Bir haber gördüm: Samsun'da biri, arabası
arıza yapınca benzin döküp yakmış ve söndürülene kadar da orada öylece durup
izlemiş. O anda neler düşünmüş olabileceğini tahayyül etmeye çalışırken, senden gizleyecek değilim, hoşlanmaya başladım adamdan. Hayallerimin erkeğini bulmuş olabileceğimi düşünüyorum. Hal böyleyken, ben bir Samsun’a kadar gidip geleceğim, kusura bakmazsan bir de araba yakmayı deneyeceğim Osman.
Duygularımız dünyayı anlamlandırma biçimlerimizdir." diyor Duygular Sözlüğü.
Benim bu kitapta en sevdiğim durak kesinlikle: Gigil.
Filipinler dilinde; çok sevdiğiniz birini görünce uyanan o "aşırı sevgiden dişleri sıkma, mıncıklama ve sıkıştırarak sevme" dürtüsü. Kelimelerin bittiği yerde içten gelen o saf coşku...
Bazen kitaplardaki karakterlere bile bu hissi beslemiyor muyuz?
Literatürdeki adı Gigil olabilir ama bizim buralardaki şahsına münhasır karşılığı bellidir: "Hanimiş benim guttişim ahahahah!"
Entelektüellik bir yere kadar, bazen sadece aşırı şefkatten delirmek gerekir.️
Aynı anda her şeyi hissediyordu:
Mutluüzgünöfkelisakinheyecanlı sıkkın enerjik --
Ve her duygu farklı bir renkle çevrelenmişti-Puslu mavi,neon sarısı, göz kamaştırıcı beyaz,parlak kırmızı ...