İnsanların sürekli “daha az uyku, daha çok iş” girdabına sürüklendiği ve 4-5 saat uyumanın moda olmaya başladığı bu kapitalist dönemde, son derece faydalı bir bilimsel kitap okudum. Matthew Walker, “Niçin Uyuruz?” kitabında uykunun neden çok önemli olduğunu ve kendimizi uykusuz bırakarak nasıl kritik bir yanlış yaptığımızı araştırmalarla ortaya koymuş ve eklemiş: “İnsan, kendini mantıklı bir getirisi olmadan uykusuz bırakan tek canlı türüdür...”
Kısaca özetlemem gerekirse, Walker’a göre rutin olarak 6-7 saatten az uyumak bağışıklık sistemini mahvediyor ve kanser riskini ikiye katlıyor. Koroner damarların tıkanması ve sertleşmesi ihtimalini arttırıyor. Felce, diyabete ve kalp rahatsızlıklarına bir adım daha yaklaştıyor. Uyku bozukluğu, alzheimer, depresyon, anksiyete ve intihara zemin hazırlıyor.
Sportif açıdan bakıldığında ise, fiziksel bitkinliğin başlama süresi %10-30 arasında kısalıyor ve aerobik randıman düşüyor. Uzuv uzama kuvveti, dikey sıçrama yükseliği ve sürdürülebilir kas gücünde önemli düşüşler gözleniyor. Laktik asitte hızlanma, oksijen satürasyonunda düşme, kandaki karbondioksit miktarında yükselme bunları izliyor. Performans sonrası uyku ise, yaygın görülen iltihaplanmalarda iyileşmeyi hızlandıyor, kas onarımını arttıyor ve hücresel enerjinin glikoz ve glikojen biçiminde depolanmasına yardımcı oluyor.
Tüm bunların yanında, yeterli uykuyu alamamış bir birey, gün içinde mikrouyku denilen konsantrasyon kayıpları yaşıyor. Bu mikrouykular, araba kullanımı esnasında gerçekleştiğinde büyük kazalara neden olabiliyor. Hatta, yapılan bir araştırma, sabah erken saatte kalkıp geç saatlere kadar uyanık kalan birinin, 0,008 promil alkol almış biri kadar konsantrasyon kaybı yaşadığını ortaya koymuş.
Ayrıca Walker, uykunun REM ve NREM adı verilen ve doksan dakikada