Filistin Cephesi; 1 Kasım 1914'de İnglizlerin Süveyş'te Akabe'yi bombardımana tutmaları üzerine bu cephe açıldı. Bahriye Nazırı Cemal Paşa'nın idaresinde 1915'te yapılan Kanal Harekatı arka arkaya iki kez başarısızlıkla sonuçlandı. Bu bölgeye gönderilen Türk ordusu zayiat vererek Gazze'ye çekildi. 1917'de meydana gelen üç Gazze savaşından ikisini ordularımız kazandıysa da üçüncüsünde mağlup oldu. 1918 yılındaki Nablus Meydan Muharebesi'nde ise İngilizlerin oyununa aldanan Bedevilerin ihaneti neticesinde Türk ordusu bir yenilgi aldı. Bu yenilginin ardından ise Suriye, Filistin, Şam, Halep ve Beyrut elimizden çıktı.
Hicretten bir yıl evvel Müslüman olmuştu. Bu es-nada 15 yaşındaydı. İkinci Akabe Biati'nde tüm zorluklara direnme pahasına Resulullah'tan (sav) ayrılmayacaklarına ve canları pahasına Onu (sav) koruyacaklarına söz veren Medineli müminlerin en genciydi.
Bin beş yüzün üzerinde hadis nakletti. Onun hadis-i şerifler konusundaki hassasiyetinin anlaşılması için altmışlı yaşlardayken yaşadığı bir olayı hatırlayabiliriz.
Kalabalık bir ortamda evvelce duymadığı bir hadis işitmişti. Buna göre üzerinde kul hakkı bulunan kimseler doğrudan cennete gidemeyeceklerdi. Sözün gerçekten Peygamberimize (sav) ait olup olmadığını öğrenmek için bunu rivayet eden sahabeyle yüz yüze görüşmek istedi. Bir aylık yolculuğu göze alarak Medine'den Suriye'ye gitti. İlgili hadisi ilk ağızdan dinledi ve gönlü mutmain şekilde Hicaz'a dönüp başkalarını da bu ikazdan haberdar etmeye başladı.
"Şu iyilikleri yapmanın "sarp yokuşu çıkmak" olarak tasviri çok ilgi çekicidir. Bunlar insanın bayır aşağı kendisine bırakarak yapabileceği şeyler değil. İrade göstermek, kendini dizginlemek ve yokuş çıkmak gerekiyor. İlim de iyidir ve onun özü de nefis terbiyesidir. "
Arap-İsrail Savaşları
İsrail Devleti 1948’de kurulduktan sonra Arap devletleriyle 1948, 1956 ve 1967’de üç büyük savaş yaptı. Bu savaşlar İsrail ile Arap ülkeleri arasında var olan gerilimi daha da arttırdı.
İlk Arap-İsrail Savaşı İsrail’in kurulduğu 1948’de oldu. Mısır, Ürdün ve Suriye kuvvetleri ortak saldırıyla Tel Aviv’e 30 kilometre kadar yaklaşmış ancak sonrasında püskürtülmüşlerdir. 1949 başlarında savaş İsrail lehine sonuçlandı. 1956’da Mısır ve İsrail kuvvetleri arasında gerçekleşen ikinci savaşta İsrail, Sina Yarımadası ve Akabe Körfezi’ni ele geçirmiş, Sovyetlerin devreye girmesinden sonra Sina Yarımadası’ndan çekilmiştir.
Ancak en meşhur savaş 1967’de meydana gelen ve tarihe Altı Gün Savaşı olarak geçen mücadeledir. Bu savaş sırasında İsrail uçakları radara yakalanmamak için alçaktan uçmuş ve Mısır savaş uçaklarının bulunduğu havaalanlarını vurmuştur. 280 Mısır uçağı yerde, yirmisi ise havada imha edilmiştir. Aynı şekilde 20 Ürdün ve 50 Suriye savaş uçağı vurulmuş ve hava gücü tamamen etkisiz hale gelen müttefikler için yenilgi kaçınılmaz olmuştur.
Mekke’de emniyet ve selâmet kalmamıştı.
Ancak Hz. Peygamber, kendisinin yola çıkmasından önce hemşehrileri olan Müslümanların Medine’ye hicret hareketlerinin tamamlanmasını bekliyordu. Onun bu kararında bir şahsiyet ve ahlâk asaleti görmekteyiz. Şayet ‘Akabe anlaşmasının hemen arkasından, geride Müslümanları olduğu gibi bırakıp gitseydi,onlar burada mağdur duruma düşeceklerdi. Mekkeli idarecilerin asrımızda süper medeniyet seviyesine ulaşmış seküler devletlerdekinden daha iyi idareciler olmadıkları muhakkaktır. Müslümanların devamlı surette Mekke’den ayrılıp Medine’ye hareket etmeleri hergün biraz daha Hz. Peygamberin emniyet ve selâmetini tehlikeye düşürüyordu. Bu yüzden gizlice hicreti tercih eti. Hakikaten Müslümanlardan güçlü kuvvetli işe yarar kimseler tamamen gitmişlerdi. Nihayet suikast planı Hz. Peygamberin er yahut geç yapacağı şeye karar vermesinde âmil oldu.