Gece Dediğin Şey
Yalnızca göğün kararması değildir. Bazı saatler vardır; sokak lambaları bile yorgun yanar, camlarda yarım kalmış hayatların buğusu birikir, uzaktan geçen bir ambulans sesi şehrin kaburgalarının arasından geçer gibi yankılanır. Ve sonra herkes evine çekildiğinde dünya küçülür. Bir mutfak ışığı kalır sadece bazı pencerelerde. Bir çayın unutulmuş buharı. Masanın üstünde açık bırakılmış bir kitap. Uyumayan insanların sessizliği. Bir de kediler vardır gecede. İnsanlardan daha iyi bilirler bazı şeyleri. Dar sokaklardan ağır ağır geçerler; sanki dünyanın bütün yorgunluğunu görmüş gibi kimseye hesap vermeden yürürler. Bazıları apartman boşluklarında uyur, bazıları yağmurdan kaçarken arabaların altına siner. Ama en çok da kimsenin dönüp bakmadığı kaldırımlarda gururlarını taşırlar. İnsan bazen bir sokak kedisine benzer geceleri.
Şiir
Yas Çanı
Yağmur çatıyı döverken 1800 lerde kalma bir plak Satie'den gnossiennes çalıyordu. Gri gökyüzünün pençesine düşmüş şehrin sokaklarına taziye havası sinmişti. Yağan sinsi yağmur, rahibelerin bakireliklerinin savaşa kurban gittiğine ağlayan papazların gözyaşları gibiydi. Rahibeler idam edilirken düşman rüyalarında, kilise kurtarıcı erlerin varlığına şükür çanları inletiyordu. Mesihin çocukları henüz gitmeyen rahibelerin bekâreti için değil düşman istilasından kurtulacak şehrin bekareti için İsaya yakarış gözyaşını döküyordu.. Bir yemin çınlıyordu sokaklarda; ölümüne, namusuna, şerefine, Bir inat haykırıyordu sokaklarda; öfkesine, direnişine, zaferine.. Kılıçları kana susamış erlerin coşkusu yıllardır aç bırakılmış bir canavarın acımasızlığına bürünüyordu yavaş yavaş. Düşmanı zalimce parçalamanın vereceği hazla yanıp tutuşan erlerin en vahşi hayvandan farkı kalmıyordu. Savaşın insanı en acımasız hayvana dönüştürdüğü gerçeği barışın insanı meleğe dönüştürmesinden daha kâtiydi.. Sanırım savaş, insanın içindeki canavara verilmiş en geniş özgürlüktür. Yani savaş önce insanlığı yok ederdi sonra da insanı. Papazın bu insanlıktan uzak düşleri takdis edişinin ardından kilisenin dua ayini başlamıştı çoktan.. Aristokratın soyluluğunun devamı için yalvarışı, avamın canı için yalvarışı ve korkusundan daha ağır basıyordu. Bir yandan güç, bir yandan üçüncü tabakadan önemsiz bir can.. La
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çok ağır duygulardan geçiyorum şehidimiz var çok yakınımdan 3 yaşında bi çocuğu gencecik bi eş bıraktı arkasında yiğidimiz ne denir bilmiyorum ama uzaktan bile çok ağır geliyordu bu duygular şimdi bu kadar yakınken daha da ağır geliyor dua edin olur mu
komik kızım aslında da derdo tarafım ağır basıyor 🥲
Yaşamaya Dair
1 YASAMAK SAKAYA GELMEZ, BÜYÜK BİR CİDDİYETLE YASAYACAKSIN BİR SİNCAP GİBİ MESELA, YANI, YASAMIN DIŞINDA VE ÖTESİNDE HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDEN YANI, BÜTÜN İŞİN GÜCÜN YASAMAK OLACAK. YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN, YANI, O DERECEDE, ÖYLESİNE Kİ, MESELA, KOLLARIN BAĞLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA, YAHUT, KOCAMAN GÖZLÜKLERİN, BEYAZ GÖMLEĞİNLE BİR LABORATUARDA İNSANLAR İÇİN ÖLEBİLECEKSİN, HEM DE YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİN İNSANLAR İÇİN, HEM DE HİÇ KİMSE SENİ BUNA ZORLAMAMIŞKEN, HEM DE EN GÜZEL, EN GERÇEK ŞEYİN YASAMAK OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE. YANI, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YASAMAYI, YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN, HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL, ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN, YASAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN. 1947 (2) DİYELİM Kİ, AĞIR AMELİYATLIK HASTAYIZ, YANI, BEYAZ MASADAN BİR DAHA KALKMAMAK İHTİMALİ DE VAR DUYMAMAK MÜMKÜN DEĞİLSE DE BİRAZ ERKEN GİTMENİN KEDERİNİ
Onu benden almayın.
Bir gün beni birisini severken görürsen inan ki sen ol diye Rabbime çok yalvardim. Bu cümle ne acı ki yaşayana aslında çok ağır. Birinden vazgeçmek istememek. Sevginin en üst versiyonu olarak en güçlü olandan onu istemek. Sevgi, aşk denilen kavramlar ne yazık ki günümüzde içi boş birer patates torbası haline getirildi. İyi insanlar enayi olarak adlandırılıp bir Afyon dinlenme tesisi niyetiyle sevilenler tarafından ilgi açlığı karşısında doyum için kullanılmaya başlandı. Erkekler sevilecek hanımefendi, kadınlar ise düzgün beyefendi bulamadıklarını dile getirmekte peki herkes bu kadar düzgünse kim bu bizi üzen ve nerede kavuşamadıklarımız? Aslında hepsi içimizde hepimiz başka bir hikayenin kötüsüyüz çünkü insan sevdiğine kolaylaşır. Ve her sevgi sahibi insan iddia sahibidir. Ve insan bilin ki iddiasından sınanır. Senin kıyamadığına başkası kıyar, senin bakarken içinin gittiği senden gider. Olduramamak olamamak ve onsuz kalamamak. Mevlana'nın alıntısı belki Burçin Terzioğlu sesiyle çınlar kulaklarınızda "Allah der ki kimi benden çok seversen onu senden alırım. Onsuz yaşayamam deme seni onsuz da yaşatırım." Az çok sevgiden, sevginin zorluklarından bahsettim hatta ayrılığa kadar ama kavuşmak... İşte bu konunun yabancısıyım ben onsuz yaşatılanlardanım.