• (İşin ilginc tatafı faili mechul cinayetler)???

    Gerçek aşkı uğruna ölümü göze alan ve 4 Eylül 1990 yılında öldürülen Turan Dursun'u saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyoruz.
    ***
    TURAN DURSUN'UN YAŞAMI
    1934 yılında Sivas'ın Şarkışla İlçesi'ne bağlı Gümüştepe Köyü'nde dünyaya geldi. Din eğitimini medresede alan Turan Dursun, köy imamlığı ve medrese hocalığı yaptı. Müftü olabilmek için ilkokulu dışarıdan bitirdi. 1958-1965 yılları arasında Tekirdağ, Gemerek, Türkili, Altındağ ve Sivas'ta müftülük yaptı. O dönemde kamuoyunda aydın müftü olarak tanınan Dursun, tutucu çevreler tarafından yadırgandı. Dursun, kendisiyle yapılan bir röportajda o döneme ilişkin şunları söyledi:
    "Sivas'ın Hanzar köyünde su kaynağı var. Bir süre sonra yitiyor. Bend yapılsa herkes yararlanacak. Valiye göstermek için başında fotoğraf çektirdim. Köylüler gelmeye cesaret edemediler. "Ağa ne der" diye. Ağa karşı çıkmıştı zaten, "eski köye yeni adet mi getiriyorsunuz" demişti. Daha sonra TRT"deki ilk programımın adı "Eski Köye Yeni Adet" olmuştu. Hakkımda komünist diye söylentiler çıktı. Alışılmadık bir müftüydüm. Tarık Zafer Tunaya'nın başkanı olduğu Devrim Ocakları'nın kurucuları arasındaydım. Sovyetler Birliği'nden 20 bin lira para almış diye ihbar olmuş. Diyanet müfettişlerinden Abdullah Güvenç teftişe geldi. Adama su verecek bardağımız yoktu evde. İbrikle vermiştik utana sıkıla.
    Sinop'un Türkili ilçesine sürgün edildiğimde, kentin dışında yıkık dökük bir kulübe tutmuştum. Ali Şarapçı diye bir öğretmenle karısı bana çok yardım etmişti. Ona da komünist diyorlardı. Ben de "keşke komünist olmasaymış, ne iyi adammış" diye düşünüyordum. Komünizmi kaynağından öğrenmeye karar verdim. Ali Şarapçı'ya "Şu komünist kitaplardan getirsen de okusam" dedim. Bilmediklerimi gidip soruyorum, okuyorum, ders gibi. İnanç dünyamda bir sarsıntı olmadı. Ancak ürkecek bir şey de yokmuş. Sosyal alanda bir ideolojiden çok bir bilim olarak baktım.”

    TURAN DURSUN'UN DİNE İLİŞKİN DÜŞÜNCELERİ NASIL DEĞİŞTİ?
    Turan Dursun, İslam dinine inancını nasıl yitirdiğini şöyle açıkladı:
    “… Bende inanç devrimi neden oldu? Ya da neden inançsızlık oluştu? Onu belirteyim: Doğru bilime yönelmiştim. Çok büyük kütüphanelere gittim. O zaman ben İslam'ın kökenini gördüm, okudum. Söylencelerden de okudum. Bir gün "Sümer Efsanesi" ile karşılaştım. Sümerler'de bir Tufan efsanesi. Baktım, Tevrat'ta var, Kur'an'da var. Bu bir efsane, nasıl olur da Tevrat'ta, Kur'an'da olabilir? Milattan önce 3000 yılında kaleme alındığı sanılıyor. İslam'dan, hatta Kur'an'dan çok önce. Peki, bunlarda olan, Kutsal kitaplarda ne arıyor? Sonra, Hammurabi Yasaları'nın kimi maddeleri Tevrat'a aynen geçmiş, ondan sonra Kur'an'a da yansımış, yani sarsılmalar benim öyle başladı."

