Şimdi çıksam evden, atlasam bir taksiye, doğru abime. Çok şaşırır, yüzü bembeyaz olur korkudan. Ne oldu? Gecenin bu saatinde? Tülay ipek geceliğinin eteklerini savura savura gelir, güzelim, üzme kendini, olur bunlar karıkoca arasında. Ne olduğunu bilmiyorsun ki Tülay?
Bilmediğin bir şeyin olup olmayacağını ne biliyorsun?
İşte o akşam aşka çok yaklaşmıştık. Bana biraz daha uzun sarılsaydın; ahşap evlerin loş ışıklı pencerelerinden, sokak lambasının ışığında büyüyen gölgelerden çekinmeyip beni öpseydin; aşkı ertelemeseydin, belki de beni kurtarmış olacaktın. Gözün iki büklüm evlerin pencerelerine takılınca hemen uzaklaştın benden.
Beraberlik canlı ise ayrılmanın bir gerilimi, gerilimin de bir tarihi vardır. Sizin kastettiğiniz an, o halatın koptuğu andır.
Ama beraberlik ölü ise, ayrılmak, çürüyen iki parçanın birbirinden zahmetsizce kopması demektir. Çürümek acı vermez, ölü olan çürür.
Çürüdüğünü anlatmak kolay değil, ölü olduğunu
ikrar etmek ise çok zor.