Puan vermedi·16 syf.··
2026 80. kitabı
Hikayenin kahramanı 10 yaşındaki Elif. Okulda bir dans yarışması var ve seçmeler yaklaştıkça Elif’in içini inanılmaz bir kaygı kaplıyor. "Ya yapamazsam, ya herkes benimle dalga geçerse?" diye diye öyle bir strese giriyor ki, sırf okula gitmemek için hasta numarası bile yapıyor. ​Tam o sabah, şans bu ya, en sevdiği kırmızı ayakkabısının ökçesi kırılıyor! Elif de istemeye istemeye, bir gün önce ninesinin eski sandığında bulduğu atmak için çıkardıkları gümüş ayakkabıları giymek zorunda kalıyor. Ama o ayakkabılar sıradan birer pabuç değil; Elif’i sadece dans pistine değil, kendi içindeki cesareti keşfedeceği harika bir yolculuğa çıkarıyor. ​Özgüven ve kaygı üzerine o kadar sıcacık bir hikaye ki... En çok da çocuklara "Sihir aslında senin içinde" mesajını gözlerine sokmadan, çok doğal bir şekilde vermesini sevdim. Gümüş ayakkabılar aslında Elif’in kendi içindeki o saklı cesareti ve yeteneği temsil ediyor. Bazen ihtiyacımız olan şey dışarıdan bir mucize beklemek değil, sadece kendimize birazcık inanmak, değil mi? ​Kitabın dili su gibi akıyor, çizimleri ise insanın içini açıyor. 7-10 yaş arası çocuklar kendileri rahatça okuyabilir. 5-6 yaş grubu için de bir büyüğün sesinden dinlemek harika bir deneyim olur. Özellikle yeni şeyler denemekten çekinen, "Ben bunu hayatta beceremem" diye kaygılanan minikler varsa, bu kitaba bayılacaklardır...
Gümüş AyakkabılarSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202519 okunma
Kitap yorumum
10/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Merhaba Arkadaşlar, bugün sizlere içimde derin izler bırakan, duygu yoğunluğu yüksek bir şiir kitabıyla karşınızdayım. Canan Şahin'in "Yalnızlığımı Sustum" adlı şiir kitabı; yalnızlığı, kırgınlıkları, içsel çığlıkları ve insanın kendi ruhuyla verdiği mücadeleyi anlatan etkileyici bir eser. Bu şiirleri okurken zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman kendimi satırların içinde buldum. Özellikle yalnızlık ve içsel sessizlik duygusu kitabın her sayfasında derinden hissediliyor. Kitapta yer alan şiirler kısa ama anlam bakımından oldukça yoğun. Her şiirde yazarın yaşanmışlıklarını, kırgınlıklarını ve ruhunun en derin tarafını görmek mümkün. Kelimeler bazen bir gözyaşı gibi akıyor, bazen de insanın içine işleyen sessiz bir çığlığa dönüşüyor. Özellikle yalnızlık temasının bu kadar samimi ve gerçek bir şekilde anlatılması kitabı daha da etkileyici hale getiriyor. Bu kitap bana duyguların bazen konuşmadan da anlatılabileceğini hissettirdi. Eğer siz de duygu yüklü, insanın iç dünyasına dokunan şiir kitaplarını seviyorsanız bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Bize böylesine içten ve anlamlı bir eser sunduğu için değerli yazarımız Canan Şahin 'e teşekkür ediyor, kaleminin daim olmasını diliyorum.
İnceleme
Yalnızlığımı SustumCanan Şahin · İkinci Adam Yayınları · 20263 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·208 syf.··
2026 87. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:28
Bu romanlarda deniz sadece deniz değildir. Açlığın, yoksulluğun, inancın, öfkenin ve hayatta kalma inadının içinde dalgalandığı başka bir şeye dönüşür. Ahmet Büke’nin Deli İbram Divanı kitabını okurken bende en çok bu his kaldı. Ege’nin kıyısında geçen, balıkçıların, yunusların, yoksulluğun ve delilik diye kenara itilen insanların dünyasını anlatan bu roman, kısa olmasına rağmen oldukça dolu bir metin. Ahmet Büke’nin öykücülüğünden gelen güçlü bir anlatı damarı var. Bunu romanda da hissettiriyor. Dil yer yer masalsı, yer yer sert, yer yer de eski bir deniz hikâyesi dinliyormuşsunuz gibi akıyor. Denizcilik terimleri, Ege havası, yunus avı, balıkçılar, dalyanlar, yoksulluk, açlık ve doğayla kurulan o mecburi ilişki romanın atmosferini iyice güçlendiriyor. Okurken zaman zaman Halikarnas Balıkçısı’nı hatırlatan bir hava sezdim; ama Büke’nin dili daha politik, daha sınıfsal ve daha içten bir yerden ilerliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri bence “delilik” kavramına yaklaşımı. Deli İbram sadece aklını yitirmiş biri gibi okunmamalı. Bazen toplumun deli dediği kişi, aslında herkesin sustuğu yerde itiraz eden kişidir. Yerleşik düzene, haksızlığa, açlığa, devletin ve güçlülerin dayattığı kurallara karşı kendi bildiği yerden direnen bir karakter var karşımızda. Bu yüzden romandaki delilik bana bir eksiklikten çok, başka türlü bakabilme hâli gibi geldi. Yunus avı meselesi de kitabın vicdan tarafını taşıyor. Halkın kutsal gördüğü, neredeyse masalsı bir anlam yüklediği yunusların devlet teşvikiyle avlanması romanda sadece tarihsel bir bilgi olarak durmuyor; insanın doğayla, inançla ve geçim derdiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi de gösteriyor. Açlık bazen insanı kutsal bildiği şeye bile el uzatmak zorunda bırakıyor. Büke’nin romanı en çok burada güçleniyor bence: Kimseyi
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,854 okunma
9/10
·288 syf.··
2026 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:58
merhaba, agatha christie’nin paraya ihtiyacı olduğu için yazdığı “profesyonel ilk yazım” dediği kitabı. açıkçası bunu biraz hissettiriyor çünkü diğer kitaplarında olduğu gibi direkt olayın içine dalmıyoruz. bayağı diyaloglu ve olayı başlatacak ilk adımları dahi uzunca anlattığından kitabı yarılıyorsunuz. sonrasında da akıyor her zaman ki gibi. açıkçası katilleri tahmin ettim ama zaten bence agatha’nın asıl olayının katili bulmaktan ziyade olayın nasıl ince ayrıntılarla çözüme kavuştuğunu okumak. yine çok keyif aldığım bir okumaydı.