    Dursun kendisiyle yapılan bir röportajda ise dinleri şu ifadelerle eleştirmişti:
    "Bence din insanlığa çok şey yitirtmiştir. Dinsizlik ne kazanır? Önce bu yitirilen şeyleri bir daha yitirme durumuna düşmemeyi kazanır. Dinler neyi yitirtmiştir? Bana göre dinler insana gözyaşı getirmiştir, ölümler getirmiştir. İslam da bunların arasındadır. Bugün Yahudiler eğer Filistinlilere birtakım zulümler yapıyorlarsa, bence bunların Yahudiliğin içindeki Yehova'nın, Tevrat Yehovası'nın insanların kafasına aşıladıklarının çok büyük etkisi vardır. "Gidin, vurun, acımayın." en büyük etkisi vardır. İslam öyle olmuştur. Muhammed döneminde de öyle olmuştur. Ebu Bekir döneminde de, daha sonraki dönemlerde de. Ebu Bekir döneminde, "Riddet" (dinden dönme) olaylarında, belgelere göre, ateş havuzları açılmıştır. O ateş havuzlarına insanlar inançlarından dolayı atılmış, yakılmışlardır. Muhammed'den sonraki dönemde, Osman döneminde bir Cemel olayını anımsıyoruz. Bu Cemel olayında, iki yanda da Muhammed' in arkadaşları vardı. Bir yanda, 400 kadar "biat-ı Rıdvan"da bulunmuş olan kişi vardı. Başlarında Ali, Muhammed'in damadı. Öbür yanda, yine cennetle müjdelenmişler vardı. İki kesim birbirine saldırıyorlardı, öldürmek için ve o olayda tarihlerin bizlere kaydettiğine göre, 15 bin kişi hayvan boğazlanır gibi boğazlanmıştır."

    MÜFTÜLÜKTEN SONRAKİ HAYATI
    Turan Dursun, İslam dinine inancını yitirdikten sonra müftülükten ayrıldı.1966 yılında TRT'de dini içerikli programlarda görev aldı. On yıl bu görevine devam ettikten sonra yine TRT'de prodüktör olarak "Başlangıcından Bu Yana İnsanlık", "Vergi Programı", "Akşama Doğru" gibi programlar yaptı.
    TRT'den emekli olduktan sonra 1987’de Kuran Ansiklopedisi’ni bitirdi. 1989 yılında haftalık 2000'e Doğru Dergisi'nde yazmaya başlayan Dursun, yazılarında savunduğu Aydınlanmacı görüşler nedeniyle gericilerin hedefi haline geldi.

    Yazılarını kitaplaştırmak için birçok yayınevini dolaşan Dursun, kitaplarını yayınlamaya cesaret edemeyen yayınevleri tarafından reddedildi. Çalışmaları ölümünün ardından kitaplaştırılabilen Dursun'un yayınlanmış eserleri söyle: “Din Bu (4 cilt), Kur'an Ansiklopedisi, Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt), Kulleteyn, Allah, Kur'an, Dua, Şeriat Böyle, Müslümanlık ve Nurculuk, Ünlülere Mektuplar, İlhan Arsel'e Mektuplar.”

    CİNAYETİN ARDINDAN YAYIMLANMAMIŞ ÇALIŞMALARI KAYBEDİLDİ
    Dursun 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul Koşuyolu'ndaki evinin yakınlarında dinci teröristler tarafından silahla vurularak öldürüldü. Cinayetle ilgili operasyonda yakalanıp tutuklanarak DGM'ye çıkartılan 15 sanık ilk oturumda tahliye edildi. Ardından cinayetle ilgili İstanbul DGM'de iki ayrı dava görülmeye başladı. Davalardan birinde örgütün üst düzey yöneticileri Kudbettin Gök, Mehmet Ali Şeker, Mehmet Zeki Yıldırım, Ekrem Baytap'ın da aralarında bulunduğu 25 sanık yargılanıyordu. Bu dava sürerken 1996 yılının Mart ayında İslami Hareket Örgütü lideri İrfan Çağırıcı yakalandı. Çağırıcı ve 12 arkadaşı da DGM'de yargılanmaya başladı.
    Cinayetin ardından Dursun'un kütüphanesinin raflarında duran çok şeyin kaybolduğu anlaşıldı. Yatağının üzerine ise "Kutsal Terör Hizbullah" kitabı bırakılmıştı. Yakınları kitabın Dursun'a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir "mesaj" olarak bırakıldığını söyledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Dursun'un evinde polislerin arama yaptığını doğruladı ancak arama tutanağında kitaplıktan alınanlara ilişkin bilgi yer almadı.
    Yazdıkları nedeniyle gericilerin kurşunlarına hedef olan Dursun'un pek çok çalışması da cinayetin ardından evine giren karanlık kişilerce ortadan kaldırıldı. Turan Dursun'un oğlu Abit Dursun yaşananları şu ifadelerle anlatıyor:
    "4 Eylül 1990'da Turan Dursun vurulduktan 40-45 dakika sonra polis geliyor. Çok daha erken gelen siviller evi darmadağın ediyor. Bir çok eseri ve çalışması siyah poşetlere konuluyor, onlar çıkarken de resmi giysili polisler içeri giriyor. Biz sivil polislerin götürdüğü eserleri ve çalışmaları Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak istedik. Ama 9 yıldır bu girişimimizle ilgili hiç bir sonuç alamadık. Kuran ansiklopedisinin 2000 sayfası, 'Kulleteyn' isimli kitabın ikinci ve sonraki ciltleri yok. Her şeyi götürmüşler. Bir yaşam boyu büyük emekle ortaya çıkarılan her şeyi. Bütün bunlar sivillerin eve girmesinden sonra kayboldu. Devlet içindeki bazı güçler, yasadışı devlet odakları bu eşyaları alıp gitti."

