9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:25
Bir büyücü edasıyla dili eğip büken, bozup yeniden kuran Doğan Yarıcı'dan çocukluk ve ölüm arasında gidip gelen bir sarkaç: O Boşluk . Dostluk üzerine unutulmayacak bir ağıt, benzersiz bir aşk, varoluş, yok oluş, saplantı, kaçma, derinleşme ve uçma güncesi. Anlama ve anlamlandırma denemesi...
Arka Kapak Yazısı
O BoşlukDoğan Yarıcı · Yapı Kredi Yayınları · 201212 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 01:18
"Alaca bir at koşar içimde Zamansız, mekânsız nefese doğru" "Rüveyda", Nurullah Bey'in çok sevdiğim, defalarca okuyup dinlediğim bir şiiriydi ve "Bu şiirin kitabını da okumalıyım." diyen içimdeki sesi iyi ki dinlemişim. Şair,kitabın ismininde sahibi olan şiirin ilk kısımlarında, bir attan bahseder:"Alaca bir at koşar içimde/Zamansız, mekânsız nefese doğru" Bu dizeler bana insanın çocukluk çağlarını anımsattı; çocuklar genelde hareketli olurlar, sürekli oyun oynamak isterler ve bu isteğin zamanı,mekânı olmaz. Şiirin ilerleyen kısmında "Alaca bir at koşar içimde/Ezer toynaklarıyla anılarımı" der,şair. Bu kısım bana gençlik-yetişkinlik çağlarını anımsattı; insan,bu yaşlarda geçmişin yüküyle savaş hâlindedir; keşkeleri, niyekileri, yapsaydımları, yapmasaydımları vardır.Ve şiirin son kısımlarında at vurulur:"At vuruldu;içim paramparça Rüveyda"Bu mısrada insanın yaşlılık zamanıdır,ölümden önceki son düzlük misâli...Ve şair "Rüveyda'ya Ağıt" isimli şiirinde "Sen ölmedin Rüveyda;at vuruldu ben öldüm." der. Aslında ölen kendisidir;şiirin başından itibaren koşan,anılar altında ezilen,vurulan hep kendisidir. Velhasılı,beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim.İyi okumalar.
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
İnanılmaz, harika, olağanüstü… Olgunluk dönemi eserlerini çok seviyorum. Bu başka bir olay. Karlsbad’a ve aşka vedanın böyle coşkulu bir ağıt haline dönüşmesi… Yüksek bir tutkunun ürünü diyor Goethe, ruh hallerimingüncesi diye söylüyor şiiri için. Çok çok etkileneceksiniz.
Marienbad AğıdıJohann Wolfgang Von Goethe · Sözcükler · 2018109 okunma
Geçmişime yolculuk ve ağıt
Puan vermedi··
Beğendi
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:23
Salkım Sokak No:3 Kitap bir İclal Aydın kitabıyım diye daha ilk cümlelerden bağırıyor hikaye aslında tanıdık bildik ama yüreğimizde hiç bir zaman soğumayacak acılarla dolu zulüm ve göç hikayesiyle balkanlardan başlayıp İzmirime uzanan göçün ve memleketin her yerine tayini çıkıp göçebe kuş misali yaşayan emniyet müdürünün, eşi ve iki oğlundan oluşan ailesinin izmirde aynı mahallede kesişen hayatları ve seksenlerin doksanların zor ama güzel yıllarından günümüze yaklaşan hikayesi olarak başlıyor. Sanırım kitaptaki kahramanlar bir nevi benim de o yaşlarda oralarda benzer şeyleri yaşamış olmam aynı sokaklardan aynı kaldırımlardan yürüyüp benzer şeyleri yaşamış olmamdan kaynaklı yüreğimi parça parça canlı canlı ısırıp çiğneyen geçmişin acı tatlı hatırları nedeniyle başta çok dokunmasada ilerledikçe canımı yakmasıyla ağladım ve ağladıkça okudum okudukça ağladım bir ara nefesim kesildi çünkü çok ağır ve çok sancılı konular sardı her yanımı. Yutkunmak şöyle dursun o yaşlarda o sokaklarda o benzer arkadaşlarla yaşadıklarımı ve o zamanlarımı nasıl özlediğimi farkedip hiç unutmadım sandığım binlerce hatıramın zorla sığdırdığım valizlerden patlayıp saçıldığını farkettim. Sanırım beni gerçekten ama gerçekten yakalayan ve vuran, etkisinden zor kurtulacağım bir kitap oldu bu, belki kitabın etkisinden kurtulurum ama o hatıraları tekrar nasıl doldururum o valizlere hiç bilmiyorum. Eğer ağlamak işinize gelmiyorsa uzak durun derim. Etkilenmek için illa izmirde yaşamış olmanız gerekmiyor, biraz insanlık ve biraz duygusallığınız varsa zaten iki göz içi çeşme oluyor. Bu arada bana tavsiye eden arkadaşım Pınar⁷ sağolasın uyarıpta hazırlattığın peçeteler yetmedi ama binlerce hatıramın canlanmasına da vesile oldun. okumak isteyenlere şimdiden ağlamaya hazır olun ama bir o kadar da keyif
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,534 okunma
Onu sevdiğim zamanlar
8/10
·304 syf.··
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 14:13
Başta bir yaz dizisi izliyormuş gibi hissettim. Geri gönderme merkezi müdürü olan kadınının hikâyesini okurken, basit bir aşk acısı bu, bu muymuş bu kadar popüler olan kitap dedim. Ama sonra suskun84 ün hikayeleri girdi devreye. Ağır bir ağıt türküsüne döndü herşey. Özellikle bitişi o kadar ters köşe ve etkileyiciydi ki.. Birçok konuda taşların yerine oturduğu o 3-5 cümlelik son gerçekten mükemmeldi.
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,874 okunma
Puan vermedi·430 syf.··
2026 4. kitabı
Mariem ve Leyla'nın hikâyesi boyunca aslında iki kadını değil, bir ülkenin kırılmış ruhunu okudum. Edebiyat bazen tarihin yapamadığını yapar. Resmî kayıtların, savaş raporlarının ve istatistiklerin anlatamadığı insan hikâyelerini görünür kılar. Bin Muhteşem Güneş'i bitirdiğimde aklımda kalan şey Afganistan'ın siyasi tarihi değil, o tarihin altında ezilen insanların sessiz çığlıklarıydı. Haled Hüseyni'nin başarısı da burada ortaya çıkıyor. Romanı okurken savaşın kendisinden çok savaşın gündelik hayatta bıraktığı izlerle karşılaşıyoruz. Bir annenin korkusunda, bir kız çocuğunun yarım kalan hayallerinde, bir kadının suskunluğunda ve bir evin duvarları arasına sıkışmış çaresizlikte... Mariem karakteri üzerine uzun süre düşündüm. Çünkü onun hikâyesi yalnızca bireysel bir trajedi değil. Dünyanın birçok yerinde kadınların doğdukları andan itibaren taşımak zorunda bırakıldığı görünmez yüklerin sembolü gibi geldi bana. Leyla ise aynı hikâyenin başka bir yüzü. Daha umutlu, daha dirençli ama aynı ölçüde yaralı. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken şey, Hüseyni'nin karakterlerine acı çektirmek için olaylar yaratmaması oldu. Acı, zaten yaşadıkları dünyanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Belki de bu yüzden kitap bu kadar sarsıcı. Çünkü yaşananların çoğu kurmaca gibi değil, gerçeğin ta kendisi gibi hissettiriyor. İnsan bazen özgürlüğünü kaybettiğini fark eder. Daha büyük bir trajedi ise hiç özgür olamadığını fark etmektir. Romandaki kadınların mücadelesini okurken sık sık bu düşünceye döndüm. Çünkü onların savaşı yalnızca silahlarla ya da rejimlerle değil; aynı zamanda kendilerine biçilen kaderlerleydi. Kitabın en güçlü taraflarından biri de umudu romantikleştirmemesi. Burada umut büyük zaferler şeklinde karşımıza çıkmıyor. Bazen yalnızca hayatta kalabilmek, bazen bir
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma