10/10
·224 syf.·
2026 56. kitabı
Selammm, Ayılıp bayılarak okuduğum serinin final kitabının yorumuyla geldim. Yine bayılıdğım ve yollarını gözlememe değerm bir kitaptı. Ben bu seriyi severek okuyup bitirdim arkadaşlar. Son kitapta bence seriye yakışan bir sonla bitti. Başka türlüsü basit kaçar gibi geliyor bana. Seri oldukça akıcı, metak uyandırıcı ve ahlaki değerleri sorgulayan türden. Karakterlerin her birini ayrı ayrı sevdim. Her birini okumak ayrı bir keyif verdi. Bence bu seriyle ilgili tek kötü yan kısa olması. 5 kitaplık bir seri olsa da her kitabı çok kısa. Bu da bazı duyguların çok hızlı işlendiği anlamına geliyor. Bazen bu gözüme batsa da okuma keyfim o kadar yüksekti ki umursamadım. Birde ben Lana'nın aldığı intikamın herbir satırını okumak isterdim ama yazar bazı yerleri çok hızlı geçiştirmiş. Bu da bende genel olarak hayal kırıklığı yarattı ama yine de 10 puan vermeme engel olmadı. Okuma keyfim her şeyi gözümde önemsiz kıldı sanırım. Bu yüzden yorumum çokta objektif olmayabilir Kısacası bence bu seriyi okuyun. Sonra da okutturun. Tavsiye eder miyim? Kesinlikle.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026215 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:08
Hepimiz Arcaida da doğduk. Acının, Hazzın, Mutluluğun ve Mutsuzluğun yerinde. Özellikle insanın mutluluğu için kısa süreli hazlardan ziyade acının engellenmesi ve acının varoluşunun bizim algılarımız çerçevesinde yok olması gerektiği felsefesini çok beğendim. İnsanı 3 şey tanımlar, kişinin kim olduğu ( karakteri, ahlakı ve aklı), kişinin neye sahip olduğu (parası , mülkü vb.) , kişinin başkalarının gözündeki konumu (sevgi, saygı). Bunların paralelinde çok derin felsefi bir bakış açısıyla ufkumuzu genişletecek bir çok şey var. Keyifli okumalar dilerim, Selamlar.
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20259,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·416 syf.··
2026 1. kitabı
·
275 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:28
Herkese merhaba!!! Geçtiğimiz yıl okuyup kitaptaki bazı bölümler yüzünden Yahudi zihniyeti ile yazılmış diye kenara attığım kitaba bir şans daha verdim; iyi ki verdim. (1 haftada okudum bu arada 275 gün değil) 19. yüzyıl Viyana’sında henüz 2 kitabı yayınlanmış son derece hasta ve fakir olan friedich Nietzsche nin yolu dönemin önde gelen sanatçı ve düşünürlerinin tedavi olduğu zengin ve entelektüel bir doktor olan Josef Breuer ile kesişir. Hikaye Nietzsche’nin arkadaşı (pisagordaki hipotenüs) Lou Salome’nin Breuer’a Nietzsche’nin hastalığını yalnızca onun iyileştirebileceği fikri ile buluşup konuşmaları ile başlar. Her hastanın hikayesinin biricik olduğu fikrinde olan Breuer Nietzsche’yi kabul eder fakat Nietzsche tedaviyi kabul etmek istemediği gibi hasta olduğunu da kabullenmez. Zorlu süreçler, konuşma terapileri, psikolojik destekler ile hasta doktoruna doktor olur bu süreçten ikisi de teselli bulur bu konuşma terapileri ya da Breuer’un deyimiyle baca temizliği Breuer’un ahlaksızlığı ve şeytani yönüyle yüzleşmesini sağlamış ve her iki tarafa da destek olmuştur. Gelişmeleri henüz 26 yaşındaki genç arkadaşı Sigmund Freud ile paylaşır birçok bölümde de bu konuşmalara yer verilir. 5 çocuk babası, zengin ve saygın bir aileden gelen Mathilde’nin kocası olan Josef Breuer; konuşma terapileri ve hipnoz yöntemi ile saplantılı olduğu Bertha ile yollarını ayırır. Nietzsche’nin de uğradığı üç ihanetten psikolojik desteği alması sağlanır. Bizlerin payına da hayata dair derin sorgulamalar ve kendimizle yüzleşme fırsatı düşer. Okuyacak olanlara keyifli ve sabırlı okumalar dilerim.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
9/10
·440 syf.··
2026 28. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