    "EVİMİZE GELEN BAZI MEKTUPLARIN İÇİNE MERMİ ÇEKİRDEĞİ KOYMUŞLAR"
    “Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım?" sözleriyle yazdıklarının bedelini canıyla ödeyebileceğinin farkında olduğunu ifade eden Dursun, uğradığı cinayet öncesinde çok kez ölüm tehdidi almıştı. Oğlu Abit Dursun babasının daha önceki dönemde aldığı tehditleri şöyle anlatmakta:
    “Babama yönelik ilk öldürme girişimi, 1960'lı yılların başlarında yapıldı. O zamanlar Türkeli Müftüsü idi. Türkeli, Sinop'un şirin, küçük bir kıyı kasabasıdır. Babam, Atatürkçü Müftü diye oraya sürgün gönderilmişti, bense 6 yaşlarında bir çocuktum. Nurcular babamı öldürtmek için, Ankara'dan bir talebe göndermişler. Sonra babam onu ikna etti. Yardım toplattı o öğrenci için.
    Sonra, 1968 Yılında TRT'ye geçti. Ankara Radyosu'nda prodüktör olarak Din ve Ahlak Programları yapmaya başladı. Önce engellemeler sonra sürgünler başladı. Bu arada evimize yüzlerce, binlerce mektup geliyordu. Övgü dolu olanlar da vardı elbette. Ama çoğunlukla tehdit içerikliydi. Hatta bazılarının içine mermi çekirdekleri koymuşlar, ''bunu kabak çekirdeği zannetme'' diye de yazmışlardı mektuplarına.

    Bizleri korumak için yerleştiği İstanbul'da gece gündüz üretiyordu. Tehditler de durmak bilmiyordu tabi ki... Telefon, mektup, ne olursa. Çok ilginçtir, telefonunu (basın tercihli) değiştirip gizli olmasını yazılı olarak talep ettiği halde, ne hikmetse bir kaç saat sonra tehdit telefonları almaya başlamıştı. Yine o sıralar yaşanan ama ölümünden sonra arkadaşlarından öğrendiğimiz bir kaçırılma olayı da var. Tüm bunların yanında yurt dışından konferans talepleri de yoğunluk kazanmıştı. Londra, Paris, Berlin gibi… Biz Türkiye'ye dönmesini -en azından uzun bir süre- istemiyorduk. Yurt dışına çıkmadan bir gün önce yaşandı o meşum gün.”

    TURAN DURSUN NEDEN ÖNEMLİ
    Turan Dursun, Aydınlanma mücadelesiyle Türkiyeli sosyalistlere değerli bir miras bıraktı. Dursun’un bizim açımızdan önemini ortaya koymak için Aydınlanma mücadelesini sürdüren bir başka mecraya, Bilim ve Gelecek dergisinde yayınlanan “Turan Dursun’u anımsamak” başlıklı sunuş yazısına kulak verelim:
    “Aldığı eğitim onu dinci yaptı, kendi sorgulamaları ise aydınlanmacı. Büyük aydınlanma filozoflarını okuyarak ve benimseyerek aydınlanmadı; din âlimlerini okuyarak ve sorgulayarak aydınlandı. Farkı budur. (…)
    En dipteki adamın sorunuyla boğuşurdu; çünkü kendisi de en dipten gelmişti, boğuşa boğuşa… Bu nedenle çok etkiliydi. Sıradan insanı dönüştürmenin ustasıydı. Onun kafası nerede örümceklenmiş, nerede takılmış, nerede donmuş… bunu çok iyi bilirdi. (…) Emekçi Aydınlanmasının neferiydi.”
  • Deneyim ile de görülüyor ki,en iyi olanlar bile birine kin besleyince,yavaş yavaş kötü olmaya başlıyor;çünkü,kinleri haklı bile olsa çok zaman düşmanlarından gördükleri ve düşmanlarının uğramasını diledikleri kötülükleri düşüne düşüne onlar da kötülüğe alışır.
