Özlem nerdeyse anlatamayacağım bir genişlik ve biçimdeydi,onu neredeyse bit hırka gibi giymiştim üstüme,hücrelerime kadar hissettiğim tek başınalık duygusu her neyle uğraşırsam uğraşayım bir yerden kafasını uzatıp kendisini habire anlatıyordu bana.
Kahve yapmak bana hala dünyaya etki ettiğimi hatırlatıyodu. Dokunduğum birşeyi değiştirebildiğimi,yok olmadığımı,yeryüzünde gidenin ben olmadığımı, yaşamın sürdüğünü anlatıyodu.
Dünyaya doğru bir çapa. Günler süren gecenin ardından bir mum ışığında. Yeryüzünde sürüp giden yaşama karşı bir çengel. Kıyısına vurduğum ısısız ada kumlarına yazdığım "imdat" yazısı. Bana bile duyar duymaz" içimde varmıymış böyle birşey sahiden?dedirten bir hayat belirtisi.