Özdenören’in kalemini merak ettiğim için bu kitabı okumak istedim. Yedi Güzel Adam’ın içinde Müslüman kimliği ile öne çıkmış önemli bir yazar olduğunu unutmayarak kitabı okudum. Belki diğer eserlerini okusam öğrenecek pek çok şeyim olabilir ama henüz Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler kitabı hakkında bir yorumda bulunabiliyorum.
İlk basımı 1985 yılında olan kitabın üzerinde çokça düzeltmeler yapılmış. Benim okuduğum 36. Baskı olmasına rağmen Özdenören, kitabının son halini gönlüne göre yazamadığını ifade ediyor. Ben de öyle düşünüyorum çünkü kitap çelişkiler ile dolu. Müslümanlık tanımı yaparken, küfür tek millettir derken, Batı’nın Müslümanlığa bakışını aktarırken yahut İslamiyet ile bilimi kıyaslamaya çalışırken...
Genel anlamda İslamiyet karşıtı görüşlerin çürütülmeye çalışıldığı yazılar dizisi aslında bu kitap. Bence İslamiyet’i bu kadar sınırlayıp katılaştırarak anlatmak doğru değil. Allah, bu dini bize zorluk çekelim diye ya da zorda kalalım diye yaşatmıyor. İslam kolaylıklar, incelikler ile dolu bir din. İslam eğer bir kalıba sokulmadan yaşanırsa ve yaşatılırsa mükemmel bir din. Bu demek değil ki belirli kurallar çerçevesinde kurulmuş bu dinin kurallarını -haşa- değiştirerek yeni fetvalar verilerek yaşanması doğru olur. Aksine zaten bize yol gösteren farz, sünnet, vacip
dediğimiz sınırları Allah bizim için belirlemiştir. İslam’da farz bile farzı ayn farzı kifaye şeklinde yapılması “zorunlu” olan ve yapılması “gereken” farzlar olarak ikiye ayrılır. Böylece İslam’ın hem ne kadar keskin hem de ne kadar esnek bir din olduğunu anlarız.
Özdenören sayfa 66’da “Günümüzde kendisine Müslümanım diyenlerin çoğu “çağın gözüyle İslam’a bakma” yaklaşımını benimsemiş durumdadır. Bilim diye belletilen çağdaş sapkınlıklara kesin doğrular diye bakılınca, yani “bilim” yeni bir
Müslüman, kendi kültürüne soyut olarak ondan hoşlandığı, ondan zevk aldığı için değil, kendi hayatı ancak kendi kültürüyle gerçekleşebileceği için bağlıdır. Bu nedenle, Batılı burjuvanın değer anlayışı, kültüre bakış tarzı, Müslüman’ın kültürden anladığı kavramdan farklıdır. Batılı, her ne pahasına olursa olsun kendi kültürünün korunmasını ister. Müslümansa her ne pahasına olursa olsun değil, gerektiği ölçüde, kendi geçmiş kültürünü sahiplenir, gerektiği yerde de bu kültürü reddetmekte tereddüt etmez.