  • ...Zayıf ve alçak ruhlar,kendilerine gerektiğinden fazla değer verirler ve üç damla su ile ağzına kadar dolan vazolara benzerler.Sizin onlardan olmadığınızı biliyorum...
  • Zeki bir insan,herkesin uğursuz ve mutlak olarak kötü sandığı olaylara,kendisi için elverişli görünecekleri bir açıdan bakabilir.
  • Sonuç olarak hiçbir şeyin,aklı bozmadıkça bizi mutlu olma olanağından yoksun edemeyeceği söylenebilir;en çok zararı dokunanlar en kötü görünenler değildir her zaman.
  • Kitaplarımı satışa çıkartıyorum, talep edenler listeden seçip mesaj yoluyla bana ulaşabilir.

    JOHN STEİNBECK-AL MİDİLLİ
    ALFRED ADLER-YAŞAMA SANATI
    JACK LONDON-DENİZİN ÇAĞRISI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ONİKİNCİ GECE
    THOMAS MANN-EFENDİ VE KÖPEĞİ
    PLATON-SOKRATES’İN SAVUNMASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ROMEO VE JULİET
    WİLLİAM SHAKESPEARE-OTHELLO
    WİLLİAM SHAKESPEARE-KRAL LEAR
    THOMAS MANN-BÜYÜLÜ DAĞ
    ALFRED ADLER-YAŞAMSAL SORUNLAR
    JOHN STEİNBECK-BİTMEYEN KAVGA
    AHMET İNAM-DENEYEN FELSEFE
    ALFRED ADLER-İNSANI TANIMA SANATI
    PLATON-DEVLET
    KRİSHNAMURTİ-KARTALIN UÇUŞU
    DOBROLYUBOV-OBLOMOVLUK NEDİR?
    CENGİZ GÜLEÇ-USTACA YAŞAMAK VE OTANTİK VAROLUŞ
    FRİEDRİCH NİETZSCHE-ŞEN BİLİM(ŞİİRLER)
    PANAİT İSTRATİ-BARAGANIN DİKENLERİ
    GOETHE-YARAT EY SANATÇI
    HERMANN HESSE-ÖLDÜRMEYECEKSİN(09.10.2016)
    KRİSHNAMURTİ-ZİHNİN UYANIŞI
    DİNO BUZZATİ-KLİNİK BİR VAK’A
    JEAN-PAUL SARTRE-SÖZCÜKLER
    PANAİT İSTRATİ-ARKADAŞ
    ALFRED ADLER-NEVROZ SORUNLARI
    JACK LONDON-UÇURUM İNSANLARI
    PLATON-EUTHYPHRON
    PLATON-KRİTON
    CERVANTES-DON KİŞOT
    THOMAS MANN-MARİO VE SİHİRBAZ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-BİR YAZ GECESİ RÜYASI
    CARL GUSTAV JUNG-İNSAN RUHUNA YÖNELİŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-VENEDİK TACİRİ
    ANDRE GİDE-TOHUM ÖLMEZSE
    ERİCH FROOM-ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ATİNALI TİMON
    THOMAS MANN-LOTTE WEİMAR’DA
    THOMAS MANN-ZOR SAAT
    CAHİT ZARİFOĞLU-MOTORLUKUŞ
    CARL SAGAN-KOZMOS
    JACK LONDON-DEMİR ÖKÇE
    TARIK TUFAN-ŞANZELİZE DÜĞÜN SALONU
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAK, YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-AYRI YOL
    ANDRE GİDE-ISABELLE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-SEÇKİNLİK VE SIRADANLIK ÜZERİNE
    ANDRE GİDE-THESEUS
    ANDRE GİDE-KADINLAR OKULU
    ANTON ÇEHOV-MARTI
    ARTHUR SCHOPENHAUER-GÜZELİN METAFİZİĞİ
    MAKSİM GORKİ-AYAKTAKIMI ARASINDA
    PANAİT İSTRATİ-PERLMUTTER AİLESİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-HAYATIN ANLAMI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-MACBETH
    PANAİT İSTRATİ-KODİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YOK YERE YAYGARA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-WINDSOR’IN ŞEN KADINLARI
    ERİCH FROOM-YENİ BİR İNSAN YENİ BİR TOPLUM
    JEAN-PAUL SARTRE-EDEBİYAT NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-OKUMAYA VE OKUMUŞLARA DAİR
    FRİEDA FORDHAM-JUNG PSİKOLOJİSİNİN ANA HATLARI
    HAKAN GÜNDAY-DAHA
    CARL GUSTAV JUNG-DÖRT ARKETİP
    THOMAS MANN-MAJESTELERİ KRAL
    ERİCH FROOM-SAHİP OLMAK YA DA OLMAK
    ALFRED ADLER-YAŞAMIN ANLAM VE AMACI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-JULİUS CAESAR
    WİLLİAM SHAKESPEARE-CORİOLANUS
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HUYSUZ KIZ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLMEK VE İSTEMEK
    ERİCH FROOM-KENDİNİ SAVUNAN İNSAN
    JEAN-PAUL SARTRE-ÖZNELLİK NEDİR?
