Kork Adso, peygamberlerden ve hakikat uğruna ölmeye hazır olanlardan kork; çünkü onlar, kendileriyle birlikte, çoğunlukla pek çok kişiyi, bazen de herkesi ölüme sürüklerler.
Tek bir doğruda ısrar etmek yerine birçok yanlış olasılığı
William'ın bir yanıt alamayınca, kendisine birbirinden çok değişik birçok yanıt önerdiğini anladım. Şaşıp kaldım. "Ama öyleyse," diye fikir yürütme yürekliliğini gösterdim, "henüz çözümden uzaksınız..." "Çok yakınım," dedi William, "ama hangisine yakın olduğumu bilmiyorum." "Öyleyse sorularınızın tek bir yanıtı yok." "Olsaydı, Paris'te tanrıbilim okuturdum Adso." "Paris'te her zaman doğru yanıtı buluyorlar mı?" "Hiçbir zaman," dedi William, "ama yanlışlarından çok eminler." "Ya siz?" dedim çocukça bir küstahlıkla. "Hiç yanlış yapmaz mısınız?" "Sık sık," diye yanıtladı. "Ama yalnızca bir yanlıştansa, birçok yanlış tasarlıyorum, böylece de hiçbir yanlışın tutsağı olmuyorum."
Sayfa 423·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Deliler ve çocuklar her zaman gerçeği söylerler, Adso
Sayfa 544·Kitabı okudu
Alıntı
. Dışlanmışların toplumla yeniden bütünleştirilmesi, onların ayrıcalıklarının kısıtlanmasını gerektiriyordu; bu nedenle de, dışlandıklarının bilincine varan dışlanmışlar, öğretileri ne olursa olsun, sapkınlıkla damgalanıyorlardı. Dışlanmışlıklarının körleştir-diği bu insanlarsa, kendi adlarına, gerçekte hiçbir öğretiye ilgi duymuyorlardı. Sapkınlığın yanılgısı buradadır. Herkes sapkındır, herkes ortodokstur; bir akımın sunduğu inancın önemi yoktur; önemli olan sunduğu umuttur. Bütün sapkınlar bir dışlama gerçekliğinin bayrağıdır. Sapkınlığı kazı, altında cüzamlıyı bulursun. Sapkınlığa karşı girişilen her savaşın istediği tek şey şudur: cüzamlının olduğu gibi kalması. Cüzamlılara gelince, onlardan ne bekleyebilirin? Üçleme doğmasının ya da Aşai Rabbani âyininin tanımının ~he kadarının doğru, ne kadarının yanlış olduğunu ayırdetmelerini mi? Hadi canım, Adso, bu oyunlar biz okumuş adamlar içindir. Basit insanların başka sorunları vardır. Hem unutma, bunların tümünü de yanlış yoldan çözerler. Bunun için sapkın olurlar."
"Ah, zavallı Adso," diye güldü William, sevecenlikle enseme vurarak, "hiç de haksız değilsin! Son iki yüzyıldır, hatta daha da önceden beri, şu bizim dünyamız hoşgörüsüzlük, umut ve umutsuzluk fırtınalarıyla kasılıp kavruldu sanki... Ya da hayır, bu iyi bir benzetim değil. Kocaman, görkemli bir ırmak düşün; toprağın sağlam olduğu güçlü yatağında kilometrelerce akıp gidiyor; ırmağın kıyılarının, sağlam toprağın nerede olduğunu biliyorsun. Bir an gelir, bu ırmak çok uzun bir zaman, çok geniş bir alanda aktığı, tüm ırmakları kendi içinde yok eden denize yaklaşmakta olduğu için yorgun düşmüş, artık ne olduğunu bilmez. Kendi kendisinin deltası olur. Bir ana kolu hâlâ varlığını sürdürebilir, ama birçok kol ondan ayrılıp her yöne dağılır, kimileri yeniden birbirine karışır; artık neyin neden çıktığını anlayamazsın; bazan hâlâ ırmak olanla, çoktan deniz olanı ayırdedemezsin..."
Hiç kimse bizi bir şey öğrenmeye zorlamaz, Adso. Öğrenmeliyiz, hepsi bu; yanlış anlama pahasına da olsa.
1000Kitap