Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·176 syf.··
2025 27. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Benzer şekilde basit, anlaşılır, kasmayan bir anlatım tarzı var. Ama öyle insanı vay be dedirtecek cinsten de bir tarzı yok. Kafayı dağıtmalık, çerezlik bir öykü kitabı.
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
9/10
·176 syf.·
2025 9. kitabı
Otlakçı, Memduh Şevket Esendal’la tanışma kitabım oldu. Yazarın insanı ve toplumu yakından tanıyan bakış açısı, birbirinden güzel hikâyelerle derlenmiş bu kitapta. Durum hikâyesi tarzını, “ne oldu, ne bitti?” havasını severim. Bu kitapta da tam olarak o hissi buldum. Her karakter tanıdık; biri sigara ister, biri misafir ağırlar, mahallede sıradan bir gün yaşanır… Ama tüm bu küçük olaylar, insan doğasına dair derin yansımalar içeriyor. Yazar olayları süsleyerek değil, olduğu gibi, dosdoğru anlatıyor. Özellikle “Seni Kahve Paklar”, “Ev Ona Yakıştı” ve “İşin Bitti” adlı öyküleri ayrıca sevdim. Kısa ama etkisi kolay geçmeyen bir kitap. Sanki sokakta yürürken rastlayabileceğimiz insanları, gündelik anları alıp önümüze koyuyor. Belki de bu yüzden sevdim.Ne yalan söyleyeyim Sait Faik’ten daha çok beğendim dilini.Yazardan okuduğum ilk kitaptı, son olmayacağı kesin.İlgililere tavsiyemdir.
Alıntı
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 50. kitabı
Selam #otlakçı Memduh Şevket Esendal'ın ilk hikayelerinin toplandığı bir kitap. Yazarın yalın ve gerçekçi bir uslübu var. Gözlemci yönüyle kaleme aldığı hikayeler samimi bir dille yazılmış ve okurken akıp gidiyor. Düşündürüyor, güldürüyor ve hüzünlendiriyor. Kimilerinde yoğun duygular ön planda, kimilerinde cehalet, kimilerinde hinlik. Karakter tasvirlerinde ki duyarlı yaklaşımı okuru da etkiliyor. Keyifli ve çabuk okunan bir kitap. Önerimdir.
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
7/10
·165 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:28
Kitap 26 hikayeden oluşan bir öykü kitabıdır. Memduh Şevket Esendal'ın okuduğum ilk kitabıydı. Türk edebiyatında durum öykücüsü olarak bilindiği için Çehov gibi halktan karakterleri konu edinmesi açısından tercih ettim. İşin Bitti, Otlakçı ve Eşek hikayelerini beğendim. Genel manada halkın içinden biri gibi olayları hissettirmesi yer ve zamanın tasvirleri okuduğum hikayeler bakımından zengindi. Fakat bir Çehov kadar öykülerde anlam zenginliğine ulaşamadım. Yine de beğendiğim bir eser oldu.
1000Kitap
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
“Otlakçı” Üzerine
7/10
·176 syf.··
2025 36. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 11:49
Durum öykücülüğünün Türk Edebiyatındaki ilk yansımalarını Memduh Şevket’te görüyoruz. Çehov ekolünü edebiyatımıza güzel bir şekilde sentezlemiş. Günlük sıradan herhangi bir an hikayenin konusu olabiliyor. Yazar olaydan ziyade karakter anlatımı üzerinde yoğunlaşıyor. Bu anlatımda tarafsız bir şekilde sadece gözlem yapıyor. Karakterler hakkında herhangi bir yorum ya da eleştiri kesinlikle yok. İnsanı kötülemek yerine onun gerçekçi yanlarını anlatmakla yetiniyor. Bazı hikayelerin sonunda ilginç bir gülümseme beliriyor suratınızda ama bazılarının sonunda “Ee? Ne oldu şimdi?” durumuna düşüyorsunuz. Hikayelerden en çok beğendiklerim şunlar: Bir Eğlenti, Otlakçı, Dövüş, İki Kadın. Genel itibarıyla Çehov tarzı hikaye geçmişi olanlar sıkıntı çekmeden okur. Ama sadece olay öyküleri okuyup direkt bu kitapla durum öykücülüğüne giriş yapmanızı istemem. Bununla birlikte kendisinde sonra gelen diğer durum öyküleri yazarlarını da ziyadesiyle etkilemiş. Bkz. Refik Halit, Sait Faik, Sabahattin Ali, Haldun Taner, Orhan Kemal… Keyifli okumalar.