Zafer Bahçesi.. okudumbitti. #zaferbahçesi En acımasız zamanlarda bile yeşerecek bir umut bahçesi her zaman vardır ..insanı hayata bağlayan…. merhaba kitap canlar..az önce bitirdiğim zafer bahçesi kitabıyla geldim..Rhys Bowen’in üç anahtar kitabını çok beğenerek okumuştum. Yeni bir kitabı çıkınca çok mutlu oldum.. diğeri gibi bu romanı da tarihe tanıklık eden ,hem tarihi bilgi sunan hem de duygusal yoğunluğu olan güzel bir kitaptı.. hikayemiz 1918 yılında 1. Dünya Savaşı’nın gölgesinde İngilterede başlıyor.. . Kahramanımız Emily, İngiliz aristokrasisinin aile fertlerinden biri.. ailesi tarafından her konuda iyi yetiştirilmiş, yediği önünde yemedigi ardında bir prenses kızımız.. yalnız aile iyi kız olma kriterleri ile çok farklı bir düşünceye sahip.. ahlaki ölçüleri kendi değerlerine göre biçimlenmiş, sözde vatansever fakat elini taşın altına koymayan her anlamda yargı dağıtan bir aile.. işte böyle bir ailede yaşayan Emily kardeşinin savaşta vefatından sonra bunalima girer.. baskılara dayanamaz ama karşı da koyamaz çünkü ailesinin tek çocuğudur.. kibirli annesi ve burnu düşse üşenip almayacak kadar donuk babasının onunla ilgili planları *yanımızda olsun sosyeteden birini bulsun ,çocukları olsun * gibi kalıplaşmış şeylerdir.. Emily ise tamamen farklı düşünür.. savaş gönüllüsü olup ülkesine bir yarari olsun ister.. ve gizlice gönüllü yazılır.. . Ve hikayedeki kırılma noktaları bundan sonra başlar.. Bir savaş pilotu olan Robbie ile yolları kesişir ..Robbie emily’nin ailesinin tam zıttı ,mütevazi ,romantik ,alçakgönüllü bir askerdir.. Emily‘ye bambaşka bir hayatın kapılarını aralar.. tabi bir zamandan sonra her şey böyle masalsı gitmez, savaş soğuk yüzünü göstererek hayatlarını altüst eder.. ve kız
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202641 okunma
Tanrı’yı Yargılayan Bir Roman
7/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 11:40
Bazı kitaplar hikâyesiyle etkiler, bazıları ise sizi kendi inançlarınızı, doğrularınızı ve adalet anlayışınızı sorgulamaya iter. Kabil, benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Bu, Jose Saramago’dan okuduğum ikinci kitap. İlk olarak Körlük’ü okumuş ve yazarın insan doğasına dair cesur bakış açısından oldukça etkilenmiştim. Kabil ise bunu bambaşka bir noktaya taşıdı. Roman, Habil’i öldürdükten sonra zaman ve mekândan bağımsız bir yolculuğa çıkan Kabil’in gözünden ilerliyor. Kabil; Nuh Tufanı’na, Lut kavminin helak edilişine, İbrahim’in oğlunu kurban etmeye götürülüşüne ve Eski Ahit’teki birçok olaya bizzat tanıklık ediyor. Ancak bu tanıklıklar, kutsal metinleri tekrar etmek için değil; onları sorgulamak için var. Kitap boyunca beni en çok düşündüren nokta, Tanrı’nın insanlığı defalarca yok etmeye karar vermesi oldu. Nuh Tufanı’nda ya da Lut kavminin helakinde yalnızca suçlular değil, henüz hiçbir günah işlememiş masum çocuklar da ölüyor. Saramago tam da burada okuyucunun zihnine rahatsız edici ama güçlü bir soru bırakıyor: Mutlak adalet dediğimiz şey gerçekten adalet mi? Kabil de yaşananları gördükçe yalnızca Tanrı’yı değil, kendi yaratılışını da sorgulamaya başlıyor. Tanrı’nın bu denli acımasız ve adaletsiz göründüğü bir düzende insanın yeri nedir? Romanın en etkileyici yanı, bu soruları cevaplamaya çalışmaması. Okuyucuyu kendi vicdanıyla baş başa bırakması. Kitapta altını çizdiğim onlarca cümle oldu. Bunlardan biri de şu: “Nedensiz sonuç olmayacağı gibi, sonuçsuz neden de olmaz.” Bu cümle yalnızca romanın değil, hayatın da özeti gibi geldi bana. Saramago’nun üslubunu artık daha iyi anladığımı hissediyorum. Herkesin cesaret edemeyeceği soruları soruyor; bunu yaparken de okuyucuyu kışkırtıyor ama düşünmeye de zorluyor. Belki de onu farklı yapan tam
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
6/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 09:04
“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…” 1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi. Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz. Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım. Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma