sema

sema
. .
Resim-İş Öğretmenliği / Grafik Tasarım
11 Kasım
276 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Sesli Harfler
Sen, o benim, daha ne duruyorsun aşk kelimesi Burası ben, gene bir sevdaya çağrıldı o yer İnanma elimi deniz, ağzımı bulut ettiğime Ağzım da, ellerim de dünyaya göre Günüm aydınlıkla biter. Tut ki ben her türlü görünmenin apayrısı Gün günden sevdaya benzer Bir adam düşünülsem şapkası maviyle gelen Bir ekmek koparılsam işte o sıra Benzer mi benzer sevdaya Bir duruşum var çevresi gözlerinden. Seni yanımda gezdiriyorum aşk kelimesi Uyanık, duygulu, her günkü yanımda Bilmem ki ne yapsam, ne etsem bu sevinirliği Kendimi görmeye parklara gidiyorum Kiminin bana kiminin çaresizliğe elleri. Kaçsam o da bir türlü karanlık şimdi Ne kadar aynı bir dünyadayız seninle Aşka, döğüşe, maviye yetmek için Biriyim, cesurum, var mısın ellerime Bir başka sabaha kadar içelim.
Sayfa 212·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evli Misiniz ya da Tunus Çok Mahremdir
Onu ne kadar sevmek bazı sularda Bazı evlerde, bazı kayboluşlarda biraz Bakılıp tutulan gibi bir bir ellerin çarşısında Bir tabak, bir örtüye kolunu çarptırarak Oysa her türlü silahlarla biraz sıkıntı Sanırım çok belli bir küçümseme ölü dudaklarında Ya da giderek belki bir avuç susmayla oradan Koşulup aşka yazılmak en iri puntolarla Böyle ansızın işte yetişip sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza. Ben ilerlemiş çiçek, biraz başkalık Çok yerli bir gülümseme cami avlularında Gelinip bulmak gibi sonra çocuklar, çocuklarla Bir yüzü, bir korkuyu yıllarca sevişmiş olarak Olarak pek eski bir odanın aşınmış koltuğunda Gidilmiş subaylarla yok, durulmuş gelinlerle toy Aç kapaklı bir kutu, çal çıngıraklı bir saat Yani her sabah uğrayan evlerin çokluğunca Böyle ansızın işte her yerden sana gelmek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza. İyiydim, karşı karşıydım bir nihilist bakışıyla Oysa gel uyaklı bir göz, git konuşmalı bir ayak Olup da olmamak sanki en açık anlamında Ya da her türlü silahlarla biraz buluşmak Buluşup ayrılmak hemen o mağra baskınında Bu kaçıncı eşkıya, çıkarın gözlerimden istemem, gittiğin öyle donmasın bakışlarda Bir tiren, bir tiren daha; hızında bir daha öpmek Yani pek bulunmayan uyurken kanımızda Değil ki ansızın işte bir evrene büyümek Seni bu kadar sevmek suç ve ceza.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Münacaat
Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem'e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi. Çeşme var, kurnası murdar yazgım kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde bir şeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor Bir de seni ekliyorum susuşlarıma Selamsız saygısız yürüyelim sokakları Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar Adını bilmediğimiz dostlar kalır yalnız Yüreğimize alırız onları, ısıtırız Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam Gidersen kar yağar avuçlarıma Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
nefes
dağın uykusuna, kuşun gözüne, sabahın sesine, taşıdım seni. kerem’in yaralı, ince dizine, ırmağın yasına taşıdım seni. canın içinden, canımı duyan, canımın içine taşıdım seni. elma kabuğunda, nar tanesinde, gizlenen mermere taşıdım seni. gecenin ördüğü, gün kafesinde, dolaşan kedere taşıdım seni. canın içinden, canımı duyan, canımın içine taşıdım seni. arının yazına, kışın otuna, yaprağın güzüne taşıdım seni. yürekten yüreğe mekik dokuyan, sevginin göçüne taşıdım seni. canın içinden, canımı duyan, canımın içine taşıdım seni.
Sayfa 330