Zweig bize yine duygularımızın sahiciliğini sorgulatıyor. Bu defa masaya kocasını aldatan bir kadının "korku" duygusunu yatırıyor ve bu duygunun adeta röntgenini, MR'ını, tomografisini çekiyor, didik didik ediyor ve 70 sayfa içerisinde bu duyguyu bize adeta yaşatıyor. Sanıyorum bir insanın bir duyguya en yakın olduğu anlar Zweig'ın anlattığı şekliyle yaşadığı anlar, ikinci en yakın olduğu anlar ise Zweig'ın yazdıklarını okurken yaşadığı anlardır. Bizim gündelik hayatta yaşadığımızı sandığımız duygular muhtemelen bunların yanında saman alevi gibi yanıp sönüveren yalancı ve kısa birtakım hislenimler olsa gerek.
Bir suç, bir günah, bir hatanın cezası ne olmalıdır sorusu hakkında bizi düşündüren bir kitap. İnsanın yaşadığı vicdan azabı mı daha gerçek bir cezadır, yoksa bir başka insanın keseceği herhangi bir ceza mı?
Modern dünya içerisinde her şeyimiz gibi duygularımız da sahte hale geldi. Bakalım bir gün Zweig'ın anlattığı şekliyle bir duyguyu yaşamak bahtiyarlığına erebilecek miyiz?...