عخشa

Dil Kurumu'nun gayretleri ile güdükleştirilip bir ilkel cemiyet dili haline getirilen yeni dil, millî edebiyat kültürünü yüzyıllarca geri götürücü darbeyi indirdi.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Reklam
Eskilerin ruhsuzluğu, yenilerin şuursuzluğuna zaferi sağlayan asıl sebeptir.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Muasır Aşk/Sevgi/Ülfet/Muhabbet Algısı Üzerine 3/1
Günümüzde aşk, bir zamanlar insanların ruhlarını birbirine bağlayan derin ve kalıcı bir güç olmaktan çıkarak geçici, kırılgan ve kolayca tüketilen bir deneyime dönüşmüş durumdadır. Bu dönüşümün sebebi insanların daha bencil ya da daha soğuk hale gelmesi değil; yaşadığımız dünyanın sürekli hızlanan yapısının ister istemez ilişkilerimizi de kendi mantığına göre şekillendirmesidir. Çünkü aşk; toplumsal, ekonomik ve kültürel düzenin dışında kalamaz; tam tersine o düzenin ritmine uyum sağlayarak hayatta kalır. Zygmunt Bauman bu durumu "akışkan aşk" kavramıyla açıklamaktadır. Bauman’a göre günümüzde aşk, tıpkı sıvılar gibi şekilsiz, kolay uyum sağlayan ama aynı zamanda son derece kaygan ve geçici bir nitelik kazanmıştır. İlişkiler hızla kurulabilir fakat aynı hızla da sonlandırılabilir. Kök salmak, sabırla inşa etmek, birlikte büyümek; bunlar artık çoğu insana neredeyse lüks ya da gereksiz bir çaba gibi görünüyor. Çünkü çağımız, anlık hazların ve hızlı tüketimin yüceltildiği bir çağdır. Yavaşlamak, sabretmek, beklemek adeta akıntıya karşı yüzmek gibidir. Oysa bugün birçok kişi için aşk, uzun vadeli bir yolculuktan ziyade derhal mutluluk sağlayan bir sözleşme gibidir. Eğer karşı taraf beklenen duygusal doyumu anında vermezse ilişki çoğu kez sorgusuzca bitirilir. Bu anlayış ilişkileri piyasa mantığına yaklaştırıyor; tıpkı bir ürün gibi... Bir ürün beklentiyi karşılamazsa yenisi alınır, tadı kalmamışsa çöpe atılır. Günümüzün dijital flört uygulamaları bu bakış açısını daha da güçlendiriyor. Çünkü orada insanlar kendilerini bir vitrinde sergilenen ürün gibi sunuyor. Laflar, kısa açıklamalar ve idealize edilmiş profillerle aslında "Ben buyum, seçersen kazanırsın" mesajı veriliyor. Böylece aşk bir seçim ve elenme oyunu haline geliyor. Karşımızdakini bütün yönleriyle tanımak
Dinde ve dilde, sanatta ve devlette büyük millet varlığımızın sönük bir hayal haline gelerek bize vedâ ettiği bir devrin yetimleriyiz.
Sayfa 37·Kitabı okuyor