Tüm bunlar; güneş, arabanın meşin ve at pisliği kokusu, cila, buhur kokuları ve uykusuz geçen gecenin yorgunluğu, görüşümü de düşüncelerimi de bulandırıyordu.
Annemle Bay Pérez'in sık sık, akşamları bir hastabakıcı eşliğinde kasabaya kadar gezintiye çıktıklarını söyledi bana.
Etrafımı çevreleyen kır manzarasına baktım. Gökyüzüne yakın tepelere kadar uzanan sıra sıra servileri, bu kızıllı yeşilli toprağı, bu seyrek ve hatları belirgin evleri görünce, anneyi anlıyordum. Buralarda akşam saatleri, hüzünlü bir fasıla gibi olmalıydı.