"Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları'na
Yedisi taştan saraylarında Cüce Hükümdarlar'a,
Dokuz Yüzük Ölümlü İnsanlar'a, ölecekler ne yazık
Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda,
Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi'ne
Hepsine hükmedecek Bir Yüzük, hepsini o bulacak
Hepsini bir araya getirip karanlıkta birbirine bağlayacak
Gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda”
Bu yıl yapmak istediğim şeylerden biri bu koca seriyi ek kitaplarıyla beraber bitirmekti.Yolculuğuma Hobbit'le başladım,sanki koca bir kapının yanında,yamacında dolaşıyormuş gibi hissettiğim yolculuk bu kitapla kapının aralanması şeklinde devam etti.Küçük bir Hobbit'in yaşadığı oyukta,yüzük taşıyıcısının yeni ve belirsizliklerle dolu tehlikeli yolculuğu başladı ve bu yolculukta Hobbit,büyüdü,fedakarlıklar yaptı,savaştı ve yüzleşti,kimlere güveneceğini öğrendi ve kimlere güvenmeyeceğini.
Yüzük Kardeşliği'ni spoiler taşımayacak ve özet bir şekilde ancak böyle tanımlayabilirdim sanırım.Ama kitap ve seri bundan çok daha fazlası.Sevgili Tolkien koca bir dünya oluşturmuş,birden fazla medeniyet,ırk,kocaman şehirler,minicik ve huzurlu köyler,asırlar sonra gün yüzüne çıkarılmış efsaneler,eski aşklar,destansı şarkılar...Ve tüm bu dünyanın ardında efsanevi yüzükler,ardından gelen hepsini bağlayacak tek bir yüzük.Sauron'un bizzat kendisinin dövdüğü ve kalbinden ve ruhundan kattığı,diğer yüzüklere hükmetmesini istediği bu tek yüzük.Yüzük'ün geçirdiği uzun maceradan sonra Bilbo'ya ve ondan Frodo'ya miras kalması üzerine yaklaşan kötülükten korunmak için Hüküm Dağı'nda yok edilmesi kararı alınıyor ve dokuz kişilik dev bir yolculuk başlıyor.Dört hobbit,bir cüce,bir elf,iki insan ve bir büyücüden oluşan bir grubun macerası bu şekilde başlıyor ve biz kitabın büyük çoğunluğunda yolculuk sürecini okuyoruz