    ARTHUR SCHOPENHAUER-DİN ÜZERİNE
    ARTHUR SCHOPENHAUER-ÖLÜMÜN ANLAMI
    GOETHE-FAUST
    ALFRED ADLER-BİREYSEL PSİKOLOJİ
    ARTHUR SCHOPENHAUER-BİLİM VE BİLGELİK
    EMİNE GÖĞSU-İBNİ SİNA FELSEFESİ’NDE AŞK(CUMHURİYET ÜNİ. Y.L TEZİ)
    UĞUR KOŞAR-YÜZLEŞME
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AŞKA VE KADINLARA DAİR(AŞKIN METAFİZİĞİ)
    MELİSA BARAN-FARABİ VE İBNİ SİNA’DA FELSEFE TERİMİ VE MAHİYETİ(ANKARA ÜNİ Y.L TEZİ)
    PLATON-PROTAGORAS
    PLATON-LAKHES
    ERİK HORNUNG-MISIR TARİHİ
    PLATON-ALKİBİADES 1-2
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KAFA KÂĞIDI
    HAKAN GÜNDAY-AZ
    JEAN VERCOUTTER-ESKİ MISIR
    PLATON-MENON
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AYNADAKİ YALAN
    SOPHİE DESPLANCQUES-ANTİK MISIR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-O VE BEN
    ERİCH FROOM-TANRILAR GİBİ OLACAKSINIZ
    PLATON-MİNOS&EPİNOMİS
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-HİKAYELERİM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-BİR ADAM YARATMAK
    WİLLİAM SHAKESPEARE-YETER Kİ SONU İYİ BİTSİN
    WİLLİAM SHAKESPEARE-ANTONIUS VE KLEOPATRA
    ERİCH FROOM-MARX’IN İNSAN ANLAYIŞI
    WİLLİAM SHAKESPEARE-IV. HENRY
    FERİDÜDDİN ATTAR-MANTIKUT-TAYR
    HAKAN GÜNDAY-ZİYAN
    SOREN KIERKEGAARD-KİŞİLİĞİN GELİŞİMİNDE ETİK-ESTETİK DENGESİ
    HAKAN GÜNDAY-MALAFA
    HAYAT NUR ARTIRAN-AŞK BİR DAVAYA BENZER(MESNEVİ SOHBETLERİ)
    HAKAN GÜNDAY-ZARGANA
    WİLLİAM SHAKESPEARE-HAMLET
    HAKAN GÜNDAY-PİÇ
    CEZMİ ERSÖZ-ŞİZOFREN AŞKA MEKTUP
    NECİB MAHFUZ-MİRAMAR
    NECİB MAHFUZ-ZAMAN VE MEKÂN
    NECİB MAHFUZ-KARNAK KAFE
    NECİB MAHFUZ-ZAMANIN HÜKMÜ
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO SAPIENS
    NECİB MAHFUZ-KUŞTİMAR KAHVEHANESİ
    SOREN KIERKEGAARD-KORKU VE TİTREME
    NECİB MAHFUZ-YAĞMURDA AŞK
    MARCEL PROUST-SWANN’LARIN TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİB MAHFUZ-SARAY GEZİSİ
    NECİB MAHFUZ-ŞEVK SARAYI
    NECİB MAHFUZ-BAŞKANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN
    NECİB MAHFUZ-ŞEKER SOKAĞI
    TOBY WILKINSON-ESKİ MISIR
    NECİB MAHFUZ-KAHİRE MODERN
    NECİB MAHFUZ-CEBELAVİ SOKAĞI’NIN ÇOCUKLARI
    YUVAL NOAH HARIRI-HOMO DEUS
    NECİB MAHFUZ-HIRSIZ VE KÖPEKLER
    NECİB MAHFUZ-DÜĞÜN EVİ
    NECİB MAHFUZ-EZİLENLER
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK
    MARCEL PROUST-GUERMANTES TARAFI(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-VAROLUŞ FELSEFESİ-HAREKET FELSEFESİ
    VİCTOR HUGO-BİR İDAM MAHKÛMUNUN SON GÜNÜ
    MARCEL PROUST-ÇİÇEK AÇMIŞ GENÇ KIZLARIN GÖLGESİNDE(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-REİS BEY
    NURETTİN TOPÇU-VAR OLMAK
    TEVFİK EL-HAKİM-SANAT ÜZERİNE