Mavi Trenin EsrarıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20063,491 okunma
Sürükleyici bir Macera- Garip Kahramanlar
8/10
·755 syf.··
2026 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:48
Üç Silahşör romanının en güçlü yanı olay örgüsünün mantıksal kusursuzluğu veya epik kahramanları değil inanılmaz akıcılığı. Yazarın diğer romanlarında olduğu gibi bu kitabında da sayfalar okurken su gibi akıyor ve size gereken tek şey zaman. Bu akıcılığa polisiye gizem ve sürekli aksiyon hali de eklenince inanılmaz sürükleyici oluyor ve oldukça seri bir okuma sunuyor. Öte yandan kitapla tanışmadan önce birçok filmini ya da uyarlamasını izlemiştim ve hep şunu merak etmiştim neden Üç Silahşör, Dartagnan ismi neden başlıkta geçmez, çünkü ana karakter filmlerde hep oydu. Kitabı okurken bu sorunun yersiz olmadığını gördüm, zira kitapta da aynı sorunsal devam ediyor. Aslında ana hikaye üç silahşörün hikayesi değil Dartagnan'ın hikayesi. Yine yazar dört silahşör özelinde bize müthiş erdemli, şerefli, sadık, cesur kahraman imajı çizmeye çalışmış fakat kahramanları tanıdıkça aslında onların cesur sıfatı dışındakilerini pek de hak etmediğini anlıyoruz. Anladığım kadarıyla yarattığı karakterleri çok seven yazar, onları bir çeşit yazar koruması altına almış ve yaptıkları her şeyi okuyucuya kahramanlık olarak yedirmeye çalışmış, onların ciddi sorunlu karakterlerinin ve hareketlerinin etik ve ahlaki yönlerini sorgulamadan geçiştirivermiş. Kahramanlarımız uşaklarını horlamaktan, onları, kendilerine güvenen dostlarını ve başka insanları çıkarları uğruna kullanmaktan, yine onların hayatını göz göre göre tehlikeye atmaktan, ikili oynamaktan, yeri geldiğinde vatan hainliği yapmaktan, yeri geldiğinde düşmana yaltaklanmaktan bir an olsun geri durmayan, hırslı, bencil, şan şöhret düşkünü, çıkarcı, fırsatçı, her yaptıklarına bir kulp uyduran birer karakter aslında. Aynı şekilde, kitap bize kahramanlarımızın adil kişiler olduklarını ve çoğu zaman adalet aradıklarını anlatıyor gibi, fakat
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:12
Bir ev düşünün. Duvarları aynı kalsın, pencereleri aynı kalsın ama içinden geçen insanlar değişsin. Çocuklar büyüsün, savaşlar yaşansın, teknolojiler icat edilsin, aşklar başlasın ve bütün bunlara sessizce tanıklık eden bir canlı olsun. Alex Howard’ın Hayalet Kedi romanı tam olarak bu evrende şekilleniyor. 1902 yılında ölen Grimalkin isimli bir kedinin hikâyesiyle başlayan roman, sıradan bir anlatım olmaktan çok uzak. Grimalkin, hayalet bir kedi olarak aynı binada yaşamaya ve yaklaşık 120 yıl boyunca farklı insanların hayatlarına tanıklık etmeye başlıyor. Bir insan ömrüne sığmayacak kadar uzun bir zaman dilimi, bir kedinin meraklı gözlerinden aktarılıyor. Kitabın en etkileyici yanı büyük olayları değil, küçük anları anlatması. Tarih kitaplarında yer almayan sevinçler, yalnızlıklar, kayıplar ve umutlar sayfalar boyunca sessizce akıyor. Çünkü yazarın asıl derdi savaşları ya da teknolojik gelişmeleri anlatmak değil; bütün değişimlerin ortasında insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulamak. Grimalkin’in gözünden baktığımızda fark ediyoruz ki insanlar gelip geçiyor, evler el değiştiriyor, şehirler dönüşüyor. Ama sevgi, özlem ve aidiyet duygusu her dönemde aynı kalıyor. Zamana, hatıralara ve hayatın geçiciliğine dair düşünmeyi seven okurlar için yazılmış bir roman diyebilirim. Son sayfayı kapattığımda tarihe not düşülmüş olaylar ya da buluşları düşünürken değil, arkasında bıraktığı duygulara odaklanmış halde buldum kendimi. Bu tarz okuma deneyimlerini sevenlere tavsiyem olsun. “Bir kedinin gözünden geçen bir asır, bazen onlarca insanın kelimelerinden daha fazlasını anlatabilir.” Hayalet Kedi
1000Kitap
Hayalet KediAlex Howard · The Kitap Yayınları · 202696 okunma