Hakikat arayışı denilen şeyin verdiği entelektüel yalnızlık, melankoli, kibir, tatminiyetsizlik, kimlik bunalımı ve burjuva olmayışının yarattığı reel hayat!, Tanrı veya tokaris hakkında aynı anda bilgi sahibi olma arzusu , tokaris köyünde'ki demirci agop'u anlamak,1750 senesinde Kahta, Siverek civarına yerleştirilen yezidi kürtleri ile spinoza, kiekagard, heideger, Eric hobsbawm, cemal kafadar vs gibileri anlama arzusu ve topluma uyum sağlama zorunluluğu gibi şeyler, zizekin ifadesi ile büyük öfke bankaları ve benim ifadem ile tanrısız tanrılar!
Anılarla Sait Faik Abasıyanık
Oktay Akbal, Agop Arad, Tarık Buğra, Orhan Hançerlioğlu, Orhan Kemal ve Yaşar Nabi Nayır'ın Sait Faik Abasıyanık hakkında yazdıkları...
Reklam
Ermeni kökenli bir insan "Cildiyeci Kolsuz Agop" İstanbul'lu her bireyin mutlaka yolunun düştüğü... Yolu düşmese de namını duyduğu... Tıp dünyasının çok önemli ismi Prof. Dr. Agop Kotoğyan yani meşhur ‘Cildiyeci Kolsuz Agop'u kaybettik. D.21 Kasım 1937 - Ö.13 Şubat 2018 Hayatına şöyle başlayabiliriz... Agop’un babası Kirkor Kotoğyan, 1911 doğumlu. 1915 yılında, yani Anadolu’daki o büyük kaos döneminde henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiş. Köyünü basan çeteler köydeki tüm erkekleri öldürmüş. Küçük Kirkor’u annesi, onu madendeki mağaralara kaçırarak kurtarabilmiş. Sonra da bir yakınlarının yanına sığınmışlar. Olaylar yatışıp saldırılar durunca yanmış, yıkılmış, talan edilmiş köylerine dönebilmişler. Kirkor Bey, 25 yaşındayken Yozgat’ın İğdere Köyü’nde yaşayan Makruhi Hanım’la evlenmiş. Aile 1938’de İstanbul’a gelmiş ve Samatya’ya yerleşmiş. Bir yıl sonra da ilk çocukları Agop, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Cerrahpaşa’daki hastanesinde doğmuş. Dünyaya gözlerini açtığı, ilk görüntüleri, ilk sesleri duyduğu bu hastane ile ömür boyu sürecek kader birliği de böylece başlamış. Babası Kirkor Bey, inşaatlarda kalfa olarak çalışır, annesi de Samatya yakınlarında bir fabrikada işçilik yaparmış. KOLUNU PRES KAPTI Çok yoksullarmış. Küçük Agop, Samatya Sahakyan Ermeni İlkokulu’na başladığı yıl, babası ona bir ceket almış. Bir bahar günü arkadaşlarıyla Samatya sahilinden denize girip çıkmış ve bir bakmış ki ceketin yerinde yeller esiyor. Anasından bir ton dayak yediği gibi tam üç yıl boyunca da ceketsiz kalmış. ‘Bana yeni bir ceket almaları mümkün değildi. Ekmeği karneyle alıyor, aylarca et ve şeker yüzü görmüyorduk’ diye annesinin köteğine hak veriyor şimdi. Küçük Agop, daha ilkokuldayken işe başlamış. Mezun olduğu yıl bir gümüş atölyesinde çalışıyormuş. Sıcak, çok
1000Kitap
Kalbimde ağır bir yük... Ağırlığı bir ton falan Allahu alem... Kalbin sahibi! Bizi bize bırakma...
Din
İnsanın hayali bir gelecek için sistematik olarak şimdiki anı feda etmesi,tuhaf…
Duygu ve Düşünce
Büyücüler çıbandan ötürü Musa'nın karşısında duramaz oldular. Çünkü bütün Mısırlılar'da olduğu gibi onlarda da çıbanlar çıkmıştı. RAB firavunu inatçı yaptı Kitabı Mukaddes Harun usta bir kaç gündür karışık rüyalar görüyor hafiften yüzünde bir terleme halinde uyanıp tekrar yatıyordu rüyalarını bir hekime sormalı araştırmalı idi bir gün kral tahtında satranç masasında nefsi ile oyun oynuyor diğer gün ise bir sarayın yıkılıp denizin ikiye ayrıldığını görüyordu hayr olsun diyerek gobit ekmek arası yumurta koydu ona Asiye hanım hayr olsun bey dalgınsın 2 3 gündür bir rüya görürüm sanki yok olmuşuzda yardım edenimiz yok gibi gelir bana  bey dedi asiye hanım bir psikoloğa git konuş istersen insanlar bazen konuşarak rahatlarlar en iyi yolu insan istişare yaparak bulur desede bu zamanda isimlere kanmamak lâzım Muhammedi olsun diye çocuğuna Muhammed Ahmed ismini koyuyorsun gidip anarşik bir gommunist oluyor maharet isimde değil isme lâyıkmısın önemli olan o azizim diyordu kapalı çarşıdaki Yahudi agop efendi firavunun çıbanı bu devirde ne yazıkki Bilallerde Harunlarda daha çok çıkıyor Harun ustada inatlaşmıştı git be Allahın yarattığı doktoru bulmayan hastalığı bulur deselerde ona bir türlü ikna edemiyorlardı inatçılık aksilik hastalığı tüm musibetlerin başlangıcıydı iman ehlini firavun haline getirir bir anda
Edebiyat
Reklam
Reklam