Soğukta insanı ısıtmayan ocaksın sen,
rüzgarı tutmayan derme çatma kapısın,
savunucuların üstünde devrilen saray,
altında yatanı boğan bir yorgan,
götürenin üstünü kirleten zift,
taşıyanın üstünde boşalan su tulumu,
taş duvarı çatlatan kireç,
çökerten koçbaşı bir dost ülkeyi,
giyenin ayağını vuran çarık!
“Bir de yalnızlığı öğrettim ona.
Şimdi geceyarısı, ikimizi de uyku tutmadığı zaman, kendi koridorlarımızda bir ileri bir geri, sinirli adımlarla dolaşıp duruyoruz.. "