"Bir çok hastalıkların sebebini hastanın vücudundan evvel hayatında aramak lazımdır. Yani hastalık çok defa kaderin aksiliklerine karşı ruhun ve onun peşinden vücudun isyanıdır."
Bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar. Bakışı içe dönük, balık gözlü, kimsenin kendisiyle uyuşmadığı adamlardan biri aralarına karışmayagörsün, suratları hemen değişir.
Putin, Sovyet otokrat Leonid Brejnev'in tam zıddıdır. Asık suratlı, kilolu, iri yarı, sert hatlı, kalın kaşlı bezgin Brejnev'in aksine Putin hayat dolu, havalı, neşeli, cool ve seksidir. Bir gay ikonudur. Helikopter kullanır, judo yapar, karada ve denizde avlanır, TV programlarına çıkar, hatta romantik bir erkek olarak canlı performansla Blueberry Hill'i söyler, piyano çalar. Putin bir postmodern otokrattır. Bir alfa erkek celebrity'dir. Popüler kültür çağının otoriteryenizmi neşeli, televolelidir. Çağımızın otoriteryenizmi George Orwell'ın 1984'ü değil, Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sıdır.