Zihnimi meşgul eden bir soru vardı. Bir sıkıntıdan kurtulmak için kendini patlatmaya hazır birisi şehit mi olurdu, yoksa kendi kendisini öldürdüğü için katil mi?
Ahireti tasdik eden, fakat sefâhet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve îtikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muâmele görecek.
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da mânen cehennemdedir. Ve her kim hayât-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saâdet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fenâ ve sıkıntılı olsa da, dünyâsını, Cennet'in intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.