Sorunu kendinde görmeye başlamak ölümcül bir alışkanlıktır, kendi kendinin kurbanı olmuşsundur, işin kötüsü en yakınındakiler bile bunu farkettiklerinde sana acımasız olmaktan, hakkını yemekten çekinmezler, ne yaparlarsa yapsınlar onları suçlamayacağını bilmelerinin rahatlığındadırlar.
mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler. Mum karanlığın içinde süzülen, narin ruhlu insanların duyabildiği, içli ve ağır bir şarkıdır. Mum yakan kadınlar, hayallerinden vazgeçmeyen kadınlardır.
Zihnimizin de böyle penceresiz, dar odaları var; hiç yaşanmamış olmasını dilediğimiz kötü hatıraları oralara kapatıyoruz ve kapısına asma kilitler vuruyoruz. Sonra bir an geliyor, kısacık bir an, bir karşılaşma belki, yahut bir fotoğraf, bir şarkı mesela, bir film afişi, tam o anda kalın asma kilitler bir örümcek ağı kadar kolayca dağılıveriyor, kendimizi pat diye o acı hatıranın içinde buluveriyoruz. Kötü hatıralara kilit vurulmaz.