İnsan sayısı kadar sevme biçimi vardır. Benim en kıymet verdiğim sevme hâli, sevdiğinin şerefini ve haysiyetini incitmeden sevebilmektir. Bu yüzden Kemal’in Füsun’a duyduğu aşkla aramda hep mesafeli bir soğukluk oldu. Kitabı okurken içimde sessiz ama ısrarlı bir huzursuzluk büyüdü. Çünkü bu aşk, yüceltmekten çok eksilten bir yere yaslanıyordu.
Kemal, sevdiğini bir insan olarak çoğaltmıyor; onu anılara, eşyalara, vitrinde sergilenen bir hatıraya indiriyor. Sevgi, burada bir temas değil, bir sahiplenme biçimine dönüşüyor. Takıntının estetik bir kılıfa büründürülüp “aşk” diye sunulmasını masum bulmak zor. Füsun, yaşayan bir kadın olmaktan yavaş yavaş sıyrılıyor; iradesi, sesi ve zamanı elinden alınarak nesneleşiyor.
Belki de asıl ironi burada saklı: Adına Masumiyet denilen şey, masumiyetini en çok kaybeden oluyor. Çünkü haysiyetin zedelendiği yerde, aşk ne kadar güzel anlatılırsa anlatılsın, geriye yalnızca iyi parlatılmış bir yalnızlık kalıyor. aafeyzaa #k:128orh Orhan Pamuk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma