Elif

Elif
@afazii
3 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Nihayetinde hepimiz yakınlık, birliktelik ve özellikle de bağımlılığı küçümseyen, bağımsızlığı yücelten bir kültürde yaşıyoruz. Bu tavrı, zararımıza olmasına rağmen, doğru kabul ediyoruz. İnsanların duygusal olarak kendi kendine yetmesi gerektiğine dair yanlış inanç yeni değil. Batı toplumunda yakın zamana kadar, çocuklar kendi başlarına bırakıldığında ve kendi kendilerini sakinleştirmeyi öğrendiklerinde daha mutlu olacaklarına inanılıyordu. Sonra bağlanma teorisi ortaya çıktı ve bu tavrı en azından çocuklara karşı değiştirdi. 1940'larda uzmanlar, üstüne titremenin ileride sağlıksız, uyumsuz yetişkinlere dönüşebilecek güvensiz, aciz çocuklar yarattığı konusunda uyarıyordu. Ebeveynlere, bebeklerine fazla ilgi göstermemeleri, saatlerce ağlamalarına izin vermeleri ve onlara katı bir zaman çizelgesine bağlı bir yemek eğitimi vermeleri söyleniyordu. Hastanelerdeki çocuklar ebeveynlerinden ayrılıyor ve ancak bir camın arkasından görülebiliyordu. Sosyal hizmet görevlileri, en ufak bir sorun alametinde çocukları evlerinden alıyor ve yetiştirme yurtlarına yerleştiriyordu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bağlanma prensipleri bize insanların ancak giderilmemiş ihtiyaçları kadar muhtaç olduklarını öğretir. Duygusal ihtiyaçları karşılandığında -ne kadar erken o kadar iyi- ilgi dışarıya yönelir. Bu, bağlanma literatüründe "bağımlılık paradoksu" olarak geçer. İnsanlar bir diğerine ne kadar etkin şekilde bağlanırsa, o kadar cesur ve bağımsız olurlar.
Bu bağlanma stillerinden hiçbiri "patolojik" durumlar değil. Aksine önceden tuhaf ya da yanlış görünen romantik davranışlar şimdi anlaşılabilir, öngörülebilir ve hatta beklenir oldu. Sizi sevdiğinden emin olmadığınız biriyle mi birliktesiniz? Gayet anlaşılır. Ayrılmak istiyor ve birkaç dakika sonra fikrinizi değiştirip çaresizce kalmaya mı karar veriyorsunuz? Bu da anlaşılır. Ama bu davranışlar işe yarıyor mu veya bunca sıkıntıya değiyor mu? Bu başka bir mesele. Güvenli bir bağlanma stiline sahip insanlar, kendi beklentileri dahilinde iletişim kurmayı bilir ve bu teknikleri bilmeden de partnerinin ihtiyaçlarına etkin bir şekilde karşılık verebilir. Geri kalanımız içinse, anlamak sadece başlangıçtır. Artık etkin şekilde iletişim kurmayı ve düzgünce karşılık vermeyi öğrenmemiz gerekir.
Tamara'nın onu çok üzen erkek arkadaşı Greg'den ayrılmakta zorlanmasına yeni bir açıdan bakıyorduk. Bunun mutlaka zayıflıktan kaynaklanması gerekmiyordu. Her ne pahasına olursa olsun, bağlanma figürüyle bağı koparmamaya dair temel güdüden geliyordu ve bu durum, kaygılı bağlanma stiliyle de oldukça güçleniyordu

Elif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·69 syf.·
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Stefan Zweig
7.2/10 · 171,6bin okunma