Vesselam
"Dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur." - Fyodor Dostoyevsky
1000Kitap
Sana ait olmayan yerlerde çürürsün.
Reklam
Sana ait olmayan yerlerde çürürsün.
Hayatı Romantize Etmek
Bu dünya da yaşayıpta hayatı romantize etmenin bir mantığı yoktur. Hayatın iki yönü vardır; insanın kendi düşüncesindeki hayatı yani bir düş olan hayat, bir de gerçek yaşadığımız hayat yani reel hayat. Bu hayatı romantize etmeye çalışıyorsak bilin ki çok fazla düş kuruyoruz ve yaşadığımız dünya bu düşlerden çok uzakta. Hayatın bir gerçekliği vardır; Acı, hüzün ve gözyaşı... İnsan ne kadar kendi dünyasında aklında veya kalbinde yaşıyorsa yaşasın o reel Hayatın tokadını mutlaka yiyecektir. Düşlediğimiz hayatın bu bu dünyaya ait olmadığını o zaman bir kez daha anlamış olacağız... Hayatı romantize etmenin mantığı yoktur ancak hayatı güzelleştirebiliriz. Tabiki iyiliklerle....!!! Fatih ZEYREK
Hayata Dair
Film tavsiyeleri// bilm kurgu // aksiyon
`Hypnotic` (2023) // `hipnotik` zihin avı yönetmen koltuğunda `Robert Rodriguez`’in oturduğu, başrolde ise `Ben Affleck`’in yer aldığı, “`inception` ile `now you see me` arasında bir yerde takılayım” deyip zaman zaman ipin ucunu kaçıran `bilimkurgu-gerilim` filmi. film, kayıp kızını arayan bir dedektifin gizemli bir banka soygununu araştırmasıyla başlıyor. ama çok kısa süre içinde anlıyorsun ki mesele banka soygunu falan değil. mesele gerçeklik. daha doğrusu: gerçek sandığın şeyin ne kadarının gerçekten sana ait olduğu. film boyunca sürekli şu soruyla baş başa kalıyorsun: “`şu an izlediğim sahne gerçekten oldu mu?`” çünkü hikâye ilerledikçe: - hafıza - algı - hipnoz - zihin manipülasyonu birbirine karışmaya başlıyor. özellikle ilk yarısı oldukça sürükleyici. film sürekli yeni bilgi veriyor, yeni kapılar açıyor ve seyirciyi diri tutuyor.
Belirsizliklerden nefret ettikçe o belirsizliğin ta kendisi oldu. Onu matematikte anlatsam 1 = 0. Onu tarihte anlatsam kazananı belli olmayan bir savaş. Onu Türkçede anlatsam yüklemsiz bir cümle. Onu fizikte anlatsam hangi sıvıyla ölçüldüğü belli olmayan açık hava basıncı. Onu İngilizcede anlatsam simple present tense; normalde her zaman yaptığım ama yarın yapıp yapmayacağım belli olmayan şey. Onu felsefede anlatsam bir şeylerin olmadığını kanıtlamak zorunda kaldığım bir problem. Onu biyolojide anlatsam çekirdeği olmayan bir hücre. Onu kimyada anlatsam periyodik tabloda özelliği belli olmayan bir element. Onu hukukta anlatsam anayasada yazmayan bir kanun. Onu tıpta anlatsam teşhisi belli olmayan bir hastalık. Onu istatistikte anlatsam anlamlılık değeri çıkmayan bir sonuç. Onu bilgisayarda anlatsam tanımlanmamış bir değişken. Onu mantıkta anlatsam öncülü doğru ama sonucu belirsiz bir çıkarım. Onu edebiyatta anlatsam güvenilmez bir anlatıcı. Onu psikolojide anlatsam tanı kriterlerine uymayan bir ruh hâli. Onu sosyolojide anlatsam ait olduğu yer belli olmayan bir birey. Onu ekonomide anlatsam ne zaman düşüp ne zaman yükseleceği bilinmeyen bir grafik. Onu zamanda anlatsam başlangıcı ve bitişi belli olmayan bir an. Onu iletişimde anlatsam gönderilmiş mi gönderilmemiş mi belli olmayan bir mesaj. Onu hayatta anlatsam ne kalmış ne gitmiş biri gibi. Onu coğrafyada anlatsam pusulası kuzeyi göstermeyen bir harita. Onu astronomide anlatsam kütlesi var mı yok mu bilinmeyen karanlık madde. Onu şiirde anlatsam kafiyesi yarım kalan bir mısra. Onu müzikte anlatsam tonalitesi olmayan bir beste; ne majör ne minör, sadece gergin. Onu resimde anlatsam perspektifi olmayan bir tablo; bakıyorsun ama içine giremiyorsun. Onu tiyatroda anlatsam perdesi hiç açılmayan bir oyun. Onu sinemada
Reklam
Reklam