    TEVFİK EL-HAKİM-ASÂ İLE SOHBETLER
    MARCEL PROUST-SODOM VE GOMORRA(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-REHA
    NURETTİN TOPÇU-TAŞRALI
    NURETTİN TOPÇU-BERGSON
    MARCEL PROUST-MAHPUS(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    HERMANN HESSE-KLEİN VE WAGNER
    HERMAN MELVİLLE-MOBY DICK
    MARCEL PROUST-ALBERTİNE KAYIP(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    PERİHAN SADIKOĞLU-ANTİK MISIR SANATI VE TARİHSEL AKIŞTAN GÜNÜMÜZE ETKİLERİ
    NURETTİN TOPÇU-MEHMET ÂKİF
    MARCEL PROUST-YAKALANAN ZAMAN(KAYIP ZAMANIN İZİNDE)
    NURETTİN TOPÇU-İSLAM VE İNSAN-MEVLANA VE TASAVVUF
    NURETTİN TOPÇU-BÜYÜK FETİH
    NURETTİN TOPÇU-İSYAN AHLÂKI
    SPİNOZA-ETİKA
    NURETTİN TOPÇU-KÜLTÜR VE MEDENİYET
    DESCARTES-RUHUN TUTKULARI
    NURETTİN TOPÇU-AHLÂK NİZAMI
    NURETTİN TOPÇU-MİLLET MİSTİKLERİ
    SPİNOZA-MEKTUPLAR
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-TOHUM
    NURETTİN TOPÇU-PSİKOLOJİ
    VİRGİNİA WOOLF-MRS. DALLOWAY
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-KÜNYE
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PARMAKSIZ SALİH
    VİRGİNİA WOOLF-DENİZ FENERİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SİYAH PELERİNLİ ADAM
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-SABIR TAŞI
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER
    HAYATİ İNANÇ-CAN VEREN PERVANELER(2)
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-AHŞAP KONAK
    NURETTİN TOPÇU-SOSYOLOJİ
    NECİP FAZIL KISAKÜREK-PÜF NOKTASI
    STEPHEN ERİC BRONNER-BİR AHLAKÇININ PORTRESİ(ALBERT CAMUS)
    NURETTİN TOPÇU-FELSEFE
    NURETTİN TOPÇU-MANTIK
    PEYAMİ SAFA-YALNIZIZ
    NURETTİN TOPÇU-TÜRKİYE’NİN MAARİF DAVASI
    PEYAMİ SAFA-MATMAZEL NORALİYA’NIN KOLTUĞU
    STEVEN NADLER-SPİNOZA: BİR YAŞAM
    SPİNOZA-ANLAMA YETİSİNİN DÜZELTİLMESİ ÜZERİNE İNCELEME
    AYŞE ÖZEL-ESTETİK VE TEMEL KURAMLARI
    SITKI MEHMET ERİNÇ-RESMİN ELEŞTİRİSİ ÜZERİNE
    CHARLES RAMOND-SPİNOZA SÖZLÜĞÜ
    MAURİCE MERLEAU PONTY-GÖZ VE TİN
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA
    NURETTİN TOPÇU-AMERİKAN MEKTUPLARI, DÜŞÜNEN ADAM ARANIZDA
    DİEGO TAİTAN-SPİNOZA. DÜNYA SEVGİSİ
    MİHAİL LERMONTOV-ZAMANIMIZIN BİR KAHRAMANI
    ÖMER NACİ SOYKAN-ESTETİK VE SANAT FELSEFESİ
    JOSEPH CONRAD-KARANLIĞIN YÜREĞİ
    MEHMET RİFAT-MARCEL PROUST YA DA BİR ROMAN YARATMAK
    MARTIN HEIDEGGER-SANAT ESERİNİN KÖKENİ
    NURETTİN TOPÇU-YARINKİ TÜRKİYE
    ÖZKAN EROĞLU-BİR RESME NASIL BAKMALIYIZ?
    SPİNOZA-KISA İNCELEME
    DESCARTES-MEDİTASYONLAR
    DESCARTES-AKLIN YÖNETİMİ İÇİN KURALLAR
    IRWIN D. YALOM-SPİNOZA PROBLEMİ(NAZİ SUBAYININ PARADOKSU)
    ÇETİN BALANUYE-SPİNOZA’NIN SEVİNCİ NEREDEN GELİYOR?
