Bir asırdan fazla bir süre sonra resimleri, yaşarken hiç okumadığı gazetelerin finans sayfalarında haber oluyor, asla adımını atmadığı sanat galerilerinde en yüksek fiyattan değer biçiliyor, onun varlığını görmezden gelmiş müzelerde en görülen eserler oluyor ve ona başka bir işle ilgilenmesini tavsiye eden akademilerde en büyük hayranlığı uyandırıyor.
Bugün Van Gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.
Edvard Munch gökyüzünün çığlık attığını işitti. Gökyüzü çığlık attığında, alacakaranlık başlayalı bayağı olmuştu ama güneş ufuktan yükselen ateş dillerinde hâlâ direniyordu. Munch bu çığlığın resmini yaptı. Bugün tablosunu gören herkes kulaklarını tıkıyor. Yeni yüzyıl çığlık atarak doğuyordu.
Bütün gün üzgün ve öfkeli oluyorum, çünkü düşünmediğim şeyleri söylemek mantıklı ve doğal gelmiyor bana. O zaman kendimi uçsuz bucaksız yalnızlıkların kollarına atıyorum. Ruhumdaki bu garip durumun açıklamasını soracak olsam onlara, beni yanıtlamazlar.
Seni sevmek, sana tapınmak isterdim; ama çok güçlüsün sen ve ezgilerimde korku var. Düşüncenin tek bir belirtisiyle dünyaları yok edip dünyalar yaratabiliyorsam, benim güçsüz yakarışlarımın sana bir yararı olmayacaktır.