Edebiyat
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
Puan vermedi·165 syf.··
2025 5. kitabı
İçerisinde farklı farklı kısa hikâyelerin bulunduğu bir kitap. Konular güzel, yazarın anlatımı akıcıydı. Farklı hikâyeler olması nedeniyle özetlenebilecek bir kitap değil ama okunmaya değer bir kitap. Hikâyelerde genel olarak Anadolu'da kullanılan dil öne çıkıyordu. Özellikle hikâyelerden birinde, bir ölüden bahsedilirken "sümükleri depreşmesin" ifadesi kullanılıyordu. Çok tatlı bir ifade bence. Günümüzdeki kemikleri sızlamasından hiç de farklı bir ifade değil. :) Sümük, Eski Türkçede de kemik anlamında kullanılan bir sözcüktü. Ne kadar güçlü bir sözcükse günümüzde hâlâ ağızlarımızda ve bazı Türk dillerinde de aynı anlamda kullanılıyor. :)
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 14. kitabı
Türkiye insanı hep zormuş 25 kısa öyküden oluşan çok güzel bir kitap. Bazı öykülerde ilk dediğimi anlıyorsunuz, bazı öykülerde "ee şimdi ne oldu" diyor insan. Eski türkçe kısımlarda bazen zorlanma olabiliyor ama ben çok beğendim. Öykü insanı olmadığım halde beni içine çok güzel aldı. Hem türk edebiyatı, hem öykü seven herkesin yolunun kesişmesi gereken bir kitap
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,304 okunma
9/10
·216 syf.·
2018 156. kitabı
İsmini hepimizin bildiği ancak yine birçoğumuzun okumaya yönelmediği, belki de ileride unutulmaya yüz tutacak bir yazar Memduh Şevket Esendal Anadoluyu karış karış gezmesinin, girmiş olduğu siyasal yaşamının izlerini taşıyor öyküleri. O, Anadolu insanının cahillik ile boyun eğme, razı olma gibi durumlarını, o samimi yaşamlarını yalın ve akıp giden bir anlatım ile yansıtmış. Kulaç ata ata ilerledim bu sefer. Yüzerek kıyılara vardım. Tek tek öykü adalarına ulaştım. Adaların hepsinden bahsedemem. İrili ufaklı birçok ada vardı. Kimisinde dinlendim düşündüm, kendi adamla karşılaştırdım, kimisinde de uzaktan el sallayıp tebessüm ederek yüzmeye devam ettim. Bir ada vardı ki Hayriye Hanım 'ın ince ve düşünceli oluşuyla, kocasına olan sevgisinin büyüleyici etkisiyle karşılaştım. Küçük ama sevgi kaplı bu adadan ayrılarak bu sefer olumsuz bir havayla karşılaştım. Ali Rıza Efendi pek dertliydi. Karısı ve kaynanasının dedikoduculuklarından dert yanıyordu. Oturdum dinledim onu. Teselli etmeye çalıştım. Daha sonra ayrılık vakti geldi. Otlakçı ile karşılaştık bu sefer. Mahmut idi ismi. Aman efendim herkesten tütün otlanıyordu. Hem de iyi tütünleri kendi alıyor kötüleri sahibine bırakıyordu uyanık. Bir laf da denmiyor, suçlu siz oluyordunuz. Her neyse fazla durmayım burada dedim. Bir de cebime baktım ki sigaralarımı yürütmüş çakal! Son bir dal kalmış. Onu da kaptırmayım diye koştum denize hemen. Sıradaki küçük adada ise bir mektupla karşılaşıverdim. Yazık bir kadın yazmış. Kocasından boşanacağı yazılıydı. Açgözlülük ve türlü üç kağıtçılıkla zengin olan kocasının yerine, alnının teriyle az ama öz yemek yemeği yeğlediğini anlatmıştı. Övüneceği kürklü mantolar yerine, üç kuruş da olsa ellerinde huzur olmalıydı onun için. Takdir ettim bu kadını. Nerde öyle
