“Hükmüm okunduğu saatten beri, uzun yasayacağı düşüncesine göre kendini ayarlamış kaç kişi öldü! Genç, özgür ve sağlıklı kaç kişi, falanca gün Grève Meydani'nda kellemin düştüğünü görmeyi hesaplarken benim önüme geçti! Şu anda da kim bilir kaç kişi, açık havada yürüyüp soluk alan, keyiflerince evlerine girip çıkan kaç kişi
benim önüme geçecektir! “
"Seni tanidigimdan bu yana baska bir düsüncem yok. Bak, simdi de tekrarliyorum, amacim sensin. Sadece sen. Yanimda olmazsan, su an ölürüm, aklimi ka-çiririm! Artik seninle nefes alyor, görüyor, düsünüyor ve his-sediyorum. Görüsmedigimiz günlerde uyudugum ve yataklara düstügüm için neden sasinyorsun ki? Aksine! Her sey sikic1.
Makine gibiyim ben. Yürüyorum, bir seyler yapiyorum, ama ne yaptigimi fark etmiyorum. Bu makinenin atesi ve gücü sensin,"
“Çoğu insan, ağızlarından iyi söz çıkmadan önce duraksar, utançtan kıpkırmızı kesilir, fakat boş lafları yüksek sesle, cesurca dile getirir. Oysa bu lafın kaybolup gitmeyeceğinin , aksine arkasında uzunca ve bazen silinemeyecek bir kötülük bırakacağının farkında değildir maalesef.”