    SPİNOZA-DESCARTES FELSEFESİNİN İLKELERİ VE METAFİZİK DÜŞÜNCELER
    DESCARTES-YÖNTEM ÜZERİNE KONUŞMA
    IMMANUEL KANT-GÜZELLİK VE YÜCELİK DUYGULARI ÜZERİNE GÖZLEMLER
    JALE NEJDET ERZEN-ÇOĞUL ESTETİK
    DESCARTES-FELSEFENİN İLKELERİ
    DESCARTES-AHLÂK ÜZERİNE MEKTUPLAR
    ALAİN BADİOU-BAŞKA BİR ESTETİK
    TÜLİN BUMİN-TARTIŞILAN MODERNLİK: DESCARTES VE SPİNOZA
    PETER DE BOLLA-SANAT VE ESTETİK
    ERASMUS-DELİLİĞE ÖVGÜ
    ALAİN DE BOTTON-FELSEFENİN TESELLİSİ
    AVNER ZİSS-ESTETİK
    KOLEKTİF-MARX’TAN SPİNOZA’YA SPİNOZA’DAN MARX’A GÜNCEL MÜDAHALELER
    VİNCENT VAN GOGH-THEO’YA MEKTUPLAR
    MORİS FRANSEZ-SPİNOZA’NIN TAO’SU
    AHMET HAMDİ TANPINAR-MAHUR BESTE
    MATHİAS ROUX-SOKRATES YEŞİL SAHALARDA
    REYDA ERGÜN,CEMAL BÂLİ AKAL-KİMLİK BEDENİN HAPİSHANESİDİR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-BEŞ ŞEHİR
    HADI RIZK-SPİNOZA’YI ANLAMAK
    PONTUS HULTEN-VERMEER VE SPİNOZA
    AHMET HAMDİ TANPINAR-AYNADAKİ KADIN
    ALAİN DE BOTTON-PROUST YAŞAMIMIZI NASIL DEĞİŞTİREBİLİR
    H.ÖMER ÖZDEN-İBN-İ SİNA-DESCARTES METAFİZİĞİ
    MUSA KAZIM ARICAN-SPİNOZA FELSEFESİ ÜZERİNE YAZILAR
    RÜDIGER SAFRANSKİ-SCHOPENHAUER
    ARTHUR SCHOPENHAUER-AKIL SAĞLIĞI
    NURETTİN TOPÇU-İRADENİN DAVASI DEVLET VE DEMOKRASİ
    AHMET HAMDİ TANPINAR-SAHNENİN DIŞINDAKİLER
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ I
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ II
    BERTRAND RUSSELL-BATI FELSEFESİ TARİHİ III
    TURAN ALPTEKİN-AHMET HAMDİ TANPINAR
    AHMET HAMDİ TANPINAR-HEP AYNI BOŞLUK
    VİCTOR HUGO-93 İHTİLALİ
    GİORGİO VASARİ-SANATÇILARIN HAYAT HİKAYELERİ
    CHARLES DICKENS-İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM I
    ROBERT MUSİL-NİTELİKSİZ ADAM II
    MEVDUDİ-TEFHİMU’L KUR’AN I
    IRVING STONE-YAŞAMA TUTKUSU
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM I
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM II
    ALİ ŞERİATİ-İSLAMBİLİM III
    YESHİM TERNAR-REMBRANDT’IN MODELİ
    HENRİ BERGSON-GÜLME(KOMİĞİN ANLAMI ÜZERİNE DENEME)
    HENRİ BERGSON-YARATICI TEKÂMÜL
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU I
    IRVING STONE-IZTIRAP VE COŞKU II
    CHARLES DICKENS-BÜYÜK UMUTLAR
    ALİ ŞERİATİ-İNSAN
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ I
    ALİ ŞERİATİ-YALNIZLIK SÖZLERİ II
    GILLES DELEUZE-BERGSONCULUK
    SIENKIEWICZ-QUO VADİS?