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 20161,304 okunma
7/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2022 444. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2022 22:05
Cümleten merhaba arkadaşlar. Otlakçı kitabı, Bilgi yayınlarının çok daha evvelden yayımlanan ve Hikayeler 1 adıyla da geçtiğimiz aylarda düzenleme şansımızın olduğu Temiz Sevgiler kitabı olduğunu belirtelim. Bu bilgiyi aldık ama kitabı elde edemedik. İçerikteki hikayeleri bir kıyaslama şansımız olmadı haliyle. 25 hikaye de bu kitapta bulunmakta. Gençlik, Kayışı Çeken, Arabacı Ali, Bir Eğlenti, Otlakçı, Döğüş, Mülahazat Hanesi, Köye Düşmüş, Bir Kadının Mektubu, İki Kadın, PAzarlık, İki Ana İki Kız, Türbe, Haydar Beyin Sakalı, Söylüyor, Deli, Yirmi Kuruş, Bildim, Seni Kahve Paklar, Ev Ona Yakıştı, Asılsız Bir Sözün Esası, Eşek, Hastanenin Yemek Tablası, Düğün Dönüşü, İşin Bitti. Hikayelerden dikkat çekeni ise Ev Ona Yakıştı hikayesinin tek başına ayrı bir cilt olarak eski basım versiyonunun olması. Bu da o iki ciltteki toplam 50 hikayenin yeni 2 kitapta karışık paylaşıldığını gösterir. Kafa karışıklığı olmaması adına o cildi okumak isteyen eski basım seven arkadaşlar kusura bakmasınlar ama Mendil Altında ve Otlakçı isimli iki yeni eseri önereceğiz. Yine toplum sorunlarının öne çıkmadığı ama hikayeler arasında sosyal yaşamın izlerinin taşındığı eserler görüyoruz. Biraz da sanırım günlük yaşam ve ekonomi olarak yazılan kısımlar ilgimi çekti. Tabii bunların yanında benim en çok ilgimi çeken kısım Anadolu insanı üzerine yazdıkları. Yani onlarla dalga geçen çok olur, bilhassa konuşmaları ve olaylara yaklaşımları ile espri şeklinde dalga geçen çoktur ama yazarda biraz da sanırım her bölgeyi gezip görmesinin de etkisiyle Anadolu Samimiyeti diyebileceğimiz bir tür anlatımla bizleri buluşturuyor o insanlarla. Bu yönü onun için büyük bir artı tabi. Yazarı tanımak ve okumak isteyenlere önerebileceğimiz bir kitap diyebiliriz. Öykülere baktığımızda ise sanıyorum bu ‘Otlakçılık’
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 20161,304 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2024 177. kitabı
Yazarın Anadolu insanını çok iyi gözlemlediğini düşünüyorum. Bunu kitaplarında görmek mümkün. Karakterlerin sosyal ve gündelik yaşamlarının içindeki duygu ve eylemlerini o kadar güzel yansıtıyor ki, insan okurken sanki o dönemde gibi hissediyor kendini. Bu kitabının içindeki öyküler ise tam bir toplum yansıması diyebilirim. Karakterlerin gerçekçi yönü, kitaba olan bağınızı da güçlendiriyor. O dönemin insanlarının gündelik eylemlerine ortak olmak güzeldi. Karakterler arasında geçen diyaloglar akıcıydı. Bazı kelimelerle ilgili dipnotlar bulunması da cümlelerin daha iyi anlaşılmasını sağlamış. Öykü okurken bazı karakterler zihninize yer eder. Yazar öyküyü bir yerde bitirir ama sizin zihninizde yaşamaya devam eder. İşte Memduh Şevket Esendal öykülerinde de, kitabın kapağını kapattıktan sonra sizinle yaşamaya devam eden karakterleri göreceksiniz.
