İnsanlar olarak, kendimizi varsayımsal durumlarda hayal edebilme yetisiyle kutsanmışız, geçmişi ve geleceği düşünebili yoruz, işlerin farklı gidebileceği başka gerçeklikler ve durumlar hayal edebiliyoruz. Bu tekil zihinsel beceri nedeniyle, diyor Bec ker, hepimiz bir noktada kendi ölümümüzün kaçılmaz olduğu nu fark ediyoruz. Gerçekliğin farklı çeşitlemelerini kavramsal- laştırabilen bir hayvan olduğumuz için de, içinde kendimizin olmadığı bir gerçekliği hayal edebilen tek hayvanız.
Ölüm bizi korkutur. Bizi korkuttuğu için de onu düşün mekten, hakkında konuşmaktan ve hatta bir yakınımız ölse bile, varlığını kabul etmekten kaçınırız. Yine de, tuhaf, tersine bir yoldan, hayatın tüm anlamının gölgesinin ölçüldüğü ışık ölümdür. Ölüm olmasa, her şey sonuçsuz, tüm deneyim keyfî, tüm ölçütler ve değerler aniden sıfır olur.
Biz yokuşu çıkarken Josh da aşağı iniyordu. Yemek yemek isteyip istemediğini sordum, istemediğini söyledi. Onu daha sonra nerede bulabileceğimi sordum. Gülümsedi, “Hakikati kendin için ara, seninle orada buluşuruz,” dedi.
Keşfettiğim tam olarak sezgilere aykırıydı: Bağlanmada özgürlük ve kurtuluş vardı. Benim için gerçekten önemli olanı seçtiğim zaman, alternatifleri ve akıl oyalayan seçenekleri geri çevirmekle olanaklarımın arttığını gördüm. Bağlanmak size özgürlük kazandırır çünkü önemsiz ve
gelip geçici olan şeyler artık aklınızı çelmez. Bağlanmak size özgürlük verir ve dikkatinizi, odaklanma yeteneklerinizi bilir, sizi sağlıklı ve mutlu yapacak olan en verimli şeylere yönelme nizi sağlar. Bağlanmak bir şeyleri kaçırıyor olma korkularını dışlayarak karar vermeyi kolaylaştırır; elinizde olanın sizin için yeterince iyi olduğunu biliyorsanız, neden daha ve daha fazlasını kovalayarak stres içinde kalacaksınız? Bağlanmak bilerek az sayıda önemli amaca odaklanmanızı sağlar, böylece daha başarılı olursunuz.