Cehennem Çiçeği -Alper Canıgüz
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:57
Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar,yeminler,ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler,hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir,bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin, yıkıntıların nöbetini tutması gerekir;işte o yüzden,biri hariç,bütün çocuklar büyür. Gölgesini kaybeden insan,gölgenin kendisine dönüşür. Bir kamu davasının ikinci kitabı Cehennem Çiçeği kitabı,5 yaşındaki Alper Kamu'nun amcası ölmesiyle kitabımız başlıyor. Bir yandan ise mahalleye yeni taşınan ailenin on iki yaşındaki oğlu Ümit,engelli kardeşi Mehmet'i boğarak öldürdüğünü itiraf ediyor. Fakat Alper buna inanmıyor ve olayın peşine düşüyor. Alper Kamu'nun hareketleri ve verdiği cevaplar yer yer beni güldürdü.İlk kitaba göre yavaş başladı benim için ama konu ilerledikçe akıcı bir şekilde okudum.Kitabın içerisinde sadece bir cinayeti okumuyoruz. Yasak aşklar ,kardeş katili,namus cinayeti ve dahasini görüyoruz. Bunlarla ilgili çarpıcı ve güzel detaylar var. Mehmet'i öldüren kişiyi öğrenince hem üzüldüm hem sinirlendim. Yine sorumsuz bir aileyi okuyoruz.Özellikle kitabın sonunda beklemediğim bir detay okudum. Sevgisiz evlilikler ,yitip giden hayatlar... Yazarın üçüncü kitabı olan Kıyamet Parkı'nı kitap kulübümüzde temmuz ayında okuyacağız. Kitaba puanım:8/10
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20137,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 64. kitabı
Kitap çok kısa olmasına rağmen bir insan ömrünü anlatıyor. Olay örgüsünden çok atmosfer, yalnızlık ve Amerikan mitolojisi üzerinde durulmalı hatta bence asıl konu yalnızlık ve yası dönüştürme hikayesi.. aslında bir “büyük tarih içinde kaybolmuş küçük insan” hikâyesi. Robert Grainier ne kahraman ne de tarihe yön veren biri. Bir işçi, bir emekçi. Ama onun yaşamı boyunca Amerika inanılmaz bir dönüşüm geçiriyor: Demiryolları yayılıyor, ormanlar yok ediliyor, sanayileşme hızlanıyor, modern dünya doğuyor. İlginç olan şu: Grainier bütün bu değişimlerin ortasında olmasına rağmen onları anlamlandırmaya çalışmıyor. Sadece yaşamaya çalışıyor. Bence Johnson burada şu soruyu soruyor: Tarih kitaplarında yer almayan insanların hayatları daha mı değersizdir? Romanın cevabı açıkça “hayır”. Eşini ve kızını kaybettikten sonra Grainier’in yaşadığı yalnızlık sadece fiziksel değil, varoluşsal. İnsanlarla aynı dünyada yaşamasına rağmen onlardan giderek uzaklaşıyor. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, Johnson’ın bu yalnızlığı dramatize etmemesi. Ağır ağıtlar yok. Büyük duygusal patlamalar yok. Sadece sessizlik var. Bu yüzden etkisi daha güçlü. Kitaptaki kurt-kadın anlatısı özellikle tartışmaya açık. Bunun gerçeküstü bir olay olarak okunacağı gibi Grainier’in yas sürecinin bir yansıması olarak da okunabilir. Bu belirsizlik metni zenginleştiriyor. Roman boyunca insanın doğayı “fethetme” çabasını görüyoruz. Demiryolları, ağaç kesimleri, yerleşimlerin büyümesi… Ama doğa hiçbir zaman tamamen yenilmiyor. Yangın sahneleri bunun en güçlü örneklerinden biri. İnsan ne kadar ilerlerse ilerlesin doğa karşısında kırılgan kalıyor. Ardından hemen filmini izlemiştim. Film ile kıyaslamazsam olmaz. :) Özellikle görüntü dili kitabın sessizliğini iyi yakalamış. Karakter çok az konuşuyor.
1000Kitap
Tren DüşleriDenis Johnson · Holden Kitap · 2025265 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·104 syf.··
2026 67. kitabı
"Güneş ışıyacak denizin dalgalarında Ama geceler gene karanlık kalacak...." "Sen artık denize giremeyeceksin..... Ben artık bakamayacağım toprağa..."
