Ahmet

Ahmet
@ahmet1kitap
Üni de öğrenciymiş
Genelde İstanbuldaymış
Hastanede doğmuş, 2001
21 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Yaşamak mecburiyetindeyiz hemde ölene dek!
Hastalık Panik atak, demiş doktorlar. Oysa sizin hastalığınıza koyduğunuz teşhis başkaymış: Hep başka bir yerde ve başka bir zamanda olma isteği. İstek sözcüğü hafif kaçıyormuş, “Ben tam şu anda başka bir yerde ve zamanda olmalıyım” duygusu demek daha doğru olurmuş. Gereklilik bildiren “olmalıyım” ifadesi de yanıltmamalıymış beni. Başka bir yerde ve zamanda olmayı bir ödev duygusuyla veya görev bilinciyle değil, düpedüz “yaşıyorum” diyebilmek için istiyormuşsunuz. Konuşmanızdaki bütün çift tırnakları siz kendiniz ellerinizle, parmaklarınızı kıvırıp havaya kaldırarak koymuşsunuz. Bu isteği, daha doğrusu, nefes almanızı zorlaştıracak, düşüp bayılmanıza yol açacak kadar yoğun olan bu duyguyu ilk kez yıllar önce, banka kartının son kullanma tarihi dolan bir müşterinize yeni kartını verirken hissetmişsiniz. Yeni kartın kullanım süresi beş yıl sonra doluyormuş. Beş yıl sonra da burada, bu bankanın Beşevler şubesinde mi olacağım, diye düşünmüşsünüz. Bir takım elbisenin içinde, para sayma makinelerinin, yazıcıların, bilgisayar ekranlarının, telefonların arasında ve bir camın arkasında. Tam o anda, çocukluğunuzun geçtiği Dikmen’de parkta basketbol oynamanız gerektiğini düşünmüşsünüz. Kuşadası’nda, Zeus Mağarası’nda ışıklar ve gölgeler içinde yüzmeli; Sinop’ta kaleye yakın sokaklardan birinde bir hurdacıya dudaklanınızın önünde birkaç el tavla atmalıymışsınız. Yaşadığınızı hissettiğiniz yerlere geri dönmek, o zamanları tekrarlamak, derken bayılmışsınız. Bunları bana yeni banka kartımı verirken anlatmıştınız. O bayıldığınız günden kim bilir kaç yıl sonra yine aynı banka şubesindeydiniz. Kartımın son kullanma tarihine bakmamaya çalıştım. Yaşamanın bir mahkûmiyete dönüşmesini istemiyorsam hiçbir şeyin son kullanma tarihine bakmamalıyım. Bu faydalı bilgiyi sizden öğrendim.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Yaşamak
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dominant görünümlü kadın ile looser erkek ilişkisi kaosu
Birinci annenin kızı ile ikinci annenin oğlunun kar­şılaştıklarını ve bir ilişkiye geçtiklerini varsayalım. En sık rastlanan biçimi ile bu, annesinin kimliğini benimse­yen egemen bir kadınla, bu kadının egemenliğini güçlülük sandığı için onunla ilişkiye geçen ve de aynı zamanda onun egemenliğinden ürken bir erkeğin beraberliği olacaktır. Böyle bir ilişkide çeşitli olasılıklar söz konusudur. Kadın, kendine olan güvensizliğinden ötürü erkeğine karşı bir anne tutumu geliştirerek onu kendine bağımlı kılmaya çalışabilir ki, kendi kişiliğinden vazgeçmek pahasına ge­liştirilen böyle bir tutum düşmanca eğilimlerin oluşumu­ na da yol açabilir. Böyle bir kadın aslında terkedilme kaygılan yaşadığından, sürekli ödün vererek ilişkiyi sür­dürme çabasındadır. Bu güvensizlik açık ya da üstükapalı bir kıskançlığın sürekli yaşanmasına neden olur. Eğer kıskançlık duygulan denetimden çıkarak bunaltıcı boyut­lara ulaşırsa erkeğin başka kadınlarla ilişki kurma olası­lığı da artar. Kimi kadın, erkeğin üzerinde gerçek bir egemenlik kurduğu anda onu küçümsemeye başlayabilir. Eğer erkeğin mazoşist eğilimleri yoğunsa, ilişki kadınm erkeği sü­rekli horlaması biçiminde sürebilir. Ancak çoğu kez bu noktaya gelindiğinde erkek, kadından uzaklaşarak, başka kadınlarla ilişki kurarak ya da mozişizmini sadizme dönüştürerek kadının esasen temelsiz olan özgüveninin yı­kılmasını sağlayabilir ve bu kez roller değişir. Kadın nasıl olsa elinin altında olduğunu sandığı erkekte oluşan bu değişikliklerden ötürü bozguna uğrar ve bu kez mazoşist ortak rolünü benimser. Sağlıklı bir anne modelinden yoksun büyümüş kadın­lardaki kimlik bunalımı çeşitli biçimlerde yaşanabilir. Ki­mi kadın erkeksi bir sorumluluk üstlenerek erkeğinden de daha erkek olma çabasındadır. Böylesi kadınlar, ev iş­leriyle uğraşan, yemek ve pasta
Sayfa 129·Kitabı okuyor
Psikoloji
Çarpık duran tabloyu düzeltme, o çapken de güzel
Çarpık duran tablo o insanın gerçek benliğini ve bu benliğin suçluluk duygusu uyandı­ran eğilimlerini yansıtır. Tabloyu düzeltmek ise, vicdanı­na, toplum normlarına ve vaktiyle ana-babası tarafından zihnine işlenmiş olan değer-yargılarına boyun eğmeyi sim­geler. Çarpık duran tablo dışarıya fışkırmak isteyen gerçek benliğini kışkırtıcı bir uyaran olduğundan, kişi far­kına vardığı çarpıklığı düzeltmeden rahat edemez. Böylesi durumlarda, kişiliğin kuralcı ve yargılayıcı bir bölümü, içinden geldiğince davranmak isteyen diğer bölümünü sürekli tehdit altında tutar.
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Kaygı
Neyimiz Vardı İnceliklerimizden Başka
kara çok uzakta sahiller millerce uzaktaydı birbirimizin yokluğunda neyimiz vardı öfkeli bir gençlikten mağrur inceliklerimizden ve geceler boyu kısık yıldızlar altında anlatılan ihanetlerin kara bilgisinden başka biliyorduk geldiğimiz yer Atlantis o yitik ütopya gittiğimiz yer de ora Senelerce, senelerce evveldi; sen yoktun bu aşk başladığında Senelerce, senelerce evveldi; sen yoktun ben de yoktum bu aşk başladığında...
Aşk
Yol arkadaşlığıydı bu
rüyamızı emanet etmedik hiç uyumadık sığda ölümün uykusuna güvenir gibi bırakırdık kendimizi birbirimizin düşlerinin yastığına aşktı bu, beraberlikti yol arkadaşlığıydı ve daha binlerce kelime...
Sayfa 70·Kitabı okudu
yol arkadaşım