Veba ve İnsanlık Krizi (Kadim — Gılgamış'ın Enkidu Acısı?)
Ayrıca “Kendisine” hitap ettiği ve dört bir yanda ölen kişilere, kayıplara, sayısız mezara ağıt yakan, Latince karamsar bir şiir yazdı. Mektuplarında her zaman “Sokrates’im” diye hitap ettiği eski dostu Ludwig van Kempen’e yazdığı bir mektupta, “Ne desem? Nereden başlasam? Nereye dönsem?” diye sorar ve devam eder, “Her yerde keder görüyoruz, her tarafta dehşet var. Can dostlarımız neredeler? Hangi yıldırım yok etti, hangi deprem yerle bir etti, hangi fırtına yıktı, hangi uçurum yuttu her şeyi?” İnsanlığın kendisi neredeyse silinip gitti. Neden? Bize alçakgönüllülüğü öğretmek için mi? Belki de “insanın çok dayanıksız ve gururlu bir hayvan olduğunu, kırılgan temeller üzerine aşırı bir güvenle inşa ettiğini” öğrenmemiz isteniyordur veya belki de amaç bu dünyaya değil bir sonraki dünyaya özlem duymamızı sağlamaktır, çünkü bu dünyadaki her şey kaybedilebilir.
Rüveyda'ya Ağıt
Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir
Sayfa 18·Kitabı okudu
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ziyan olmuş bir yaşamın arkasından ağıt yakıyordum ve ileriye dönük hiçbir şey söylemiyordum.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Ezekiel’e Mektup
I. Herkes tutsak, öfke özgür Kanın ve ıstırabın perçeminden tutup İnsanın izzetine inanan bir uzun mektup Yazacağım sana Ezekiel... Ezekiel, Ey Ezekiel! Toprak onunla direnecek Işık onunla... Hayat onunla direnecek Onur onunla... Ezekiel, Ey Ezekiel! Sen bir nebi değilsin Nebi olan Zülkifl idi Çiçeklerle süslerdi dağları Onun sûru uzun bir İsrafil Bekletirdi tüm çağları... Yakıyorsun şehirleri Alevin kanlı bir sağ el... Bünyamin değil, Yusuf değil Sadece bir katil Ezekiel Köle oğulların ve kızların hırsla İzledikçe yangını ve soygunu Sürgün kalacaksın Ölen insanlığın son vadisinde...
Sayfa 12 - Ebabil Yayınları·Kitabı okuyor
Şiir
RÜVEYDAYA AĞIT Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına
"Acılar kaldıysa dünden bugüne Elbet sorulacak bir hesap vardır"
Sayfa 163·Kitabı okuyor
Alıntı