"Bir Türk olarak hepimizin görevi, binlerce yıl ötesinden gelen, çok geniş ülkelere yayılan ve bütün savaşlara, göçlere ve yabancı dillerin ağır etkilerine karşın varlığını koruyabilen Türkçeye bugün de gereken özeni göstermek, onun yabancılaşmasını engelleyerek gelişmesini sağlamaktır. "
Di çarçoveya behsa temsîlkirina kurdan di sînemayên biyanî de, sînorên di navbera metafor û mêtonîmiyê bi hêsanî radibin. Gelek caran, rastiyên civakî an jî polîtîk ên kurdan, bi rêya nîşandana "parçeyekî" xirab tên sero-binkirin. Bo mînak, mijarên li ser "jinkuştin û feodaliya kurdan" di sînemaya neteweyî ya Tirkiyê de pir caran wekî mêtonîmî/parçeyekî ne baş a rastiya kurdan tê bikaranîn û "kurdînî" wekî feodalîteyeke kevneperest tê nîşan-dan. Di gelek fîlmên tirkan de (5), "jinkuştin" (ew dibêjin namus cinayeti), "axaftina bi aksan ya bi tirkî", "bêfamî/cahilî", "destkurtî û feqîrî", "tund û tûjiya olî" û “cil û bergên kurdî wekî kodên feodalbûn, ango paşdemayîna kurdan tên bikaranîn û bi vî awayî dibin amrazê biçûkkirin/biçûkdîtina kurdan.
Bu benim anadilim bir denizdir; derinliğiyle, gözün erişemeyeceği genişliğiyle, sınırsız gücü, güzellikleriyle... Dibinde gün görmemiş inciler yatar; üstünde binbir rengin çalkantısı var.
Bu benim denizim Türk insanının içliliğinin, duyma, düşünme gücünün, dünyayı görüşünün en iyi yansıtıcısıdır; onun çektiklerini, duyduklarını, özlediklerini dile getirir. Türkçeye eğiliniz, tek tek sözlerine bakınız; onlarda Türkün bilgeliğini görecek, yüzyıllar boyunca doğayla içiçe geçen yaşamını öğrenecek, sevgisini, yaradılışının yüksek değerlerini sezinleyecek, bu sözlerin birçoğunda şiir tadı bulacaksınız. Bunların yanı sıra insana, doğaya, yaşama ilişkin binlerce gözlem çıkacak karşınıza...
Öte yandan ,daha XI. yüzyılda Divan'da geçen ve insanın (bu sözde insan etinin) sağlıklı iken değerli olduğunu anlatan, Kişi eti tirigle tatır(tatlıdır)(III 257 ) " Bu satırdan ne anlamalıyız? Gençlerin anladığını söylemek isterim.
" Sağlıklı insanın eti yenebilir"
Bu cümle detaylı açıklanmalıydı kitapta.