OtlakçıMemduh Şevket Esendal · İnkilâp Kitapevi · 20241,304 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Memduh Şevket EsendalYazar · 25 kitap
Türk edebiyatının tanınmış bir öykü yazarı olan Esendal edebiyatçılığının yanı sıra Tahran, Bakü ve Kabil'de büyükelçilik, TBMM'de dört dönem milletvekilliği, 1941-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği yapmış olan diplomat ve siyasetçidir. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. 1883 yılında Çorlu’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Şevket Bey, annesi Emine Şadiye Hanım’dır. Varlıklı bir çiftçi ailesinin 3 oğlundan ikincisi idi. Edirne Lisesi'nde eğitim görmüştür. Savaş ve göçler yüzünden çocukluğunda düzenli bir eğitim görme fırsatı olmadı; kendi kendisini yetiştirerek Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Ailesi Balkan Savaşı ve Bulgar baskınları nedeniyle çiftliklerini bırakıp İstanbul’a göç etmişti; savaştan sonra tekrar Çorlu’ya dönüldüyse de I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile ailesi ile tekrar İstanbul’a geldi. Ailesi tüm mal varlığını kaybettiği için geçim sıkıntısı çekerek büyüdü. 1907’de babasının ölümü üzerine ailesinin geçimini üstlendi ve memuriyete başladı. 1908’de dayısının kızı Ayşe Faide Hanım ile evlenen Memduh Şevket Bey’in bu evlilikten Mehmet (1912), Ahmet (1915) ve Emine (1923) adlı üç çocuğu dünyaya geldi. 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Fırka’ya girişi Kara Kemal önderliğinde oldu. Başlangıçta ücretli bir eleman olarak cemiyette yer alırken sonradan ittihatçılığı benimsedi. Cemiyet içinde oluşan “mesleki temsilciler” grubunda Kara Kemal ve Ali İhsan (İloğlu) ile birlikte yer aldı. Esnaf Odaları Mümessilliği, Anadolu Vilayetleri Müfettişliği gibi görevler üstlendi. Müfettişlik görevi sayesinde Anadolu’yu gezme, Anadolu insanını tanıma fırsatı buldu. I. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’daki beslenme sorunu ile ilgili olarak görevler aldı. Teşkilat-ı Mahsusa adlı gizli birlik bünyesinde I. Dünya Savaşı’na katılmasına karar verilince İstanbul’dan ayrıldı. 1915’te cemiyetin Ankara temsilcisi oldu. İşgalci İngiliz kuvvetlerinin İstanbul’daki İttihat ve Terakki merkez binasını bastıkları 13 Kasım 1918 günü orada bulunan Memduh Şevket, kaçmayı başardı. İstanbul hükûmeti tarafından kovuşturmaya uğrayıp takip edildiği için İstanbul’un değişik yerlerinde ve İtalya’da bir süre saklandı. 1920’de işgale karşı ulusal direnişin lideri Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine Ankara’ya gitti. 1921’de Ankara’daki millî hükûmetin ilk yurt dışı temsilciliğini açtığı Bakü’ye "orta elçi" olarak gönderildi. Görevi, öncelikle Kafkaslar'da ve Rusya içlerinde I. Dünya Savaşı'ndan kalma Türk esirlerinin Anadolu'ya getirilmesi ve silah, cephane nakliyatı idi. Bakü’deki Türk esirlerin yurda dönmeleri konusunda büyük emek sarf etti. Rusya’da seferberlik ilanından sonra Azerbaycan’daki Türk tebaanın Ruslar tarafından askere almasını önledi. Mayıs 1922’de Azerbaycan’da Arap alfabesinden Latin alfabesine dönme girişimi olduğunda bu süreci yakından takip etti ve konu hakkında Ankara’ya rapor yazdı. 1924 yılında Rusya’nın bağımsız Azerbaycan Devleti’ne son vermesi üzerine Bakü’deki Türk temsilciliği kapandı ve Memduh Şevket Bey yurda döndü. 