Pek çok aile sırf aralarında ne tam bir geçimsizlik, ne de bir anlaşma olmadığı için eşlerin her ikisinin de nefret ettiği eski yerlerinde yıllarca kalır.
Levin mutluydu, ama aile hayatına girdikten sonra her adımda bunun hayal ettiği şey olmadığını görüyordu. Her adımda gölde bir sandalın süzüle süzüle, mutlu bir şekilde gidişine hayran olan bir adamın bu sandala bindikten sonra hissedebileceği şeyi hissediyordu. Sallanmadan düzgün bütün şekilde oturmanın yetmediği, nereye doğru gittiğini bir an bile aklından çıkartmadan ayaklarının altında su olduğunu düşünmek ve kürek çekmek gerektiğini, alışkın olmayan ellerinin kürek çekerken acıdığını, bu işin sadece dışarıdan bakınca kolay olduğunu, yapmaya gelince, çok mutlu edici olsa bile aynı zamanda çok zor olduğunu görüyordu.
Başkalarını, kendimi tanıdığım kadar tanımayı ne kadar isterdim, -dedi Anna ciddi ve düğünceli bir halde.- Başkalarından daha kötü müyüm, yoksa iyi miyim? Kötü olduğumu sanıyorum.