    H.HALUK ERDEM-KARL JASPERS FELSEFESİNE GİRİŞ
    ALİ ŞERİATİ-YENİ ÇAĞ’IN ÖZELLİKLERİ
    ALİ ŞERİATİ- İSLAM NEDİR MUHAMMED KİMDİR
    ALİ ŞERİATİ-DUA
    VİCTOR HUGO-MARION DE LORME
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM VE SINIFSAL YAPI
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-DİNLER TARİHİ II
    ALİ ŞERİATİ-EBUZER
    ALİ ŞERİATİ-SANAT
    ALİ ŞERİATİ-ÖZE DÖNÜŞ
    ALİ ŞERİATİ-DÜNYAGÖRÜŞÜ VE İDEOLOJİ
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ I
    ALİ ŞERİATİ-MEDENİYET TARİHİ II
    TAHA HÜSEYİN-GÜNLERİN KİTABI
    ALİ ŞERİATİ-İBRAHİM’LE BULUŞMA
    TAHA HÜSEYİN-VADEDİLEN GÜNLER
    ALİ ŞERİATİ-DİNE KARŞI DİN(ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ)
    ALİ ŞERİATİ-HAC
    ALİ ŞERİATİ-BİZ VE İKBAL
    GENE R. GARTHWAITE-İRAN TARİHİ
    ALİ ŞERİATİ-İSLAM’I TANIMA METODU
    SÂDIK HİDÂYET-KÖR BAYKUŞ
    ALİ ŞERİATİ-ALİ
    SÂDIK HİDÂYET-DİRİ GÖMÜLEN
    ALİ ŞERİATİ-KENDİNİ DEVRİMCİ YETİŞTİRMEK
    SÂDIK HİDÂYET-ÜÇ DAMLA KAN
    ALİ ŞERİATİ-ALİ ŞİASI SAFEVİ ŞİASI
    SÂDIK HİDÂYET-HACI AGA
    ALİ ŞERİATİ-AŞİNA YÜZLERLE(AİLESİNE VE DOSTLARINA MEKTUPLAR)
    SÂDIK HİDÂYET-AYLAK KÖPEK
    ALİ ŞERİATİ-KADIN(FATIMA FATIMADIR)
    ALİ ŞERİATİ-ÇÖLE İNİŞ(HUBUT-KEVİR)
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER I
    ALİ ŞERİATİ-MUHTELİF ESERLER II
    SÂDIK HİDÂYET-HİDÂYETNAME
    ALİ ŞERİATİ-MEKTUPLAR
    SÂDIK HİDÂYET-ALACAKARANLIK
    ALİ ŞERİATİ-KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
    ALİ ŞERİATİ-İRAN VE İSLAM
    SÂDIK HİDÂYET-HAYYAM’IN TERÂNELERİ
    SÂDIK HİDÂYET-VEJETARYENLİĞİN YARARLARI
    ALİ ŞERİATİ-ÂDEM’İN VÂRİSİ HÜSEYİN(ŞEHADET)
    ALİ ŞERİATİ-KENDİSİ OLMAYAN İNSAN(İNSANIN DÖRT ZİNDANI)
    FRANTZ FANON-SİYAH DERİ BEYAZ MASKELER
    ETİENNE BALİBAR-SPİNOZA VE SİYASET
    CEMAL BÂLİ AKAL-VAROLMA DİRENCİ VE ÖZERKLİK(BİR HAK KURAMI İÇİN SPİNOZA’YLA)
    FRANTZ FANON-YERYÜZÜNÜN LANETLİLERİ
    HÜSEYİN YORULMAZ-BİR NESLİN AĞABEYİ ERDEM BAYAZIT
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ I
    ERDEM BAYAZIT-İPEK YOLUNDAN AFGANİSTAN’A
    JULIO CORTAZAR-SEKSEK
    CHARLES DICKENS-OLIVER TWIST
    JIM AL-KHALILI-PARADOKS(BİLİMİN EN BÜYÜK DOKUZ BİLMECESİ)
    MURAT TURNA-ERDEM BAYAZIT VE ŞİİRİ
    ERDEM BAYAZIT-ŞİİRLER
    RASİM ÖZDENÖREN-HASTALAR VE IŞIKLAR
    RASİM ÖZDENÖREN-GÜL YETİŞTİREN ADAM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇÖZÜLME
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇOK SESLİ BİR ÖLÜM
    RASİM ÖZDENÖREN-ÇARPILMIŞLAR
    BURÇAK ÇEREZCİOĞLU-MAVİ SAÇLI KIZ
    ŞEFİK CAN-KONULARINA GÖRE AÇIKLAMALI MESNEVİ TERCÜMESİ II
    IRVING STONE-İNSAN RUHUNUN DERİNLİKLERİNDE FREUD I
    KARL JASPERS-FELSEFE KONUŞMALARI-FELSEFEYE GİRİŞ
    LEVENT BAYRAKTAR-BERGSON
  • Çok tanrılı filozoflarda üstün iyi ya da anlamlarımızın amacı üzerine üç düşünce vardır : üstün iyinin haz olduğunu söyleyen Epicuros, ikincisi üstün iyinin erdem olmasını isteyen Zenon' un düşüncesi, üçüncüsü de üstün iyinin bedenin ve ruhun olgunluklarından oluştuğunu söyleyen Aristoteles' in düşüncesi.