Bu kitabı, çok sevdiğim biri okuyor diye baş ucuma koyup bana vereceği ızdıraptan habersiz bir şekilde okumaya başlayalı birkaç gün oluyor. Yer yer duraksayıp defalarca tekrar ettiğim cümleler, bazen nefesimi kesen satırlar... Bir dostun kırık kalbini en ince noktasından hissettiğim ama her şeye rağmen yaşamaya bu kadar sıkı tutunuşuna özendiğim her kelimesiyle kalbimde yer edinen nadide bir eser.
De Profundis , genel anlamda Oscar ile Alfred'in geçmişlerini ilmek ilmek işleyen, son derece titizliklikle kaleme alınmış uzunca bir mektup. Bu satırlar, Wilde hapisten çıkmadan yalnızca iki ay evvel yazılmış fakat planladığının aksine okuyucusuna ulaşması seneler sürmüş. Bu trajik detayı bilince, her bir satır daha manalı, daha özel ve yaralayıcı oluveriyor.
Yaşadıklarını kendine ait diliyle öylesine güzel anlatmış ki, Wilde yanıbaşımda oturmuş ve mektubunu okumamı sabırla bekliyormuş gibi hissettim. Yalnız bazı yerlerde içimi büyük bir sıkıntı kaplaması, benim utanç duymam, bazen sadece "bu kadarına da pes yahu!" sitemleri etmem şaşırtıcı değil.
Mektubun ilk yarısı son derece öfkeli başlıyor, Lord Alferd ile Wilde'ın sözüm ona "dostluğu" en ince ilişkisiyle ele alınıyor ve hatta, Alfred'in kendi sanatsal dehasını tüketişi gibi sığ tartışmalara olan tutkunluğu da bir yıkım portresi gibi özenle tasvir ediliyor. Bu satırlarda en yürek burkan kısım ise Wilde'ın zehirli okları kendine çevirmesi oluyor tabii.
"Korkunç olan senin karakterin değil, benim karakterimin senin karakterine boyun eğmiş olmasıdır."
Okurken ne kadar sinirlenseniz, Wilde'ı oradan çekip almak isteseniz de içten içe onu ve çaresizliğini, aşkını o kadar iyi anlıyorsunuz ki; kendinize bile zor itiraf edebileceğiniz bir dost kazanıveriyorsunuz.
Acı, insanın en iyi öğretmenidir. Wilde, acılarıyla büyüyor ve
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