1925 yılında yurda döndüğünde Mekteb-i Sultani ve Kabataş Lisesi‘nde coğrafya öğretmeni olarak atandı. O sene eski ittihatçı arkadaşları ile birlikte “Meslek" adlı bir haftalık siyasi gazete çıkardı. Amaç, mesleki temsilcilik düşüncesini Cumhuriyet dönemi Türkiyesi’ne taşımaktı. Memduh Şevket Bey’in ilk öyküleri Meslek gazetesinde yayınlandı. Aynı gazetede Miras adlı romanı tefrika edildi. Hayatı boyunca resim yapmayı da hep sürdürmüş olan Memduh Şevket Bey, bu gazetede resim ve karikatürler de yayımlamış ve bazı karikatürleri yüzünden kovuşturmaya uğramıştır. Yayın, iktidar tarafından hoş karşılanmamış ve kapatılmıştır. Memduh Şevket Bey, 1925 yılının sonunda yeniden yurt dışında elçilik ile görevlendirildi ve Tahran’a elçi atandı. İki devlet arasında istenmeyen olayların meydana geldiği gerekçesiyle (Ağrı isyanı sırasında Türk ordusunu İran topraklarına girmesi) 1930 yılında Tahran elçiliğinden istifa etti. Tahran’dan döndükten sonra Mustafa Kemal’in emri ile CHP Merkez İdare Heyeti’ne alınan Memduh Şevket Bey, 1931-1933 yılları arasında Elazığ milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. 1932’de ilk Türk Dil Kurultayı’na Elazığ milletvekili olarak katıldı. Kabil büyükelçiliğine atanması nedeniyle 1933’te milletvekilliğinden istifa etti. 1933-1941 arasında Kabil Büyükelçiliği görevlerinde bulundu. Komünist rejim baskısından kaçıp Afganistan’a sığınmış Türkmen çocukların Türkiye’ye gönderilip eğitim görmelerini sağladı. II. Dünya Savaşı’nda ülkenin Alman-İtalyan nüfuzuna girmesini engelleyip Sadabat Paktı’nda yer almasını sağlamada rol aldı. Daha önce Vakit gazetesinde tefrika ettiği Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanını Kabil elçisi olduğu dönemde, 1934 yılında yayımladı. Bu, onun kitap olarak yayımlanan ilk romanıdır. Soyadı Kanunu çıktığında kendisine Esendal soyadını İsmet İnönü verdi. 1941’de kendi isteğiyle Kabil’deki görevinden ayrıldı. Kabil’den yurda dönüşünde hayatını kaybeden Bilecik milletvekili Salih Bozok’un yerine meclise girdi. VI., VII., VIII. Dönem TBMM’de Bilecik milletvekili olarak yer aldı. Dördüncü Türk Dil Kurultayı’na Bilecik milletvekili sıfatı ile katıldı. 1942-1945 yılları arasında CHP Genel Sekreterliği görevini üstlendi. Partinin gençleşmesi için uğraştı ve 35’ler Hareketi’nin gelişmesine destek oldu. 1945 yılında, Genel Sekreterlik görevinden kendi isteğiyle ayrıldı. Genel Sekreterlik görevini bıraktıktan sonra sadece edebiyatla ilgilendi ve yapıtlarını derleyip kitaplaştırmakla uğraştı. Öyküleri, Sanat ve Edebiyat, Seçilmiş Hikâyeler, Ulus, Ülkü, Hisar, Pazar Postası, Türk Dili gibi gazete ve dergilerde yayınlandı. Siyasetçi ve edebiyatçı kimliklerini ayrı tutmak için yazılarında M.Ş.E, Mustafa Memduh, Mustafa Yalınkat, M. Oğulcuk, İstemenoğlu gibi takma isimler kullandı. Yaşamının yalnızca dokuz yılında (1923-1926, 1946-1952) ciddi biçimde edebiyatla uğraşmasına rağmen Türk öykücülüğünün önemli bir ismi oldu. Durum hikâyeciliğinin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Yazdığı öykülerin sayısı 224'ü bulur. En çok bilinen eseri 1934 yılında yayımlanan Ayaşlı ile Kiracıları adlı romanıdır. Esendal, beyin kanaması sonucu 16 Mayıs 1952 gecesi Ankara’da hayatını kaybetti. Cenazesi Ankara Cebeci Mezarlığı’na defnedildi. Esendal’ın anılarını yazdığı ve ölümünden 30 yıl sonra yayımlanmasını istediği bilinmekle birlikte söz konusu hatıralar bulunamamıştır. Çocuklarına yazdığı mektuplar Oğullarıma Mektuplar (2003) ve Kızıma Mektuplar (2001) adı altında kitaplaştırılmıştır. Esendal'ın Türk Edebiyatı'na getirdiği en önemli yenilik, ele aldığı konuları büyük bir sadelikle işlemesidir. Bu konular yine sıradan insanların yaşamları etrafında gezinir. Öykücülüğe başladığı ilk yıllarda, dilde sadeleşmenin öncüsü olan Ömer Seyfettin'in izinden giden Esendal, ustalık dönemine eriştiğinde, hem Ömer Seyfettin'den, hem de kendi çağdaşlarından daha sade ve düzgün bir dille yazmıştır. Üslubunda Çehov'un etkileri açıkça görülür. Hatta bazı öyküleri Çehov'dan yapılmış uyarlamalardır. Ancak bu etki, yazım tarzı, dildeki sadelik, kişilerin seçilişi ile sınırlı kalır. Esendal, Çehov'un karamsar bakışını tekrarlamaz. Kendi deyişiyle insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanır, insanları mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmaz.