8/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 10:31
Umre ibadeti nedir ve nasıl yapılır? Bu ibadetteki fiil ve davranışların anlamı nedir? İşte elinizdeki kitapçık, bu tür sorulara az da olsa cevap verebilmek ve bu fırsatın iyi değerlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Umrenin yapılışı, ayrıntıya girilmeden -nerede ne yapılacaksa- basit bir anlatım ile adım adım açıklanmıştır. Umrenin şeklî birtakım davranışlardan ibaret kalmaması için, anlam olarak umre fiil ve davranışlarının açıklaması büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan kitapçıkta umre fiil ve davranışlarının anlamı da izah edilmeye çalışılmıştır.(kitaptan alıntı) İÇİNDEKİLER ÖN SÖZ 5 GİRİŞ ......................................................................................................................................7 BİRİNCİ BÖLÜM UMRE NEDİR? ...............................................................................................12 Umrenin Zamanı ....................................................................................12 Umrenin Fazileti ....................................................................................12 UMRENİN YAPILIŞI ....................................................................................13 I. İhram .....................................................................................................13 A. Niyet ................................................................................................14 B. Telbiye .............................................................................................15 C. İhram Yasakları ..............................................................................15 İhramlı iken Yasak Olmayan Bazı Fiil ve Davranışlar ................................16 Harem Bölgesine Giriş
Din
Umre RehberiEkrem Keleş · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 200826 okunma
Konstantiniyye'de salih bir kul defnolunacaktır.
Puan vermedi·377 syf.··
2025 27. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 01:43
Yemen'de adaletli bir melik, Tübba Düru deyû biri. Hastalık gelince bile "Allah" der sabreder, Halkının dilinde Eyyûb diye nam eder. Bir gün demiş dokuz vezirine kalkın gidelim Kudüs'le Mekke'ye, Hem İsa dinini öğrenmek hem Mekke'yi tavafa duralım diye. Almış asker ile vezirini varmış Mekke-i Mükerreme, Bir de görmüş ki kendisine sunulan ne izzet ne ikram imiş. Melik Tübba buna içten içe bilenmiş, Bu yurdu başlarına virane ederim, demiş. Veziri Semul Tübba'ya, hele dur Melik demiş, Ola ki bu topraklara, iki cihan serveri gelir de durur demiş. Melik Tübba'nın veziri Semul'ün yedi veya on iki göbek soyundan gelen Zeyd isimli torununun bir oğlu olmuş. Adını Halid koymuşlar. Halid 2. Akabe Biatı'nda Hz. Muhammed'e bağlılığını bildirerek canı pahasına da olsa onu koruyacağına yemnetmiş. Halid'in bir oğlu olunca oğluna, büyük büyük dedesi Semul'e Yesrib'de kalmasına imkân tanıyan Melik Tübba Düru'nun lakabı olan Eyyûb ismini vermiş. Yesrib halkı Halid'e, Eyyûb'ün babası anlamına gelen "Ebû Eyyûb" demişler. Mekke'den Yesrib'e (Medine) hicret eden muhacirlere ensar olmasından mütevellit Halid, "Ebû Eyyûb El-Ensarî" diye nam salmış. Ebû Eyyûb El-Ensari... Peygamberin mihmandarı. Mekke'deki zulmün arttığı, Müslümanların dinlerini yaşamak için vatanlarından hicret ettiği zor zamanların bir gününde, sıra Peygamber Efendimiz'e (sav) ve onun yakın dostu Hz. Ebubekir'e gelmiş. 8 günlük yolculuk sonunda Yesrib'e ulaşmışlar. Yesrib halkı Peygamberi büyük bir sevinçle karşılamış. Herkes onu kendi evinde ağırlamak için bir yarıştır tutturmuş. Peygamberimiz devesi Kasva'nın kendisini götüreceği evde konaklayacağını söylemiş. Kasva, yularından biri tutuyor da yön veriyormuş gibi bir süre ilerlemiş. Gitmiş gitmiş de Ebû Eyyûb El-Ensari'nin evi önünde bir anda durmuş. Peygamberimiz
Mihmandarİskender Pala · Kapı Yayınları · 202014,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·368 syf.··
2025 17. kitabı
İpek Yolu’ndan Afganistan’a: Erdem Bayazıt’ın Coğrafi ve Manevi Yolculuğu Üzerine Bir İnceleme Erdem Bayazıt’ın İpek Yolu’ndan Afganistan’a adlı eseri, Türk edebiyatının manevi coğrafya geleneğinde özgün bir yer tutan, gezi ve deneme türlerini iç içe geçirerek okuru tarihî bir rota üzerinden ruhsal bir arayışa sürükleyen bir başyapıttır. 1982 yılında Akabe Yayınları arasında yayımlanan bu kitap, yazarın 1981 yılında gerçekleştirdiği İran, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’a uzanan iki aylık yolculuğun izlenimlerini, gazete ve dergi yazılarından derleyerek sunar. Bayazıt, İpek Yolu’nun kadim yollarını bir metafor olarak kullanarak, modern dünyanın kaosunda kaybolan İslamî direnişi ve insanî dayanışmayı aydınlatır. Bu inceleme, kitabın tematik katmanlarını, üslubî inceliklerini ve kültürel yankılarını ele alarak, onun zamansız bir tanıklık niteliğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Kitabın temelini oluşturan yolculuk, fiziksel bir gezintiden ziyade, manevi bir hac niteliğindedir. Bayazıt, İpek Yolu’nu –ki bu, Doğu ile Batı’yı birleştiren eski bir ticaret ve kültür koridorudur– Afganistan’ın Sovyet işgali altındaki acılı coğrafyasıyla kesiştirerek, bir tür sembolik köprü kurar. 1970’li yılların sonunda patlak veren Afganistan krizi, yazarın ve çağdaşlarının –özellikle Cahit Zarifoğlu gibi– en yoğun ilgi odağı olmuş, İslam dünyasının kanayan bir yarası olarak betimlenmiştir. Bayazıt, bu bağlamda, mücahitlerin direnişini, mültecilerin çilesini ve yerel halkın inancını, bir “içeriden göz”le aktarır. Temalar, bireysel imandan kolektif kurtuluşa uzanır: Yazar, Batı’nın sömürgeci sessizliğine karşı, Doğu’nun ruhsal uyanışını savunur. Örneğin, Pakistan’daki mülteci kamplarının betimlemeleri, sadece bir savaş manzarası değil, aynı zamanda umudun tohumlarının atıldığı bir
Alıntı
İpek Yolu’ndan Afganistan’aErdem Bayazıt · Ketebe Yayınevi · 2018161 okunma
Puan vermedi·540 syf.··
2025 657. kitabı
Mekke Dönemi: Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1 – Bir Peygamber Portresinin Işıkları Celaleddin Vatandaş, Türk akademi ve düşünce dünyasının çok yönlü bir kalemi olarak, sosyolojiyi tarihle, felsefeyi inançla harmanlayan bir üsluba sahip. 1962 Kırşehir doğumlu bu profesör, İstanbul Üniversitesi Felsefe mezunu olarak başladığı yolculuğunu sosyoloji doktorasıyla taçlandırmış; Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaparken, modern çöküşlerden ulusal kimliğe, İslamî tefekkürden toplumsal eleştirilere uzanan eserler üretmiş. Vatandaş, kuru akademik dilin ötesine geçer: O, metinlerinde bir sosyologun keskin gözlemini, bir mütefekkirin derin sorgulamasını ve bir hikâyecinin sıcaklığını birleştirir. Mekke Dönemi: Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1 (Beyan Yayınları, 2015), onun siyer literatürüne kattığı en parlak halkalardan biri. Bu ilk cilt, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Mekke yılları üzerinden İslam'ın doğuşunu, vahyin ilk nefesini ve davetin zorlu sınavlarını ele alıyor. Yaklaşık 400 sayfalık bu eser, sadece bir biyografi değil; vahiy ile insanî çabanın dansını, zulüm altında filizlenen bir inancın manifestosunu sunuyor.Kitabın girişi, adeta bir sahne kurma ritüeli gibi. Vatandaş, Mekke'yi bir "kabile tapınağı" olarak resmederken, putperestliğin sosyo-kültürel köklerini sosyolojik bir mercekle inceliyor. Peygamber'in doğumu (571), yetimliği, evliliği ve Hira Mağarası'ndaki ilk vahiy (610), kronolojik bir akışla değil, tematik bir derinlikle anlatılıyor. Yazar, "Vahiy, elçiyi eğitmeden önce onu seçer" diyerek, Kur'an'ın iniş sürecini merkeze alıyor. Her sure, her ayet, Peygamber'in (s.a.v.) iç dünyasını şekillendiren bir tuğla olarak konumlandırılıyor. Alak Suresi'nin "Oku!" emriyle başlayan yolculuk, tevhid çağrısının ilk yankılarıyla genişliyor:
