Erkeğin azıcık zillisi makbuldür, çok kastın sende Werther :)
Kitabı okurken kafamda hep Güllü’den “Gitme gitme ayrılma bendennn” şarkısı çaldı :))) Bana arabesk dinletmiş bu hayat, sana neler yapmaz aslan parçası dedim ah ah.
Birkaç sene önceki Alev okusaydı bu kitabı oturur ağlardı muhtemelen de bende hiç bir iz, acı, keder bırakmadı. Duygusuzluğumun zirvesindeyim…
Neyse şaka bir yana, Werther duygusal yoğunluk ve idealizasyon, ruminasyon ve karşılıksız bağlanma ve aşırı odaklanmadan muzdarip bence. Üstüne bir de romantik melankoli ve aşırı duygusallık var. Bunların neticesinde kaçınılmaz son intihar…
Lotta ise ilgi bağımlısı, soğuk, sınır koymayı bilmeyen bir kadın. Fark ettiği an uzaklaştırmış olsaydı genç dostumuzu, işler bu raddeye gelmezdi bana göre…
Kısacası çok fazla romantizme edilmiş, gereksiz abartılmış, insana bir şey katmayan bir kitap. Şimdi “çok boloyorson son yoz bor kotop gorolom” diyenler olur; onlara da nanik yapmakla yetiniyorum :)