Geç Gelen AğıtlarOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20171,126 okunma
Özeleştiri
Puan vermedi·82 syf.··
2025 1. kitabı
Mark Gorphe Gizemi Ardıl Oğurlu Biraz da kendi kitabımın eleştirisini yapayım. Her ne kadar bir kişinin kendi gözbebeğini eleştirmesi kolay olmasa da gerekenin bu olduğunu düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki, henüz kendimi her ne kadar bir "yazar" olarak tanıtabilecek olmasam da, en azından sanata atılmış bir gönüllü olarak şunu söylemeliyim ki; ilkler her zaman en eksikler ve güzellerdir. Yaşar Kemal'in "Ağıtlar"ı, Tolstoy'un "Çocukluk"u okurlar için ne kadar değerliyse Mark Gorphe Gizemi'de benim için o kadar kıymetli... İlkti ve biraz acemiceydi. Ama yazarken de defalarca okurken de mükemmeldi... Bana yansıttığı duyguları için, kendi eserime teşekkür ederim... kitapyurdu.com/kitap/mark-gorp...
Mark Gorphe GizemiArdıl Oğurlu · Virgül Yayınları · 20257 okunma
10/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
Mehmed Niyazi / Yemen Ah Yemen!... Mehmed Niyazi Özdemir (1942-2018) ilk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve 1967'de mezun oldu. O zamanlar Hukuk Fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip izin alarak, edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne de devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak edebiyat fakültesinin felsefe bölümünden de diploma aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk devletlerinde temel hürriyetler" başlıklı doktora çalışmasına başladı. Uzun yıllar Almanya'da yaşadı. 1988 yılında Türkiye'ye döndü. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 10 Nisan 2016 tarihinden itibaren her pazar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısı yazmaya başladı. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman batı dergilerinde yayınlandı. Mehmed Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti. Felsefî eserlerinde ise Türkiye'nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıkladı. Mehmed Niyazi Özdemir, 11. Mayıs 2018 tarihinde İstanbul'da Acıbadem Koşuyolu Hastanesi'nde vefât etti. Cenazesi ertesi gün Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yemen, Arap yarımadasının en güneyinde bulunur. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile yarımadanının tabanını oluşturur. Osmanlı Devleti, Mısır'daki Memlüklü devletini ortadan kaldırınca, Arap yarımadasının
Yemen! Ah Yemen!Mehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2024845 okunma
Fayda Bitince İnsan Biter
Puan vermedi·74 syf.··
2026 19. kitabı
Bir sabah gözlerini açıyorsun ve artık eskisi gibi değilsin. Asıl korkunç olan şey ise değişmiş olman değil; odanın, evin, ailenin ve dünyanın buna neredeyse hazır bekliyormuş gibi davranması. Dönüşüm tam da burada başlıyor: Bir insanın böceğe dönüşmesinden çok, çevresindeki herkesin yavaş yavaş gerçek yüzüne kavuşmasıyla. Gregor Samsa’nın kabuğu sertleşirken, ailenin merhameti inceliyor. Odanın kapısı kapandıkça insanın içindeki en eski soru açılıyor: Değerim, sadece işe yaradığım sürece mi vardı? Hikâyenin ilk darbesi bedene iniyor gibi görünür. Yatağın içinde dönmeye çalışan, kalkamayan, sesini duyuramayan bir adam vardır. Fakat asıl değişim tenin üstünde değil, anlamın içinde yaşanır. Gregor’un bedeni böceğe dönüşür; ama daha önceden de çoktan insan olmaktan çıkarılmış gibidir. Sabah işe yetişme telaşı, patron korkusu, borç yükü, ailesini geçindirme zorunluluğu… Bunların hepsi onun görünmez ayaklarıdır. Böcek bedeni yalnızca bu görünmez esaretin görünür hale gelmiş biçimidir. Bu yüzden hikâye, fantastik bir olaydan çok acımasız bir teşhir gibi okunabilir. Çünkü Gregor’un başına gelen şey imkânsızdır ama hissettirdiği şey fazlasıyla gerçektir. İnsan bazen kendi hayatında da böyle uyanır: Herkesin ihtiyacını taşımış, herkesin yüküne omuz vermiş, yıllarca kendini ertelemiş; sonra bir gün yorgunluğu artık saklanamaz hale gelmiştir. İşte o anda çevresindekiler onun acısını değil, işe yaramazlığını görür. En sarsıcı taraf da burasıdır. Evin içi küçük bir dünya gibidir. Kapılar sınırdır, odalar hapishanedir, salon toplumdur, baba otoritedir, anne çaresiz merhamettir, kız kardeş ise sevginin nasıl çıkarla karışabileceğini gösteren en ince çizgidir. Başta Gregor’a yaklaşan, onu besleyen, odasına giren kişi odur. Fakat zamanla o da yorulur, tiksinir, uzaklaşır. Sevgi
Alıntı
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,6bin okunma