Victor Hugo bundan önce okududuğum birkaç romanında farklı anlatım tarzıyla,duyguları yansıtabilme gücüyle ve müthiş betimleme kabiliyetiyle beni oldukça etkilemişti.Daha çok okumak,farklı eserlerinde hayat görüşlerini öğrenmek,oluşturduğu karakterlerden dünyaya nasıl baktığını öğrenmeyi çok seviyordum.Ama Sefiller.Tuhaf bir şekilde bu eserini okumak hep gözümü korkutmuştu,bir tuhaf önyargı besliyor bu duygudan kurtulamıyordum.Müthiş bir kitap kıtlığı çektiğim sırada kitaplıkta duran bu ikili seri gözlerime değdi ve işte o anda hiç düşünmeden başladım.Belki Hugo'nun bölümleri aşan incelemeleriydi beni korkutan,belki yıllar önce okuyup canımı sıkan,olumlu duygular besleyemediğim kısaltmış versiyonu,belki pek sevemediğim müzikal filmindendi,ancak o anda tamamen nötr hislerle birinci cildini alıp başladım okumaya.
Bu kitabı okumanız için tek bir neden vermem gerekse tüm o konu gidişatından ziyade karakterleri derdim.Çok uzun zamandır bu kadar dünyadan,hisleri olan,iyiyi ve kötüyü ayrı ayrı hissebilen insani karakterler okumamıştım.Sadece Jean Valjean karakterinin derin duygularına,iç kavgalarına,vicdani hesaplaşmalarına,yılların ona kattıklarına tanık olduğumuz sayfalar için bile bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.Ekmek çalmak suretiyle çarptırıldığı kürek mahkumluğundan,hayranlıkla bakılan belediye başkanlığına ve seneler süren kaçaklık serüvenine değin o uzun yıllarda aslında olaylar ardı ardına sıralanıyor olmasına rağmen yazarın başarılı aktarımıyla sanki Jean Valjean karşımda,ben de elimde kağıt kalemle tüm hayatını dinliyor gibi hissettim.Bir sürü olay oluyor,dünya akmaya devam ediyordu ve o sakin bir tavırla yaşantısını anlatıyordu sanki.Jean Valjean benim için,okuması derin duygu değişimlerine sürükleyen bir karakterdi.
Bu ince ince işlenmiş anlatımlar yalnızca