1000Kitap
Hz. Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti 1Celaleddin Vatandaş · Pınar Yayınları · 2018529 okunma
7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması sonrası Şerif Hüseyin ve oğulları Hicaz'da Osmanlıya karşı ayaklanır. Bu ayaklanma ile alakalı olarak eski arkeolog ve araştırmacı Lawrance bölgeye gönderilir. Cidde limanına inen Lawrance kısa süre sonra Faysal ile tanışır ve artık bu isyanı başarıya ulaştırabilecek Prensin kim olduğun anlamıştır. Eser Faysal ve Hüseyin Başta olmak üzere Avde gibi aşiret liderlerine kadar pek çok kişiden, onların aşiret yapılarından, bölgede hakim olan mevsim çöl şartları ve insanların kıyafetlerinden tüketim alışkanlıklarına kadar değinen önemli bir eser. Eseri okurken eserde adı geçen şehir ve kasabalara mutlaka haritada bakmanızı ve isyanın yönünü doğru anlamanızı tavsiye ediyorum. İsyan güneyde başlayıp kuzeye Akabe'ye kadar uzanıp oradan Şam'da İngiliz orduları ile bulaşıyor. Eserde beni en çok yaralayan şey ise Lawrancenin: "gittiğimiz her bölgede doğal müttefikler buluyoruz" sözüydü. Gerçekten de gittikleri her yerde Osmanlı'ya isyan etmeye hevesli ve istekli kabileler bulunuyordu. Akabe gibi önemli bir şehir dahi çok kolay ve nerdeyse kayıpsız Osmanlıdan alınmıştı. Temel sebebi bölgedeki Arapların sağladığı istihbarattı. Pek çok şehir kasaba köyün ve isyanın hikayesi. Bolca interneti kullandıracak, isyanı ve dinamiklerini anlamanızı sağlayacak önemli bir eser.
Çölde İsyanT. E. Lawrence · Kronik Kitap · 2023207 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 958. kitabı
Pakistan Dosyası: Bir Ülkenin İslami Dönüşümüne Dair Derinlemesine Bir İnceleme Cihan Aktaş, Türk edebiyatı ve düşünce hayatında kadın meseleleri, modernleşme süreci ve İslami perspektiften toplumsal analizler üzerine yoğunlaşmış bir yazar, mimar ve gazetecidir. 1960 doğumlu Aktaş, eserlerinde gelenek ile modernlik arasındaki gerilimleri, özellikle Müslüman kadının toplumsal rolünü ve tesettür gibi konuları irdelemesiyle tanınır. Bu bağlamda, 1987 yılında Akabe Yayınları tarafından yayımlanan Pakistan Dosyası, yazarın erken dönem araştırma-inceleme çalışmalarından biri olarak öne çıkar. 208 sayfalık bu eser, dönemin İslamcı düşünce akımının etkisi altında, Pakistan'ın sosyo-politik yapısını dosya niteliğinde bir bütünlükle ele alan önemli bir kaynaktır. Kitap, Pakistan'ın kuruluşundan 1980'lere uzanan tarihsel sürecini, İslami kimlik ve modernleşme çabaları üzerinden inceler. Aktaş, eserde Pakistan'ı bir "İslam devleti" modeli olarak konumlandırırken, Muhammed Ali Cinnah'ın seküler temelli bağımsızlık mücadelesinden General Ziya ül Hak'ın İslamlaştırma politikalarına kadar uzanan bir yelpazeyi ele alır. Özellikle, kadınların toplumdaki yeri, eğitim ve aile yapısındaki dönüşümler gibi konulara ağırlık verir; Müslüman kadının modernleşme kıskacındaki konumunu, hem yerel hem de küresel bağlamda sorgular. Bu inceleme, dönemin Pakistan'ındaki İslamcı uyanışı –örneğin, şeriat uygulamaları ve kadın hakları reformları– objektif bir gözle değerlendirirken, Batı modernizminin İslami toplumlar üzerindeki etkilerini eleştirel bir dille tartışır. Aktaş'ın mimarlık kökenli bakış açısı, eserde şehirleşme ve mekânsal dönüşümlerin toplumsal yansımalarına da kısaca değinmesini sağlar; örneğin, Lahor ve Karaçi gibi kentlerin İslamcı politikalarla şekillenmesini betimler.Pakistan
Pakistan DosyasıCihan Aktaş · Akabe Yayınları · 19874 okunma
Reklam
Reklam