"Arada kalmışlar, hiçbir yere ait değiller."
İnanın bana, hayvanlarla yaşaya yaşaya hayvan gibi davranmaya başladım. Bu defa insanlar gibi olamıyor onlar gibi davranamıyorum, yaşayamıyorum insani ilişkilere uyum sağlayamıyorum. Hayvanlar ahlaklı, dürüst, yalan söylemiyorlar kandırmıyorlar, hile yapmıyorlar, kıskanmıyorlar, haset etmiyorlar, arkamdan iş çevirmiyorlar. Bu hayvanlara ait erdem ve değerleri insanlardan da beklediğim ve insanlarında hayvanlar gibi davranacağını sandığım için her zaman kazık yiyor, kandırılıyor, hayal kırıklığı ve zarara uğruyorum. sonrada tepki gösterip kavga etmek zorunda kalıyorum.... Bilin ki şu insan bir hayvanlaşsa dünya cennete döner....
Reklam
...burda yazdıklarımın hepsi, her şeyden önce kendi nefsime bir hatırlatmadır. Kimseye ders vermek için değil; unutan, hata yapan ve yeniden toparlanmaya çalışan kendime söyleyişimdir. Çünkü insan, en çok bildiğini yaşamakta zorlanır. Her cümlede önce kendimi uyarıyor, kendimi sorguluyorum. Eğer bir faydası olacaksa, önce beni değiştirsin. Rabbim, bize hakikati bilmeyi değil, ona teslim olmayı; doğruyu görmeyi değil, onunla yaşamayı nasip etsin. Bizi dünyanın geçici aldanışına kapılanlardan değil, huzuruna gerçek kazananlar olarak varan kullarından eylesin, bildiklerimizi yaşamayı, düştüğümüzde yeniden doğrulmayı ve bizi aldananlardan değil, gerçek kazananlardan eylesin. Amin.Ey nefsim! Dünya sana ebedi bir yurt değil; geçici bir konaktır. Aldanma, oyalanma, erteleme! Bildiğin hakikati yarına bırakma.çünkü yarının sana ait olduğuna dair hiçbir söz verilmedi. Ölüm ansızın gelir, hesap ise mutlaktır. Gün gelecek; perdeler kalkacak, gizlenenler ortaya çıkacak ve herkes kazandığıyla da kaybettiğiyle de yüzleşecektir. O gün "Keşke..." diye dövünenlerden değil; tevbe etmiş, Rabbine yönelmiş ve O'nun sonsuz rahmetine sığınmış kullarından ol. Çünkü gerçek kazanç, Rabbini razı etmiş bir kalple O'na kavuşabilmektir.
Gerçekten ait olanı tutmaya çalışmazsın; O zaten kalmak ister. 🌸
Alıntı
o güzel atlara binip gittiler
İyilik, doğası gereği sessiz, iddiasız ve savunmasızdır; kötülüğün gürültülü hırsları, bencil hesapları karşısında çoğu zaman çıplak yakalanır. Kalbini incitmekten korkarak yaşayanlar, vicdanını rehber edinenler, sanki bu hoyrat dünyaya ait değilmiş gibi erkenden göçüp giderler ya da kendi iç dünyalarının, kendi erdemlerinin mahkumu olurlar. İyilik yapmak, bazen bu bencil düzende kendi ellerinle kendine biçtiğin bir ceza gibidir. Dünya, kendi çıkarları için çarpışanların sahnesiyken; başkalarının yarasını sarmaya çalışanlar ya haksızlığın parmaklıkları ardında ya da anlaşılamamanın derin yalnızlığında mahkumiyete terk edilir. Yine de, her şeye rağmen, arkalarında bıraktıkları o solmayan çiçek kokusu, dünyayı tamamen karanlığa gömülmekten kurtaran tek şeydir.
Teknik bir ressam olan John Berger babası öldüğünde tabutunun başına geçer ve naaşının birkaç çizimini yapar. Bu onları anlattığı yazısında şu ifadeleri kullanır: Ağzını, kaşlarını, göz kapaklarını çizdikçe, kâğıdın beyazlığında bunların belirgin biçimleri çizgilerle doğdukça, bu çizgileri şimdiki hallerine getiren o tarihi ve deneyimi duyumsadım. Şimdi babamın hayatı çizmekte olduğum kâğıdın dikdörtgeni kadar sonluydu; ama kâğıdın içinde, herhangi bir çizimden çok daha sonsuz gizemli bir yolla, kişiliği ve alınyazısı doğmuştu. Ben bir kayıt tutuyordum; onun yüzüyse daha şimdiden hayatının bir kaydıydı yalnızca. Artık her çizim bir ayrılık sahnesinden başka bir şey değildi. ... Yaptığı çizimin uyuyan bir insana değil de bir ölüye ait olduğunu bütün insanların fark edeceğinden bahisle şu ifadeleri kullanır: Kimse uyuyan bir adama böylesi bir nesnellikle çizmezdi. Bir sonluluk var bu nitelikte nokta nesnellik, bir şeyi sona erdikten sonra geriye kalandır. ... Çizimlerden birini, çerçeveleyip çalıştığın masanın önündeki duvara asmak üzere seçtim. Babamın resmi ile babam arasındaki ilişki yavaş yavaş ve tutarlı bir biçimde değişti- en azından benim için değişti.
Reklam
Reklam