Aksinya beş yıl önce neyse yine oydu; yalnız biraz daha sıkılgan, biraz daha soğuktu. Gregor onun rüzgâr altında oynaşan kıvrım kıvrım, ipek gibi ense tüylerini, beyaz yazmasının kenarlarını her zamankinden daha canlı görüyordu...
Gregor uyuyakaldı. Rüyasında kendini Aksinya ile yüksek ekinler arasında yürürken gördü. Aksinya kollarında dikkatle bir çocuk taşıyor ve ışıl ışıl gözlerini dikmiş, hiç ayırmadan Gregor’a bakıyordu. Gregor kendi yüreğinin gümbürtüsünü, ekinlerin hışırtılı türküsünü duyuyordu; tarla sınırlarını çevreleyen pırıl pırıl kenar otlarını, göğün parlak mavisini görüyordu. Aksinya’yı yeni baştan o eski, o insanı tüketen aşkıyla seviyor, onu bütün varlığıyla, yüreğinin her atışıyla sevdiğini hissediyordu. Ama aynı zamanda, bunun gerçek olmadığını, gözlerinin önündeki renklerin, rüya âleminin ölümlü boyaları olduğunu da anlıyordu. Buna rağmen rüyasında seviniyor, bunu gerçekmiş gibi kabul ediyordu.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aksinya yarı yarıya yıkılmış eve, hayırsız otlar, bodur çalılar bürümüş avluya göz gezdirirken, yüreği burkularak, “Gitmeyeceğim,” dedi kısaca.
Aksinya öfke gözyaşlarını tutmaya çalıştı, gerçekleşmeyen umutlarını belli belirsiz kafasından geçirirken, bir kez daha rüzgârın önünde savrulan yaşamına ağlayarak, kesik kesik hıçkırdı.
Aksinya, burun kanatları hırsından titreyerek, “Şimdi de canın huzurlu bir yaşamı çekiyor, öyle mi?” diye sordu. “Kendini çiftliğe vermek istiyorsun. Çocukların olsun, çamaşırlarını yıkayacak, sana yemek yapacak bir karın da olsun istersin herhalde, değil mi?”
Aksinya..
—Dokunsalar ağlayacağım ama dışımdan kahkahalar atıyorum.