— Ne dedi?
- Korkuyormuş, hem haklı...
Ne bilsin İnsanoğlu görmeden sevmeyi Ragıp abi, gözlerin esiri olmuş kalp, suretin aldatıcı ışığında, ruhun derin gölgelerini unutan bir mahkûmun konformizmine erişmiş.
- Göç mü ediceksin?
- Bir harita değil bu sol yanımdaki. Kendimi ararken kaybettiğim bir yol. Coğrafya kader değilmiş Ragıp abi, hele toprak hiç değil. Bazen bir çift ahu gözün sınırında başlar insan. Ve bir vazgeçişin haritada işaretlenemeyen karşılığıdır kalp.
— Son kadehe ne koymalı peki?
Belki birkaç kelime...
“Keşke”, “kimse”, “kırılma”, “kabul”.
Ve en sona,
suskun bir “ah”.
Ali Osman Akış