Karagöz" adlı psiko-sosyolojik bir deneme de neşretti. Hem de bunu doçentlik imtihanı için bir tez gibi kullandı. Bugün de bunu tabii bulmamak kabil mi? İşte Karagöz'ün mazhariyetinin yeni bir ifadesi ve ebediliğinin yeni bir delili. İptida tam 199 sahife tutan ve içinde 7 sahifelik bir indeks bulunan böyle ciddi bir eserin müellifini, Sabri Siyavuşgil'i hararetle tebrik, derhal ödenmesi lazımgelen bir borçtur. Eserin "Önsöz"ünün başlangıcı onun nasıl hazırlandığını güzelce anlatmaktadır. Bir kaç satır alıyorum: "... Mevzuu zannedildiğinden pek fazla çetin ve çapraşık olması mesaimizi yalnız mukayese ve tahlil çerçevesi içinde bırakmıyarak, bizi malzeme olarak kullanacağımız unsurları da derleyip toplamağa sevketmiştir. Bu suretle ruhiyatçı sıfatiyle işe başlamadan önce folklor usulleriyle, Karagöz adını verdiğimiz bu halk an'anesinin tarihi tekamülünü, içtimai hadiselerle olan münasebetini belirtmek mecburiyeti hasıl olmuştur." Eserin "Giriş"ini "Folklor ve Psikoloji" adlı bir bahis teşkil ediyor. Kütlenin psiko-sosyal davranışlarına dayanmıyan hiçbir ilim ve san'at şubesi olmadığına göre Karagöz'ü bu bakımdan tahlil etmek, folklordaki yerini tayin eylemek, psikolojisini meydana koymak çok faydalıdır. Çünkü bugüne kadar Karagöz hakkında yapılan bütün neşriyat onun tarihini ve zahirini alakadar eder. Onun "muhteva ve eda itibariyle içtimai bir hiciv mahiyetinde bulunduğu ve ondan halk ruhunun bazı vasıflarının meydana çıkarılabileceği" şimdiye kadar
Edebiyat
KaragözSabri Esat Siyavuşgil · Maarif Vekilliği Neşriyat Müdürlüğünü · 19412 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Okunmalı :)
7/10
·256 syf.··
2020 10. kitabı
Sabahattin Ali nin romanından biri. çeşitli karakter tahlilleri insana biraz dostoyevski'nin o insanın içine sızan havasını yaşatıyor. ben inanıyorum ki sabahattin ali değil de sabahattinov aliyevski olsaydı bugün her sokakta duvarlar yazılarıyla resimleriyle süslenir, pek çok başkente büstü dikilirdi. henüz tanımlanamamış bir gizem var bazı yazarlarda. dedim ya tanımlanamamış başka bir şey bu. kitapta ömer'in o çorap çaldığı pasaj bana `raskolnikov' u hatırlattı. baltayla satıcı kadının kafasını parçaladıktan sonra alt kattaki kapının arkasına saklandığı kısımda kitabı okurken titremiştim. bu duyguyu ömer'in çorap çaldığı sahnede de yaşadım. madonna gibi kötü sonla bitse de harika bir aşk hikayesine ve vurucu, insanı bir balta gibi ortadan ikiye bölebilecek bir sona sahip kitap. biraz da olumsuz yönlerine değinecek olursak, kuyucaklı yusuf ve kürk mantolu madonna kadar akıcı değil. geçim sıkıntısı ve ömerin zaman zaman söyledikleriyle çelişen karakteri sebebiyle iyice ezilen macideyi izlemek ve kitaptaki gerilimin her an artarak devam etmesi yani benim tabirimle "yazarın okuyucuya bir bardak su bile vermemesi" biraz yorucuydu açıkçası. kitapta oldukça yabancı kelime var. toplu halde görmek isteyen olur diyerek isteyenler için; darülfünun üniversite hakkedilmiş oyulmuş vehmetmek kuşkuya düşmek hesabi eli sıkı harci alem herkese uygun itiyad alışkanlık maada gayri, -den başka tufeylilik asalaklık mutehakkim baskıcı istihfaf hor görme mukaleme konuşma mubahase söyleşi, diyalog muhayyile hayal gücü istidad alışma müptedi acemi ekseriya genellikle vuzuh açıklık telakki görüş müşkül zor
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma