Hangi türküye uzansam suskunum sana... Ağıt ağıt, özlem özlem suskun... Tut ki vurulmuşum... Adnan Yücel
Ay tutuldu mendilimde dert olunca dokuz Bir ağıt yaktım derinden duymuyor ki yavuz..
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Tanıdım Seni
seni yalnızlığından tanıdım kirpikleri kırık çocuk çiğneyip durduğun dudaklarından. gözlerin küllenmiş yangın yeriydi bir eylül göğünün bulut kümeleri donuk bakışlarında; hüznün nasıl da benziyordu benim ilkgençliğime ellerinden tanıdım seni yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu -anılardan anılara ince çizikler…- yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum ağıt gibi bir alay dudak uçlarında gücenik duruşundan tanıdım seni. seni kendimden tanıdım çocuk; yüreği sürekli çiğnenen bir yol gövdesi acılardan acılara köprü… biraz öfke, biraz umut, çokça onur olan kendimden. eğildim öptüm yıkık alnından uzaktın, kıyamadım sessizliğine biraz daha dedim içimden, biraz daha; gün olur, onuru güzel çocuk acı da yakışır insanın yüreğine. Şükrü Erbaş
Şiir
Kentsel dönüşümler incitti bu şehrin ruhunu Eskiden iğne deliğinde inşa edilirdi kubbeler Ve minareler sürme çekerdi göklerin derinliğine Çiniler, ebedi baharlardı, Mermer sütunlar ruhumuzla gökleri bağlardı İnci bulutlar, haki serviler sükuttandı Mezar taşları ölüme tebessüm, hataya ağıt Diriler ölüme tebessüm edip, hayata ağlardı.
“Kendi yolunu kabullen. Kendi hikâyeni sev. Olduğun yeri oldur. Olmayanı yok say. Hayat, olmayana ağıt yakacak kadar uzun değil.”🌿
Budala sen de. Hala teneke gibi tın tın. Vazgeç artık. Kimse bir kadın için bu kadar ağıt dizmez. Hem nefretin yüzüsün sen. Görününce bulandıran mideyi. Karınca ol da fil ezsin kurtul.