Yolun neresinde olursanız olun, anlatmak için anlamak gerekir. Hayatı anlamak. İnsanları anlamak. Coğrafya parçalarını tanımak. Suyu, güneşi, ateşi duyumsamak. Ama anlamak için de yoklamak. Parmak uçlarınızla. Belki de yapınız gereği, gözleri açık, ateşin içine dalarak…
Anlamak ve anlatmak, yolun başında olanlar için de çok önemli. Çünkü küçük hikâyeler ya da roman yazmaya heveslenen çocuklar ve gençler, edebiyat eserlerinin bütünüyle hayal ürünü olduğunu sanıyorlar.
Bu imge sonunda, sari kalem kutusu ve minik adamla birlesti. Küçük adam sarilip sarmalanmis bir eskiçag tannistydi; Asklepios antlarindaki betimlemelerde görülen ve bir parsömene yazil bir yazy ona okuyan bir Telespho-ros'tu. Iste ilk kez o zaman, insanlarin bireysel ruhlarina, hiç-bir gelenekle baglantist olmayan eski ruhsal ögelerin girmis olabilecegini düsündüm.