Agnostik Kadın

Agnostik Kadın
@agnstk
Gülümse
19 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
"Bir maymunu, ölümden sonra gideceği maymun cennetindeki sınırsız muzla kandırarak, elindeki muzu vermeye asla ikna edemezsiniz"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Pek çok farklı insan türünün yan yana hayatta kaldığı bir dünyada nasıl kültürler, toplumlar ve politik yapılar ortaya çıkardı? Örneğin dini inançlar nasıl gelişirdi? Dini kitaplar Adem ile Havva’nın Neandertallerin atası olduğunu mu söylerdi? Ya da İsa Denisovalıların günahları için mi ölürdü, ya da Kuran cennette türü ne olursa olsun tüm insanlar için mi yer ayı­ rırdı? Neandertaller Roma lejyonlarında, ya da Çin İmparatorluğu’nun geniş bürokrasisinde hizmet verebilirler miydi? Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi tüm Homo türlerinin eşit olduğunu mu ilan ederdi? Kari Marx tüm türlerin işçilerinin birleşmesini mi önerirdi?
Geçtiğimiz on bin yıl boyunca Homo sapiens ortalıktaki tek insan türü olmaya o kadar alıştı ki bizim için diğer ihtimalleri hayal etmek çok zor. Kardeşimizin olmaması kendimizi yaratım sürecinin son noktası olarak görmemizi kolaylaştırıyor ve aynı şekilde hayvanlar âleminin geri kalanıyla aramızda uçurum olduğunu zannetmemize sebep oluyor. Charles Darwin Homo sapiens’in diğer hayvanlar gibi bir hayvan türü olduğunu söylediğinde, insanlar kızmıştı, bugün bile çoğu kişi bunu reddediyor. Neandertaller hayatta kalsaydı bugün hâlâ kendimizi ayrı bir yaratık olarak görür müydük? Belki de bu yüzden atalarımız Neandertalleri yok etti, çünkü Neandertaller yok sayılamayacak kadar yakın, fakat tolere edilemeyecek kadar da farklılardı
Eğer bilim insanları depresyonda oluşun veya olmayışın acının duyumsanması veya duyumsanmamasıyla özdeş olduğunu kanıtlamak için antidepresana başvuruyorlarsa, o zaman tam Kavanau'nun tanımladığı şeyi yapıyorlar; yani acıya, onu anlamak değil, üzerinde hâkimiyet kurmak açısından bakıyorlar demektir. Acının uyuşturulmasını ve devreden çıkartılmasını acının yaşanmamasıyla bir tutuyorlar. Ancak bu şekilde sadece acının hasta için ifade ettiği anlamı inkâr etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu acının hastanın kişisel gelişimi içinde bir hikâyesi olduğunu da inkâr ediyorlar demektir
İnsan kendi acısını, başa çıkması olanaksız olduğu için yaşamından tamamen çıkartırsa, o zaman başkalarının ya­ şamını elinde tutma duygusu, bu iç boşluğu dolduracak bir ikame olur. Böylece şiddet yaşamın amacı haline gelir, canlılık duygusu yaratan bir şey haline gelir. İçlerindeki her türlü duyguyu yitirmiş olan insanlar, ancak canlı bir şeyi ele geçirip parçaladıklarında kendilerini duyumsaya￾bilirler. Bir başka yaşamı dize getirip söndürdüklerinde yaşama hâkim olduklarına inanırlar.
Sayfa 90